Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '12

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
679
 

Dövme

Dövme
 

Kara Kutu ekibi ,DÖVME oyunu sonrasında Emel Dinseven ile


Çok önemli  bir oyun izledim. DÖVME ya da TATOO.  Kara Kutu oyuncuları gerçekten de farklı işlere imza atıyorlar.  İzlerken kanım dondu desem yeridir. Kara Kutu oyuncularını  içtenlikle kutluyorum. Oyunu Ercan Tulunay yönetiyor. Seden Aştı, Egemen Sancak, Müge Sarıoğlu, Sezgi Deniz, İlkay Ceylan ve Özgür Sağlık  oynuyorlar.  Toplumumuzun sadece güldürüye değil, didikleyip düşündüren oyunlara da gereksinimi var ve KARA KUTU ekibi  bu uğurda çaba harcayanlardan. Başka oyunlarını da izlemiştim geçen yıl. Sert oyunlar ve yakıcı. Olsun, yakıcı olsun, biraz da gerçeklere dönelim,  belki de en fazla böylesi gerçekçiliğe  gereksinim var bu süreçleri yaşarken, diye düşünüyorum. Beyaz  diye gösterilenin karalığını sorgulamanın da, ancak  özgür düşünceyle açılır yolu.


Başarıyorlar  da KARA KUTU ekibi  olarak, düşündüren   çok güzel oyunlar çıkarıyorlar.    Dövme'de o korkunç  babayı canlandırırken Egemen Sancak  son derece başarılı oynadı. Kara Kutu ekibinin diğer oyuncuları da    canlandırdıkları karakterleri sanki yaşıyor gibi oynadılar. Hepsi de çok başarılıydı.    
 Dövme bir işkence türüdür de aynı zamanda. DÖVME; simgesel ve metaforik yoldan da, yüzyıllar boyu insanlığın ve toplumların sevgiye susamış korumasız insanının   başındaki  gizli  belayı ve  insanlara vurulan damgayı da  enine boyuna düşündüren bir oyun. Taciz ancak sözle gözle değil cinsel yollu bir sapkınlık bu, üstelik yabancıdan değil de yakınından gelen bir taciz ki ensest deniyor.  İşte belki uygar ülkelerde bir nebze aşılmış, azalmış  olan bu sorun, bizde şimdilerde bile   söylenmesi, dile getirilmesi yasaklı  tabular arasındadır.   Bu derdi gizlice   yaşayıp çeken,   ne çok insan vardır, diye düşündürüyor oyun, izlerken.


Genellikle  bilindik  geleneksel nedenlere sığınarak haklı gösterilmeye çalışılan  cinayetleri ya da ırmakların yuttuğu genç kız özkıyımlarını  adam gibi  kazıyın bakalım altından ne çıkacak? Sadece bazı  bölgelerde değil, belki de hiç ummadığımız büyük kentlerin sözde çağdaş mürekkep yalamış insanları arasında da yaşanır bu trajedi.   Ancak şahit dudaklar mühürlüdür, gözlerse başka yöne çevrilir.Tacizciler de genellikle içimizden birileridir, hatta bazen çok  ahlaklı görünen kişilerdir. Bir şekilde toplumdaki statüleri hatta çoğunlukla  erkek olmaları, kurbanın  akrabaları olmaları, onlara namussuzluk yapma hakkını verirmişçesine, cemaatleri, klanları,  aileleri bu sapkınları  zeytin yağı gibi üste çıkarır ve orada tutar. Onlara kimse bir fiske vuramaz. Hatta konduramazlar bile.Yeğenler, kuzenler, erkek kardeşler, şunlar bunlar da olay açığa çıktığında, taciz edilene bir de kendileri  aynını yapmakla, aslında bir genç kızın kutlu bir şölen olarak hayal ettiği   cinselliği,  bağnazca bir pisliğe, korkunç bir  karabasana  çevirirler. Bir de çocuk bırakırlar  incinmiş zavallı genç kızın bedeninde.   Olay açığa çıktığındaysa, taciz edilen zavallı çocuklara  hemen   günah keçisi  elbisesini giydirmekte çok başarılıdır yakınları. Asıl tacizcinin olayı hemen kapanır. Baştan çıkarmıştır şeytan ruhlu  kurban,  adamı  ya da tacizcilerini. İşte bu nedenle  namus temizliği yapılmıştır. Böyle açıklanır. 


Erkek adam yapar,  diye mi düşünürler gerçekten? Yoksa korkarlar mı? Neden korkarlar? Kendilerinin de benzerini  süregetirdikleri  cürümlerin ortalığa  dökülüp saçılmasından mı? Allah korkusuysa bu,  yalan söylemenin de inançlarında  günah olduğunu, bilmezler mi, düşünemezler mi? Diyelim ki ne kadar aksini iddia etseler de  inançları oturmamış zayıf, o zaman daha içsel  olanın, kendi vicdanlarının  sesini duymaz mı dinlemez mi bu güruh? 


Ahlaçı olduklarını söylemeyin bana. Ahlak bu pislik kaynağının  durdurulması  ve hayat karartan  canavarların bu davranışının engellenmesinden geçer. Hasta bir ruhtan kaynaklıysa da sağaltımı gerekir. Sözümona durdururlar bu pisliği ve pis olarak, pislenmiş olarak gördükleri kurbanı, aile meclisi kararıyla  yok ederler genelde. Adına da özkıyım  etiketi yapıştırıldığında, sorgulayan kimse çıkmaz, dikkatli bir adli tıp doktoru ya da vicdanlı bir savcı dışında. Pislik kaynağı umurlarında değildir o yakınların. Onlar pislik bulaşanın yaşamasını  istemezler.  Her şey kılıfına uygundur. Kız bunalıma girip kendini Fırat'tan ya  da Dicle'den ya da bilmem ne kayalıklarından,  metropoldeki  köprüden atmıştır işte, ya da bir ahırda yağlı urganla... Kız ya da örneği az da olsa  oğlan yoldan çıkmış kirlenmiştir ve yok edilerek temizlik yapılmıştır. Kuraldır bu gelenek. 

 
Bazısı da, şahidi olduğu onca  olanı biteni görmezden gelir. Olanı biteni yok sayar. Çekirdek aileler böyledir.   Ömür boyu   bir çocuğun yani  bir kızın ya da  bir oğlanın yaşamı kaymış, dert mi o  cemaate, o çekidek  aileye.   Önemli olan tacizcinin ve aynı zamanda işkencecinin  statüsüdür, karşılıklı çıkar ilişkileridir,  yaşamlarındaki değiştiremeyecekleri yeridir, tacizcinin kendilerine  sağladığı faydadır  yani şahitlerin  kendi zaaflarıdır kendi ahlaksızlıklarıdır.


Bu taciz bir ailede babadan gelirse ne olacak? Bu çok daha korkunç bir durum olsa gerek.  Burada annenin tutumları çok önemlidir. Velinimet olarak gördüğü babanın, yani kocasının bu sapkın davranışlarına göz yumabilen analar, nedenleri ne olursa olsun,  babadan daha  ahlaksız değil midir? Gerekçeleri ne olursa olsun, gözlerini yumup bu ahlaksızlığın irin bağlamasına ses çıkarmayan  analar, yetkesi olup da görmezden gelen yakın akrabalar,  tacizciden  daha büyük bir suç işlemektedirler vicdanen de ahlaken de.


İşte Kara Kutu ekibi   bu önemli konuyu işliyor DÖVME adlı oyununda. Kandırma yollu bir tacizle başlayan evilik sonrası tacizci  koca, öz  kızlarından biriyle enseste  yönelirse neler yaşanır o ailede?  Anne nasıl davranır, olanı biteni anlamaz mı, yoksa babayı kaybetmemek için anlamazdan, görmezden mi gelir? Tuhaf bir esriklikle mi dolanır eşi dışarılarda avunmuyor diye?


Korkunç sorular değil mi?

 
Ya tacize uğrayan kız, kardeşi için neler hisseder?   Onun da bu sapkın babanın eline düşmemesi için çaba harcar mı? Süregelen bu çarpıklığın kafası karışmış ve ne yazık ki   alışkın kurbanı olarak,  sevebilir mi bir başka erkeği? Babasının ablasına  ilgisini ve yaklaşımını küçük kardeş, kıskançlıkla  yanlış yorumlayarak bir taçlandırma olarak mı görür?


Neler olur sonunda böyle bir aileye?


Ailelerde gerçek sevgi yanlış sapaklarda yolunu yitirip,   sapkınlıkla enseste dönüşürse neler olur?  Bu bağlamda gerçek sevgi ve aile  bireyi  ilişkilerinin de sorgulandığı bir oyun Dövme. Gerçek sevgi  nedir, nereye kadardır? Enseste götüren yanlış anlamalar, tehlikeli yaklaşımlar   kavşağı  nerede başlar?


Oyunu  oldukça üretken bir  çağdaş Alman yazar,  1964 Bavyera doğumlu bir kadın yazar Dea Loher yazmış Tätowierung adıyla ve 1993'de. Neredeyse 20 yıl geçmiş üzerinden. Batıda oyunları yazılırken, bizde ensestten  söz etmek tabu. Olmaz bizde öyle sapık işler olmaz, diye inkara yönelenler vardır. Neredeyse linç ederler söyleyeni.  İşte bu nedenle Batı bazı şeyleri aşmış diyorum. İyi ki  Kara Kutu sahneye koymuş Dövme'yi.  Yukarıda sorduğumuz sorulardan çok daha  fazlası oyunda mevcut. Tabii oyunun  bizim duymaya alışık olmadığımız sonla noktalanması da Batı toplumunun  bazı şeyleri aşmışlığının  bir göstergesidir bana kalırsa, Hammurabi kanunlarını uygulasalar bile. 


Tacizciler genellikle zeytin yağı gibi üstte kalıp statülerini korurlar buralarda. Kurban kız çocuğuysa yaşamını da kaybeder genelde dedik. Sağ bırakılsa  da artık  yaşayan  bir ölü değil midir? İntikam gibi şeylerle ilgilenmedikleri de ya da cesaret edemedikleri de ortada. Belki de ortaya çıkmayan çarpıklıktan sıyırdıklarına şükredip hayat boyu suskun da kalıyorlardır  ama benzer  sapkınlığı yaşayan erkek çocuk, eğer o da o sapkın  yolun yolcusu olmamışsa,  eninde sonunda  yaşadığı karabasanlara dayanamayıp, tacizcisiyle hesaplaşıyor. Okuyoruz,  üçüncü  sayfa haberlerinde okuyoruz. 


Dileriz ki  Egemen Sancak ve Kara Kutu oyuncularının  DÖVME oyununu başarıyla sahnelemesi,  toplumumuzu etkileyerek bu konuları işleyen,  farklı bakış açılarından gündeme getirebilen, sorgulayan , sorgulatan,  tıpkı DÖVME  kadar gerçekçi ve yakıcı oyunların yazılmasına ve sahnelenmesine bir kulvar açmış olsun bizde de. Böylesi konuları ele alalım yazdığımız oyunlarda. Cesur ve gerçeklerden kaçmayan, sorgulayan genç yazarlarımızın ve  izleyicilerimizin  sayısı artsın.

  
Karakutu oyuncularını  Egemen Sancak'ı  ve yönetmen Ercan Tulunay'ı, emeği geçenleri,  yeniden  içtenlikle kutluyorum ve oyunu Dövme'yi  okurlara öneriyorum. Her Cumartesi Karakutu'nun Tünel Asmalımescit'teki  Kara Kutu salonunda oynayacaklar  sezon boyunca.En yakın oyunları, 29 Aralık Cumaretsi 20.30 da Asmalımesit Karakutu'da 


Emel Dinseven  26 12 2012

.

http://www.kara-kutu.com/

 
http://www.goethe.de/kue/the/nds/nds/aut/loh/enindex.htm http://www.aoiagency.com/2010/07/dea-loher/ 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

tiyatro bambaşka izlemeyen o an yaşamayan bilemez

versayl 
 14.01.2013 5:13
Cevap :
Evet, sağ olun. Tiyatro böyle bir şey. Farkındalık yaratan ya da fikir tohumlarını serpen..Esenlikle...  28.01.2013 9:32
 

Böylesi hoş davetler aldığında İstanbullu olmanın zor olduğunu unutup eksikliğini hissediyor insan. Ama siz bir nebzede olsa bu açlığımızı giderdiniz güzel anlatımınızla. Tiyatroyu sevdirmek ve yaratıcılarını sevindirmek adına verdiğiniz emek için teşekkürler Ezgi hanım. Selamlar saygılar.

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 27.12.2012 13:11
Cevap :
Arif Bey, çok teşekkür ederim. gelirsenzi haberimiz olsun. sağlıcakla kalın.   28.12.2012 1:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 566
Toplam yorum
: 1972
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1317
Kayıt tarihi
: 11.07.06
 
 

Edebiyatla ilgileniyorum. Ayrıca amatörce belgesel film çalışmaları yapıyorum ve kültürel etkinlikle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster