Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Nisan '15

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
102
 

Dostum, ümidim odur ki, sen klasik olmaya adaysın

Dostum, ümidim odur ki, sen klasik olmaya adaysın
 

Dostum Eddi Anter'in 2009 yılında çıkan 'İkilem' adlı kitabını okudum.
Ben de yer edinen kitaplar haricinde kitap tanıtım yazısı yazmak gibi bir huyum yoktur. Okuduğum her kitap için yazı yazmam yani, ben de yer etmeli yazmam için.
Dostum Eddi'nin bu kitabı da bende yer etti, dolayısıyla yazıyı da hak etti. Ve yazacağım, dilim döndüğünce, kalemim de yettiğince...
 
*
 
Eddi Anter'in beş kitabı var. 
 
Dostumun kitaplarını okumamış olmak yakışık almaz diyerek, İnkar'dan başlayarak, sırasıyla Lilly'i, Kabile'yi, Kumbara'yı ve son olarak da İkilem'i okudum.
İyi ki de okudum. Çünkü karşımda evrenselleşmesi anlık, klasikleşmesi mümkün olabilecek bir yazar vardı. Eddi dost olarak 'nazı geçmesin' diye okunabilecek amatör yazar eşiğini seneler öncesinde anlatmış, profesyonelce yolundan koşan 19. yüzyıl romancıları gibi klasikleşecek bir 21. yüzyıl romancısı vardı karşımda.
 
O yüzden beş kitabından üçü ben de yer etti. İnkâr'a, ve Lilly'e naçizane birer tanıtım yazıları yazdım, şimdi sıra İkilem'de.
 
*
 
İkilem, Eddi'nin diğer kitapları gibi roman türünde bir kitap.
 
Hikâye Seferhad göçmenlerinden biri olan İstanbullu bir Yahudi genciyle başlıyor.
Adı Selim'dir bu gencin, henüz 27 yaşındadır. Amerikan Robert Kolejinde okuduktan sonra, Amerika'nın saygın üniversitelerinde İngiliz dili ve edebiyatı üzerine lisans ve master yapmıştır bu genç. Hayali bir yazar olabilmektir. 
Selim, annesinin rahatsızlığı üzerine yurda döner. Annesi Selim'in ölmeden mürvetini görmek ister, beğendiği bir kızı Selim'e gösterip olurunu alır, fakat mürvetini göremeden hayatını kaybeder..
Selim, üç yıllık evlidir. Selim'in mutlu bir evliliği, iki yaşında da bir oğlu vardır.Karısını tapar gibi sevmektedir. Evlendikten sonra kendini karısına adamış, diğer kadınları kardeşi bilmiştir.
Selim gene aynı günlerde işte evine erken döner, yatak odasından sesler işitir. Sesler karısıyla başka bir adama aittir. Beyninden vurulmuşa döner Selim. Derin bir ikilemin içerisine düşer...
 
*
 
Şairler ve yazarlar diplomasız psikologlardır. İnsanı tanımlamaları, ruh hallerini çözümlemeleriyle adeta bir psikoloğa benzerler. Psikoloji biliminin babası Freud şöyle der: 'Vardığım her yere, daha önce bir şairin vardığını gördüm.' Psikolojinin babası bile kabul ediyor, edebiyatın Tanrı gibi bir ilk olduğunu, her şeyin ondan geldiğini...
 
Eddi de o diplomasız psikologlardan biri. Kitaplarında insan psikolojisi üzerine, sorgulamalar üzerine öylesine güzel çözümlemeler yapıyor, yorumlar getiriyor ki, okuru hayran bırakıyor, Eddi'nin danışma merkezi olsa da hasta koltuğuna uzanıp derdimi anlatsam dedirtiyor.
 
Depresyon ezelden beri benledir, neredeyse akraba olmuşuzdur. 'Bir yanım yaprak döker/ Bir yanım bahar bahçe'dir bir çeşit. E tabi bozkırın köyünde yaşayan bir beşer olduğum için, zenginlerin para döktüğü psikologlar bize aşırı lüks gelmektedir. Bizde kendi kendimize çözüm yolları geliştirdik. Ya depresyonu kabullenerek bastırdık, ya da boğucu duruma geldiyse, hastanelerdeki üç dakikalık psikiyatri muayenesinden geçerek edindiğimiz hafif anti-deprasanlarla tedavi yoluna gittik.
Bunu şeyden anlatıyorum, Eddi'nin bu kitabında Prozac adlı bir anti-deprasan hapıyla karşılaştım. Diğer adı 'Mutluluk hapı'ymış. Ve hemen temin ettim, dursun zulada. Teşekkürler Eddi. Reçetesiz kullanma diyebilirler, korkmayın yeşil reçetesiz satılan bir ilaç bu ve anti-deprasanların sanırım en hafifi. Hem depresyonla akrabayım diyorum, acı patlıcanı kırağı çalmazmış.
 
*
 
Dostlarım bana 'Artık senden de bir kitap bekliyoruz' derler. Keşke dostlarım keşke! Ama roman yazmak, her yazı yazanın işi değil. Zor iş, yaratıcılık isteyen bir iş. Eddi gibi profesyonel yazarların eserlerine bakıyorum, olan cesaretim de gidiyor. 'En iyisi Mustafa, sen Montaigne gibi denemeler üzerine yoğunlaş'  diyorum kendime. Hani bir karikatür vardı, Montaigne'nin eşi Montaigne'ye şöyle seslenir 'Millet roman yazıyor, sense hâlâ deneme' diye. Bana da öyle derler artık.
 
*
 
Eddi'nin diğer kitaplarındaki son derece akıcı dili bu kitapta da kendini gösteriyor. Kelimeler bir nehir gibi akıp çavlandan dökülüyor, çavlanın sesi de zihninizde ve ruhunuzda müthiş tatlar bırakıyor.
 
Dostum diye demiyorum bunu bakın. Anlı şanlı bir çok yazarın eserinde bulamadığım tadı, Eddi'nin kitaplarında buldum. Evet, anlı şanlı isimlerin kitaplarından da tat bulurum, tat bulduklarım olur; ama Eddi onlarla hem eş gidiyor, hem de fark attığı oluyor.
 
Kesinlikle öneririm ben, okuyup okumamak size kalmış.
 
Sevgiyle...
 
-Mustafa Yıldırım - 09.04.2015

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 252
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 581
Kayıt tarihi
: 03.11.12
 
 

Konyalıyım. Edebiyat okudum. Amatör yazar ve şairim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster