Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '08

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
263
 

Dostum Dali, İstanbul'a geldi!

Dostum Dali, İstanbul'a geldi!
 

The-Great-Masturbator Kaynak: (www.sn9.net)


- Hoş geldin Dali'cim

- Hoş bulduk dostum.

- Hangi rüzgar attı seni İstanbul’a

- Sorma, ne işim var benim İstanbul’da diye kaç kez Nazan’a dayattım.

- Neden, bir sorun mu vardı İstanbul’la ilgili.

- Bir tane olur mu Bülent’cim. En az iki önemli sorun vardı İstanbul’a gelmemem için.

- Vay canına. Ben seni görmeyeli çok endişeli bir insan olmuşsun Dali’cim.

- Valla bu bıyıklarım üzerine yemin ederim ki; beni zar zor getirdiler İstanbul’a.

- Ya, çok merak ettim şimdi. Haydi anlatsana. Sen de hep muamma takılırsın, adamı fıtık edersin be Dali’cim.

- Huyum kurusun Bülent’cim. Senin sizin ülkede neler olup bittiğinden pek haberin yok galiba. Tuzun kuru senin. Ayol, sen benim yerimde olsaydın adım atmazdın buralara.

- Nedenmiş o. Çıkar artık şu baklayı ağzından. Anlat hele bi.

- Tamam, tamam. Misafire geldiği ülke için ileri geri konuşmak ayıptır ama…

- Eeee.

- Adım çıkmış zaten deli’ye. Kızdırırsam birilerini, bak şu deliye desinler, kusuruma bakmasınlar.

- Tamam canım, bakmazlar.. Sen deli’misin, dahi misin. Zaten kimse çözememiş seni bunca yıl. Sen keyfine bak da, anlat artık.

- Nazan geldi bana. Hey Dali dedi. Uyuyor musun. Biz İstanbul’a Picasso’yu davet ettik. Bir izdiham oldu ki, sorma. Yer gök inledi ülkede. Uzun kuyruklar oluştu Emirgan köşkünde. Tabii ben Picasso sözünü duyunca irkildim birden. Bilirsin hiç sevmem onu. Damardan girmişti söze Nazan. Birden ünlü bıyıklarım titredi. İstanbul’un Picasso’yu görkemli şekilde ağırlamasının kıskançlık krizine girdim. Ancak bir korku da sardı beni. Ya Türkiye’de Picasso kadar ilgi göremezsem, dünya çapındaki itibarıma toz konmaz mı? Nazan’da bir laf, bir laf.. Ben dünyanın en dahi ressamıymışım da, kimse benim elime su dökemezmiş de, saatlerce yağladı beni.

- Demek gaza geldin. Ben de olsaydım seni İstanbul’a getirmek için aynı şeyi yapardım. Picasso’nun Pi’sini söylemem yeterliydi sana. Bilirsin seni iyi tanırım.

- Bilirim, bilirim. Açtırma ağzımı benim. Freud’cu analizlerin beni deli ederdi bir zamanlar. Benim kafamdan geçenleri, fantezilerimi ve daha başka takıntılarımı senden saklayamaz, deli olurdum.

- Sonunda dünya seni ''Deli'' diye algıladı Dali’cim. Peki, ikinci sorun neydi?

- Hımmm. Anlatayım mı?

- Evet, çok merak ediyorum. Biz çok eski dostuz. Kırk yıllık hatırımız var.

- Nazan çok ısrar edince ve Picasso’nun marifetlerini ortaya koyunca ikinci mazeretimi söyledim.

- Tabii, sen de mazeret çok. Kaprisli olduğunu biliyorum.

- Nazan ikinci mazeretimi duyunca al al oldu ama yaaa.

- Ne söyledin ki kadına.

- Bak dedim Nazan. Ben kimim. Dali’yim. Ne yapıyorum. Sürrealist resimler yapıyorum. Yani sizin Türkçenizle gerçeküstücü resimler. Ben şimdi nereye geleceğim. İstanbul’a. Peki bir gerçeküstü resimler yapan bir ressam ne ister. İnsanları şaşırtmayı. Peki, gideceğim yerde insanlar zaten hayatlarını gerçeküstü yaşamıyorlar mı?

- Vay vay, bak nerelere dokunuyorsun.

- Dur daha bitmedi. Sözümü kesme hemen.

- Tamam yaa. Anlat hadi.

- Gelmeden önce sizin gazeteleri taradım ki ne göreyim. Bunca yıl ben boşuna beynimi yormuşum yaa. Her sayfasında insanın tüylerini diken diken eden, olmaz böyle şey dedirten haberler. Bu haberlerin her biri resim olsa ben gerçeküstücülük kavramından sınıfta kalırım. Senin ülkende inan her şey ultra gerçeküstü. Ekonomiden, siyasete, bilimden kültüre, hatta soyguncularınız bile gerçek değil, gerçeküstü iş yapıyorlar. Bir hayal denizinde yaşıyorsunuz. Herkes birbirine daha büyük gerçeküstücülük üzerine parmak ısırtacak olaylar yaratmakta adeta yarışıyorlar.

- Hımmm.

- Ne oldu bozuldun mu sevgili dostum. Sorsana tüm bunlara rağmen niye geldim İstanbul’a.

- Sormaya korkuyorum desem…

- Madem geldim İstanbul’a anlatayım bari. Gerçi daha çok konuşacağız İstanbul’da. Seni bilirim, sohbetine doyum olmaz. Emirgan’da Sakıp Ağa’nın eski köşkünde kahve içer, söyleşiriz arada sırada. Duydum ki, resim koleksiyonu yapıyormuşsun. Sen de az deli değilsin. Kafayı resme takmışsın. Ben de fırsat bulur bulmaz senin atölye’ne uğrayabilirim. Haa. Unutmadan sorayım. Senin yazarlık işi nasıl gidiyor. Milliyet blog’da yazıyormuşsun.

- Evet, yazıyorum. Şimdi bu konuşmamızı da yazacağım. Senin İstanbul’a geldiğini bilmek ister blog arkadaşlarım. Hatta bizim sanat atölyemizde hep beraber Sürrealist Dali’yi tartışırız. İstersen sen de gelirsin.

- Tamam, kısmetse olur. Sen de amma kafa karıştırıyorsun. Bırakmadın ki şu içimdeki dertleri bir dökeyim, rahatlıyayım.

- Tamam ama rica etsem bu sohbetimizi ikinci yazıya bıraksam diyorum. Çok uzun olunca yazı, bozuk atarlar bana. Zaten blog’da bir süredir aşırı asabi titreşimler var, bu arada güme gitmeyelim.

- Peki, olur. Sana anlatacağım şeyleri Nazan’a bile anlatmadım. İlk elden sen duyuracaksın. Kıymetimi bil.

- Biliyorum Dali’cim. Tekrar ''Hoşgeldin'' diyorum sana. İnan, geldiğine pişman olmayacaksın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

anlatacakları biter mi? Hele bir de onu bile şaşkına çeviren yaşantımızın ayrıntılarını öğrenirse, artık her yerde anlatır. :) Dali sergisine gitmeği çok istiyorum ama saatlerce kuyrukta beklemek gözümü korkutuyor doğrusu. Selamlar.

Kenanca 
 25.09.2008 12:34
Cevap :
Sabah erken saatte giderseniz uzun kuyruklara takılmazsınız. Dali'yi İstanbul'da izlemek bir ayrıcalıktır. Bu fırsatı yakalayın. Saygılarımla  25.09.2008 22:56
 

Lütfen Dali ile en kısa zamanda bir buluşma daha ayarlayın ve sohbetinizi en ince detayına kadar yazın! Keşke O'nu Denizli'de de ağırlayabilsek. Bir deli'de burda var çünkü. Hem de Dali hayranı bir deli:)

Emine Supçin 
 21.09.2008 9:30
Cevap :
Sevgili Emine hanım, Çok hoş bir yorum olmuş. Dali bu aralar İstanbul'da çok yoğun ve ziyaretçisi bol. İsterseniz siz İstanbul'a gelin, ben sizi Dali ile buluştururum:))) Sevgilerimle  21.09.2008 14:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 548
Toplam mesaj
: 94
Ort. okunma sayısı
: 1021
Kayıt tarihi
: 05.01.07
 
 

1951 İstanbul doğumluyum. Bireysel ve Kurumsal Gelişim Danışmanlığı, Moda Tasarımı ve Marka Danışman..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster