Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '19

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
29
 

Dostum Adnan Raşit Günay


Günay şiirlerinde yakın dostlarını da konu edinmiştir. Usta ozan, denemeci Salah Birsel için “sözcük denizinde boğulmak" adlı şiiri dostluğa bir övgüdür.

en sıcak mevsimiydi şiirin
kan ter içinde sözcükler
dizeler alev ateş
daldım “sözcük denizi”ne salah’ın
..........
kumsalında yürümeyi denedim
batmasın diye kavkılar
yel esti bu sefer de güneş vurdu
sözcükler doldu gözlerime

suyun yüzünde bir sürü yabanıl
söz diye sözcük diye
yem verdim yemediler
gem vurdum salah’ça almadılar
eşelenip kişnediler günboyu

hani söz ebesiydim ya ben
hasını üretirdim sözcüklerin
meğer tüketmiş özgünlerini salah
kirlenmiş “sözcük denizi”nde
hamı halatı kalmış geriye

en sıcak mevsimiydi şiirin
salah’ın lodoslamış “sözcük denizi”nde
aman vermiyordu ardarda dalgalar
vurgun yemiş balıklarca sersem
karaya vuruyordu sözcükler

“Sözcük Denizi” Salah Birsel’in “nardenk” adlı kitabında yer alan bir bölümün ve şiirin adıdır. Günay’ın şiir bilgisi, ozanları yapıtlarıyla tanıdığını gösteriyor. Usta ozanın sözcüklere can vermedeki yeteneğini bu şiiriyle kanıtlıyor.

“hani söz ebesiydim ya ben
hasını üretirdim sözcüklerin
meğer tüketmiş özgünlerini salah...”

Ortaya koyduğu bu şiirle şiirin has dilini yaratıyor.
Örneğin,

“en sıcak mevsimiydi şiirin
kan ter içindeydi sözcükler
dizeler alev ateş..

Adnan Raşit Günay’a:

ağlıyor yücel sitesi
oturup saatlerce
şiir kotardığımız
yalnızlık yüklü ev.
sensiz kaldık
yalnızlaştık

neyler istanbul sensiz
dostların
sait maden
överdin övünürdün

miskioğlu ahmet
bir perşembe toplantısında
birazdan sözü sana bırakacak
dr bahar yine mi geç kaldı ne
dr celal algan seni bekler

istanbul yalnız
biz yalnız

Cevizli, Yücel Sitesi’ndeki evinde uzun saatler süren söyleşilerimiz geçmişte ürettiği ürünlere götürürdü bizi. Trabzon Akçaabat’ta çıkardığı Halk gazetesi, Ahmet Selim Teymur’un özenle hazırladığı kitap kapağı, ressam Orhan Peker’in resimleri, kuzgunlar, takası Kavkılar’dan göz kırpardı bize. Sait Maden’in çevirileri, büyük emekle hazırladığı Yeryüzü Şiiri, Gılgamış Destanı başvuru kaynaklarımızdı.

Yaşama bağlı olduğu kadar Anadolu geleneğinde saklı duran sorumluluklarını bilen, çocuklarını, torunlarını önemseyen, onların geleceği üzerinde düşünen, onlara gerekli koşulları hazırlayan, bencil olmayan, “insan canlısı, alçak gönüllü, çok çalışkan, tam bir keyif ehli, şair, bir doğa tutkunu, düşünür yanı güçlü, gerçek bir beyefendi, bir evlilik kırgını, kimselere benzemiyordu.”
(Tansu Bele, Bir Dostu Yitirdim, Türk Dili Dergisi, Kasım-Aralık 2008)

Adnan Raşit Günay, şiirlerinde “Sanatın toplumsal işlevinin gerekliliğini savunur.”

gelecek güzel günler için
yaz demedim kış demedim
insanca bir savaş verdim
ne zaman gün ışıdı
ne zaman bir çocuk güldü
yeniden yüreklendim.

........

kimler kesmiş ormanları
kimler yemiş meyvaları
kimler gülmüş kimler küsmüş
kim atlı kim yaya
görmedim bir hesap soranı
selam olsun koca dünya”
(Kavkılar, selam olsun)

16 Temmuz 2008 İstanbul Maltepe Camisi’nde Adnan Raşit Günay’ı sonsıuzluğa uğurladık. Ne çok yalnızlığımız artmış!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster