Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '10

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
525
 

Doygun insan

Doygun insan
 

keyifli bir anın görüntüsü


En gelişkin metabolizmaya sahip, yeryüzündeki tüm imkânları kendisi için kullanan, kullanım için tüm gücünü harcayan. 4 elementten oluşan dünyada olabilecek tüm ihtimalleri zorlayarak ilkel yaşamdan uzay yaşamına ulaşan insan; hangi şartlarda olursa olsun güdülerinin etkisinde ve sahip olduğu iç dinamiklerle tepki vermekte ve hareket etmektedir dersek abartmış olmayız...

Cinsiyeti, astrolojisi, beyin formatı, kişilik yapısı, IQ su, EQ su, paradigmaları ve yetenekleri ile birey olan insan; tüm bunlara ilave sahip olduğu; yarışan, bencil, kıskanç, iyi niyetli, saçma, sinsi, hırslı, edilgen, cimri, cömert, akılcı, ütopyacı ve ilave edeceğimiz bilinen bilinmeyen birçok hislerle tepki vermekte, tavır almakta ve davranmaktadır... Dersek yine çok abartmış olmayız...

İnsan konuşmaya başladıktan veya harekete geçmesinden sonra sahip olduğu birikimler ve bunları nasıl kullanmak istediği veya nasıl kullandığı ortaya çıkacaktır. Bu durumda insanın günlük yaşamda iş yaşamında aldığı pozisyonlarla, kurduğu diğer insan ilişkileriyle, yapmak istedikleriyle toplumda edindiği pozisyonla insan olmaktan öteye toplumsal bir faktör olmaktadır.

Yukarıda kısaca ifade etmeye çalıştıklarımın özü: insanı kişiliğe çeviren tüm faktörler belirlenmediği, yorumlanmadığı ve her insanın durumunun ne olduğu tanımlanmadan verimli etkin birey olmak mümkün değildir.

İnsanlığa yapılacak en önemli hizmet her insanı yukarıda ifade etmeye çalıştığım çerçevede tanımlayabilecek bilimsel formatlar ve tanımlayacak komple (entegre) yorumlayacak testler oluşturabilmektir.

Böyle bir durum insanın kendisini ve muhatabını tanımasını algılamasını, doğru pozisyon almasını ve doğru ilişkiler kurmasını ve paylaşımlar yaşamasını sağlayacaktır. Tüm ifade ettiklerim daha sağlıklı bir toplum olunmasına katkıda bulunacaktır. İnsanın varoluşunun üretebileceği üretmesi gereken en önemli yazının veya temel metin, bireysel dolgunluk olacağını düşünüyorum.

************************************

Her bir insanın varoluşunun arzulayacağı üretebileceği duyguların özetinin; doyumu yaşadığı yakaladığı sürdürebildiği psikoloji olacağını özümsüyorum, tabii ki insan yaşamı hep güllük gülistanlık olmayacaktır zaman zaman doyumun doygunluğun ne kadar önemli olduğunu hatırlatacak burukluklarda acılar da olacaktır.

Bireysel dolgunluk; etten, kemikten, metabolizmadan, estetikten, beyinsel ve fonksiyonel formasyonlardan hırstan hazdan oluşan insanın; önce en objektif süzgeçle kendini tanımlaması sonra da tanımı dolduracak bir yaşam programını yaşamasıdır diye tanımlayabiliriz.

İnsan; doğumdan eğitime başlangıca kadar ebeveyn, temel öğrenimden yetenek eğitimine kadar ebeveyn ve eğitici, yetenek eğimine başlamasıyla kendi ve eğiticileri ile gelişme sürecini yaşar.

Ergenlikle birlikte bedenindeki gizli enerjilerin patlamalarını keşfetme ve sahipliğini yaşamaya geçişle devam eden sosyal etkileşim ve yetkinlik eğitimi sürecini tamamlarken yaşam zarları hep düşeş gelmişse (yani doğasına uygunsa) birey kişiliğe geçiş sürecini rasyonel yaşıyor demektir, değilse yaşam çukuruna düşüş süreci başlamış demektir.

Yaşam çukuruna düşenlerin buradan çıkışı için mucizeler yaşaması gerekir, bu doğrultuda insanlığı detaylarıyla gözlersek incelersek yaşam çukuruna düşmüş doğal kapasitesi yüksek ama ne yazık ki heba olmuş çokça insan görebiliriz

Yukarıda belirttiğim gibi, bireysel doygunluğu incelersek; başlangıcının ebeveynlerin, sonrası eğiticilerin ve ne yazık ki en son kendi inisiyatifinde olduğunu görürüz. Ön evreleri kaybetmiş bireylerin kendilerini keşfetme noktasından itibaren cesaretle olduğu durumdan kendine geçişe yönelebilir becerebilir ancak kökten bir değişimi taşıyacak kadar kararlılık ve cesaret direncinin olması gerekir.

Sonuçta, bireysel doygunluk; bireyin vücuduna, beynine, fonksiyonlarına, eylem ve cinsel enerjilerine uygun, onları yaşama ortamında olması gerektiğini irdelemekle tanımlanabileceğini düşünüyorum.

Bu denemeyi okuyan kaç kişi bireysel doygunluğunu tanımlayabilir veya doygunum diyebilir. Ben bireysel doygunluğumun orijinalime göre düşük olduğunu söyleyebilirim. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

:-))

Mehmet Sağlam 
 26.11.2010 14:06
Cevap :
Anlaşıldı:)) saygılar...  26.11.2010 23:36
 

Toplam Kalite uzmanı bir akrabam var. Bu konuda bir seminer vermesini istedim bayramda görüştüğümüzde, "Mehmetciğim, ilgilenen yok ki, Toplam Kalite kimsenin umrunda değiL, boşuna onca yılımı vermişim!" dedi. O kadar üzüldüm ki... Şimdi bir şirkette veya kurulumda Toplam Kalite'nin uygulanışı neredeyse olanaksızken Kadri Beyciğim, insanların bu kadar kötüye giden bir dünyadaki olumsuzluklar içinde geçen yaşamlarında toplam kalite arayamayız gibime geliyor. Bir ülkede dahi bunu sağlamak mümkün değil. Belki toplumdan ve dünyadan izole yaşayan bazı aileler bunu gerçekleştirmiş olabilirler; ama hangi standartlara göre bir yaşama "kaliteli" veya "kalitesiz" diyeceğiz ki... Kavramların alt üst olduğu bir ülkede, yani Türkiye'de bu çaba bence boşa kürek çalma olacaktır... *** Selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 25.11.2010 22:39
Cevap :
Bu durumda öneriniz olan 'Toplam Yaşam Kalitesi' başlığını BİREYSEL DOYGUNLUK olarak değiştireceğim. Saygılar...  26.11.2010 2:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 603
Toplam yorum
: 2048
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1139
Kayıt tarihi
: 03.12.07
 
 

Her kesimi anlama ve kabullenme bilincimle; her kişinin asgari yaşam şartlarına sahip olabildiği,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster