Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '09

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
4562
 

Dövmelerde Atatürk var...

Dövmelerde Atatürk var...
 

Bu memlekette, sırtında Arapça Allah dövmesi bulunduğu için öldürülen barmen Oğuz’un cenaze namazını kıldırmayı reddeden aynı imam; Bu defa, aynı caminin aynı avlusunda sazlı sözlü, etli, pilavlı bir düğün yaptıydı oğlu için. Yapar a! Baştan böyle çıkışını yapacak, sonra da cami avlusuna beleş konacak. Konar a!

Bu mahalli seçimlerde, bir tek Cennetin anahtarını dağıtmadıkları kaldı. O da yakındır. Cereyanı yok, ama buzdolabı, çamaşır makinesi var. Gardırop gibi kullanıyorlarmış. Valisi, Başbakanın arkasına saklanıyor, mahalle muhtarlar da Valinin arkasına. Savcılar da orta yerde kalıyor. ‘Eller Ay’a, biz yaya’ denilince de kızıyorlar. Ay’ ın adamı, bizlerden akıllı. Bulmuş buluşturmuş, Dünyamızı kolaçan ediyorlar. Nerdeeen, nereye… Ört ki, ölem!

HER KAFADAN SES : Bir müddet, dövme ‘Yaradılışa başkaldırı mı?’ denildi. Sonra da pek çok yorumlar yapıldı. Hazreti Peygamber, dövme yapanı, yaptırana, Allahın rahmet etmeyeceğini’ bildirmiş. Kıyamet buradan kopuyor zaten. Yapan da, yaptıran da aynı kabın içindelerse, yandı gülüm, keten helva.

GÜL AĞACI DEĞİLEM: Şimdi bana diyecekler ki, bir sürü cıbıldakları ‘dövme bahanesiyle’ çıkarmışsın ortaya, o konuya dön. Durup durup vaaz verme! Valla haklısınız.. Hani derim ki, konumuz hafif. Resimler de cıbıldak ağırlıklı. N’apmak lazım? Ortalığı yumuşatmak lazım. Önce böyle ağırbaşlı girişlerde bulunduk ki, kimsecikler resimlere takılmaya. Ortalığı yumuşattık bir bakma ki, Sansürden ( Pardon) denetimden geçe. Şimdi bu lafları okuyan editör, çabuk çabuk okumasını durdurup, satır satır okumağa başlarken de gülümsedi. Ben bilirim. Buradan görürüm. Bende ‘Duru görü’ var. Daha olmazsa, bana bir e-mail yollarlar, oradan görürüm. N’olmuş sanki? Hiç mi başımıza gelmedi. Ben sizin bildiğiniz çocuklardan değilim. ‘Gül ağacı değilem, her gelene eğilem’ demiş Necip Bey.

MÜFTÜYE Mİ SORALIM ? Prof.Dr. Kemal Ateş’e sorulmuş: ‘Dövme, Kur’anda geçmiyor. Yaratılışın doğal durumunu değiştirmek şeytan işidir’ diyor. Hoppala! Bu yazıya oturmadan önce, bizim alt kattaki Hacı Amcaya da sordum konuyu, nerden öğrenmişse, ‘Gidip müftüye soralım’ demesin mi?!

DÖVME ve TİKSİNTİ: Dövme; İlgi, hayranlık, merak, korku ve tiksintiye kadar çeşitli tepkilerle karşılanıyor. Marmaris’te, kumların üzerinde açıkta dövme yapıyordu birisi ‘ Bu sağlıklı mıdır?’ diye sormuştuk da, dememişti o Müftüye gidelim diye. En iyisini yapmıştı. Arkamızdan terlik atmıştı. Bush’a ayakkabı atılmazdan çok önceleri.

BİR BİLENE SORDUK: ‘ İnsan bedeninde çeşitli boyutlar kullanılarak yapılan farklı süsleme sanatıdır. 2000 yıldan beri de yapılıyor. Kullanılan boya çıkmıyor. İğne ile alt deri yüzeyine kadar boya ile girilip işlenmesi olan dövmede, iğne deriye bir mm. Giriyor. Her seferinde iğne değişmesi lazım. Kapalı yerde çalışmak gerek. Hijyen önemli. Boya kapları, devamlı kullanılmamalı. Makine uçları steril olmalı. Dövmeyi, ‘Lazer’ bile silemiyor.

ZİFAF GECESİ : Sevdiğinizin ismini yazdırmışsınız sırtınızın ortasına, kocaman. Evlendiğiniz gece ‘Sürpriz’ yapmak istemiş olabilirsiniz. Nikaha çeyrek kala, bir de bakmışını ki, ufukta ayrılık gözükmüş. Bir başkası girmiş hayatınıza. Yenisinin künyesi tutmuyor sırttaki yazıyla. N’olcek şimdi? İyilik sağlık. Çaresi var mı bunun?

İNANILIYOR; Tatto, güç ve gurur ve dayanıklılığını sembolize ediyor. Hava da atılıyor. Karşı tarafa mesaj verme. Sevdiğinizin imzasını, üzerinizde taşıma. Turistlerle de konuşmuştuk bu konuyu. ‘İki kişi arasında ortak ve bireysel anıların görselliği oluyormuş. Tatmin olurmuş insan. Çok mahrem yerlere de yaptırılıyormuş

DÖVMECİ GELDİ, DÖVMECİ: Eskici geldi eskici…Kalaycı, süpürgeci ve de yağmurcular geçer mahalle aralarından. Kalaycııı.. Bileyiciiiii.. Ama, dövmeci hiçbir zaman geçmez o sokaklardan.

Japonlar, dövme sevmiyor. Samur Ay kültürünü yaşattıkları için, mevkilerine göre, kendi aralarında dövmeyi, rütbelerine göre yaptırırlar. Amerika’daki çeteler de, sınıflarına göre. Ortak konu, hastane, hapishane ve mezarlıktır.

BİR DÖVME USTASI: Buraya kadar gelmiştik ki, Saba Tümer’in TV programında, dövme ustası Hakan Gerçek’le söyleşisi başladı. Kollarında dövme var. ’Dövme san’at değildir. Baktığın bir şeyin resmini yapıyorsun çünkü’ diye söze giriyor. Portre yapmak çok zordur. Onlar konuştukça ben de klavyeye geçiriyorum söylenenleri. Bir aralık kalkıp, resimledim ikisini de. Saba’nın kahkahalarından sarsılıyor TV. Onun için resmi de bulanık çıkıyor sarsıntıdan (!)

K. ATATÜRK: ‘ Bu işe başlarken, iki dövmem vardı. Şimdi tüm vücuduma yapıyorum. İlk dövmeden sonra, arkası geliyor. İlkini yaptıran, devam ediyor. Şu an K.Atatürk yazdıranlarla gül ve kartal yaptıranlar çoğunlukta. Hamileler, allerjisi olanlar, kalp hastalarına yapmıyoruz. Biz yaşlandıkça, dövme de yaşlanıyor. Solaryum ve Güneş, dövmeyi bozuyor. Alyans yerine dövme ve isim yazıyoruz. Sporcularda dövme popüler. Ümit Karan’ınki çok güzel. Fedon, Pınar Altuğ, Evcimik de öyle.

BEYNİM NE TARAFTA? Saba, ‘Enteresan bir şey oldu mu?’ diye sorunca, şöyle cevapladı Hakan: ‘ Bir bayan, burnuna hızma (Burun küpesi) yaptırmış. Canı da yanmış. ‘Beyne zararı var mı?’ diye sormuş. Ardından da ‘Beynim ne tarafta?’ diye de eklemiş…Bir müşteri de ‘Sıkışmış ruh halini gösteren bir dövme ‘ istemiş..

DÖVMELERİN MANASI: Çok çeşitlidir. KELEBEK: Dengeyi ve zarafeti temsil eder. KARTAL: Güç, özgürlük ve aydınlanma AYI: Diğerlerinden ayrılan bir güçlülük GEYİK: Duyarlılık ve kibarlık TİLKİ: Zeki, sağduyu, kurnazlık. KURT: Öğretme yeteneği, sadakat ve işbirliği. BALİNA: Ruhun korunması. (Ayak ve sırta yapılır) PAPAĞAN: İletişim, aydınlanma, yükselme, güzellik ve komiklik. ASLAN: Gurur, liderlik ve cesaret. DRAGON: Uzun ömürlü bilgelik, sonsuzluk, iyileştirici güçleri ola. NERGİS: Karşılıklı sevgi ve saygı ZAMBAK: Saflık, temizlik. (ÇİN Ata sözü: Cebinde iki peni varsa biriyle zambak, öbürüyle ekmek al) BAŞAK: Yaşam kaynağı. GÜL: Popüler bir dövmedir. Herkese göre manası değişir. Yunan Mitine göre Günebakan çiçeklerinin romantizmi vardır. CLYTİA güzel bir su perisidir. Güneş Tanrısı Apollo’ya aşık olur. Sırf onu görebilmek için, 9 gün boyunca dimdik durup onu bekler. Sonunda ilgisini çekmez. Sonra da Günebakan ( Ayçiçeği) ne dönüşür.

RESİMLER: Muhtelif vücutlarda dövmeler..Ve sunucu Saba Tümer, proğramında Tatto’cu Hakan Gerçek’i konuşturdu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

o prg. izlemiştim etksinde kalıyor insan...ilgim var ama saatlerce oturupta derimin delişini ve akan kanı görmeye cesaretim yok...ama her yaz farklı bölgelere gecicisini yaptırıp :) geçiştiriyorum...Bildiğim kadarıylada gerçek döğme bedenden bazı operasyonlardan sonra siliniyor .:) ayrıca cidden bazı bedenlerde inanılmaz cazip görünüyorlar ;)

B Gelincik 
 13.09.2009 14:44
Cevap :
Yorum gelince, irkildim. Baktım, eski yazılarımdan biriymiş. Baktım kim var kapıda. Bizim kapının tokmağını dost bir arkadaşta gördüm. Ve bir daha gıpta ettim. Neden? Hep bu nedenlere takılmışsın. Vefa örneği gösteriyorsun da ondan. Böyle yazınca da ' Haketmediğim bir sürü ruh tahlillerine girmişsin! diyorsun. Fena mı? Karşımdakini irdelemişim. Fal bakar gibi okuyorum ruhunu. Keşke bana da baksalar. Neyse. O konular derin konular. İstemiyorsan söyle, bırakayım. Sadece şu kadarını söyleyebilirim, ' Derin görü' denilen bir kol var psişik vak'alarda. İşte o görünüme dahilim. Bel ki sen de öylesindir, bilinmez. Tattoo'yu çıkarmak için uzun uğraş gerkeki. En iyisi yaptığın. Geçici, mevsimlik olanı.Kal sağlıcakla  13.09.2009 21:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 875
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster