Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '07

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
413
 

Dostluk

Dostluk
 

Hiç farkettiniz mi bilmiyorum ama dostluklarda, arkadaşlıklarda daima kendimize benzeyen kişilik ve karakterde olan veya yakın benzeri kişiliklerde olan insanları seçeriz. Paylaşımlarda müştereklerde buluşabileceğimiz insanları tercih ederiz. Arkadaşlıktan dostluğa giden yol daha derindir. Paylaşımlar arttıkça, bu zaman ve sürece bağlı olarak daha bir derinleşir. Paylaşılan acılara, üzüntülere, sevinçlere birebir ortak olunur. Bu oluşumda karşılık beklenilmez hesapsız kitapsız ve en yalın halidir sevginin. “ben onun adına ne yapabilirim vardır” diğer türlüsünü düşünmek bile istemiyorum zaten adı dostluk da değildir. Bazen bu ilişki yara alır, Pir Sultan Abdala atılan “Gül” atılır dikenlerinin olabileceğinin farkında olunmadan. Anlar hemen dostunun bakışlarından attığı gülün dikenlerinin canını nasıl acıttığını. Ama atmıştır bir kere ok yaydan çıkmıştır. Derinlerde hisseder dostunun kaybetme korkusunu, bütün mahzun, mahçup haliyle uzatır ellerini dostuna özrünü diler.Biliyordur dostu Af dileyinin affedenden büyük olduğunu ve affeder. Bu tür olaylar o dostluğu daha bir perçinler sanki, bağlara kopmamacasına daha sıkı bir düğüm atar. Bir konuda daha anlaşılmışlık duygusu ile daha bir kuvvetlendirir.

Bütün duygularımızın cinsiyeti olmadığı gibi dostluk duygularımızında cinsiyeti yoktur ve bazen gırgırına-şamatasına deriz hani kız kıza, erkek erkeğe oturuyoruz diye. Dostumuzun Sorunlarını dinlerken, sevinçlerini paylaşırken, O içten duygu paylaşımlarımda gerçektende cinsiyet kaybolur, duygular ve aklımız en yalın haliyle karşımızdaki insanı anlama derdine düşmüştür çunki.

Adına dost dediğimiz bu insan artık sanki diğer yarımız gibi olur geçen yıllar içinde..

Bazen yıllarca, aylarca görüşme imkanın olmaz savrulursunuz hayatın karmaşasında, fakat olur ya bir gün aniden bir köşe başında, bir sokakta, bir cafede gördüğünde birden sarılırsın kaybolan yılların acısını çıkarırcasına ve sanki dün ayrılmışçasına başlar konuşmaya yürekler dünden bıraktığı konuları bugünden konuşmaya.

Görüşmeler ve buluşmalar sanki diğer yarının yeniden buluşması gibidir her seferinde.

Aksi olduğunda iki taraf içinde bir kayıp söz konusudur. Bu kayıp maddeyle değer biçilemeyecek bir kayıp olduğu gibi Blançosuda koca bir yalnızlık ve boşluktur. Artık eşini, cocuğunu, sevgilini, kızıp küfrederk anlattığın patronunu, evde yaktığın yemeği anlatacağın bir kişi yoktur.

Gece bir yarısı veya günün herhangi bir saatinde ne düşünür demeden, telefonu açtığında“sana ihtiyacım var “ demeden “sesin çok kötü geliyor hemen geliyorum nerdesin” diyen bir dost yoktur…. Bütün utanç duygularını aklına getirmeden, ne anlar demeden, yanında her konuyu sesli düşündüğün ve seni her şeyinle paylaşan, seni sen olduğun için kabul eden seven bir dost yoktur.

Arada bir yanılgılarımız olsada…!

Kaçtane olmuştur böyle dostumuz ve olacaktı!!. Bilemeyiz. Ama bildiğim bir şey varsa oda böyle bir dostu bulunca kadrini kıymetini bilmek... Her şeyin sahte, yalan olduğu bu yaşantımızda böyle dostluklar yaşamamız dileği ile..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

dostluğu öylesine güzel anlatmışsınız ki tebrik etmek istedim, elinize sağlık...

Zevzek 
 26.08.2007 4:36
Cevap :
Ben teşekkür ederim.Aranıza yeni katılan birisi olarak, Güzel yorumlarınızla beni yüreklendiriyorsunuz. sevgilerimle.  26.08.2007 21:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 881
Kayıt tarihi
: 19.07.07
 
 

1963 doğumlu, Anadolu Üniv. İşletme Fakültesi mezunuyum. Kamuda orta düzey yönetici olarak çalışı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster