Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Eylül '08

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
304
 

Dostum Dali, İstanbul'a geldi! (2)

Dostum Dali, İstanbul'a geldi! (2)
 

kaynak: www.sn9.net


- Ne oldu, benimle sohbetin ilgi gördü mü blog’ta.

- Yani, şey, neden çok mu merak ettin dostum. Beni bir yerden vurmaya çalışıyorsun ama nereden?

- Yok canım. Sadece Dali’ce bir soruydu?

- Bizim blog arkadaşları bu sıralar yoğun şekilde türban, Cumhuriyet, Ergenekon, fener gibi konuları tartışıyorlar, o yüzden belki fırsat bulamadılar.

- Onları korumayı bırak, biz o yollardan geçtik Bülent’cim. Bunlar sadece senin ülkende yaşanmadı. Biz de yaşadık o dönemleri. Senin işin bunları sürrealistce tuale yansıtman, simgelerle bu dönemi hikayeleştirmen resim diliyle.

- Yani tüm bu kaotik düşünce ve doktrinlerden iyi bir sürrealist konsept yaratılır mı diyorsun.

- Elbette. Bir sanatçı çağının yaşanan tüm olaylarını simgelerle geleceğe taşır. Bu sanatçı için anlaşılmamış döneminde anlaşılır bir geleceğe uzanmak demektir. Zaten kendi döneminde çok anlaşılmış bir sanatçı, gelecekte kaybolmayı garantiler.

- Hımm. Doğru söylüyor gibisin.

- Tabii. Bak ben sürrealist resme başladığımda bu akım vardı. Ben sıradan gerçekçiliği gerçeküstü bir dünyanın içine aldığımda simgeler, kendi rollerinin dışında başka amaçlara da hizmet ediyordu. Bu resimlerde hem gerçek, hem gerçeküstü, hem de gizem bir arada kendi hikayelerinden başka başka hikayeler üretiyorlardı.

- Ama bunlar benim senin resimlerini analiz ederken söylediklerim. Şimdi sen de mi bunları söylüyorsun.

- Evet, ben de sana katılıyorum bir açıdan. Ancak güncelerimde okuduğun gibi ben o dönemde; dönemin en büyük yosması olacaktım. Oldum da. Giriştiğim her şeyin üstesinden de paranoyak öfkemle gelmişimdir.

- Biliyorum. O dönemde şunları da söylemiştin. ‘’ Fransız devriminden miras kalan materyalizmin tozlu artığı, modern sanat, bana en azından on yıl daha karşı çıkacaktı. Şimdi (hiç kimseyi hiçbir zaman ilgilendirmeyecek) iyi resimler yapmam gerekiyordu. İyi resim yapmak kaçınılmazdı, çünkü benim nükleler gizemciliğim, kararlaştırılmış günde, en büyük güzelliğin içinde vücuda gelerek zafere ulaşabilirdi.’’

- Evet, hafızan iyi. Şunu da demiştim hatırlarsan. ‘’ Sağlam durabilmek için, her zamankinden daha güçlü olmak zorundaydım, para sahibi olmak, altın yapmak, tutunabilmek için bunlar hızla olmalıydı. Para ve Sağlık! İçmeyi tümüyle bıraktım ve kendime çok özenle bakmaya başladım. Aynı zamanda Gala’yı ışıldaması için parlatıyor, onu mümkün olduğu kadar mutlu ediyordum, çünkü onsuz her şey sona ererdi.Parayı iyilik ve güzellik aşkına istediğimiz her şeyi yapabilmek için kullanacaktık.’’

- Hatırlamaz mıyım sevgili dostum. Ben de sana bu yönüyle her zaman katıldım, biliyorsun. Sanatçı bir dönem çok güçlü tutunmalı hayata. Dediğin gibi ‘’Bir kahraman hiçbir bağımlılığa girmez. Evcil olanın tam karşıtıdır.’’

- Sanatçıyı köşeye sıkıştıran sanat tacirleri, bir şekilde onu evcilleştirdi mi, sanatçının içindeki kahraman yok oluyor. Bak biraz ayıp olacak ama o günlerde günlüğüme düştüğüm bir notu sana yeniden hatırlatayım. ‘’ Yanlışlar her zaman kutsaldır. Onları hiçbir zaman düzeltmeye çalışmayın. Tam tersine, onları rasyonalize edin, bütünüyle anlayın. Bundan sonra onları yüceltmeniz mümkün olacaktır. Geometrik düşünceler ütopyaya eğilimlidir ve ereksiyonları benimsemezler. Bunun yanı sıra geometricilerinki ender olarak kalkar.’’

- İlahi Dali. Yavaş yavaş o erotik, sivri dilin açılmaya başlıyor. Bakalım senden daha neler duyacağız İstanbul’da kaldığın süre içinde, merak ediyorum.

- Sansür yok değil mi, sizin ülkede. Heykel, meykel kırılmıyor, tükürülmüyor sanırım. Akademilerinizde çıplak model kullanıyor musunuz?

- Şey.. Neden soruyorsun ki, bir duyum mu aldın yoksa.

- Yok da, sen benim sorularım karşısında neden kekeliyorsun?

- Biz de sanat adına, geç kalmış olsak da, bir toplumun sağlıklı kültür ve sanat olgunluğuna ulaşması için güzel girişimlerde bulunuyoruz. Seni bu kişilerle tanıştırmak isterim. Belki de bazıları ile sen çoktan tanışmışsındır.

- Evet, ortak dostlarımız olursa sevinirim. Sanatçı için iyi bir sanat ortamı her zaman besleyicidir. Yüzüne aval aval bakılırsa, sanatçının motivasyonu düşer. Sen sanatçı olarak bu ortamı bulabiliyor musun? Hani şairler, yazarlar ve diğer sanatçılarla bir arada sohbet ortamları oluyor mu?

- Şey… Neyse bu yazı yine uzun oldu. Sohbetimize kaldığımız yerden devam ederiz. Nasıl olsa bir süre İstanbul’dasın. En azından ikimiz sık sık buluşup kahve içmenin keyfini yaşayacağız ya. Bu seni de beni de mutlu ediyor. Aramıza katılan olursa onlara da birer kahve ısmarlarız değil mi? Tamam, senin biraz cimri olduğunu biliyorum. Kahveler benden olsun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 548
Toplam mesaj
: 94
Ort. okunma sayısı
: 1036
Kayıt tarihi
: 05.01.07
 
 

1951 İstanbul doğumluyum. Bireysel ve Kurumsal Gelişim Danışmanlığı, Moda Tasarımı ve Marka Danışman..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster