Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ağustos '11

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
424
 

Dr Niyazi Altunya

Dr Niyazi Altunya
 

Gönen İlköğretmen Okulu


3-GÖNEN’DE İLK GÜNLER 

Ve sonrasında Gönen. Birer eğitim neferi olarak hazırlanıp, çağdaş bilgilerle donatılıp, Anadolu’da köy enstitüsü mezunlarının başlatmış olduğu eğitim seferberliğine gönüllü bir fedai gibi katılmamızı sağlayan kaynak. Çocukluk ve ilk gençlik anılarımızın harmanı, Gönen ile ilgili neler söyleyeceksiniz. Gönen’in yaşantınızdaki yeri ve önemini kısaca özetleyebilir misiniz? 

Söylemeye gerek var mı bilmem, ama beni ben yapan elbette ki Gönen’dir. Bu gün bile geriye baktığımda ne kadar çağdaş bir eğitim ortamında ve ne kadar sorumlu öğretmenlerin elinde yetiştiğimi görüyorum. İlk yazarlık deneyimim de orada duvar gazetesi ve sonra okul gazetesi (Gonca) ile başladı. Görev yerlerimde de bunu sürdürmeye çalıştım. 

Gönen de bazı öğretmenlerimiz sertti. Ama onlarda babalığı elden bırakmadılar. Köy enstitüsü kökenliler devreye girdikçe ilişkiler daha da yumuşadı. Yöneticilerimizin de genellikle sorumlu kişiler olduğunu anımsıyorum. 

Gönen’e gitmeme babam fazla gönüllü değildi. Çünkü ben ailenin yaşayan ve işe yaracak yaşa ulaşabilen ilk büyük erkek çocuğu idim. Babam okumamı gönülden istediği halde, beni Gönene gitmekten caydırmak istedi. Çünkü olağanüstü zor olan köydeki işleri yalnız çekip çevirmeye gücü yetmemeye başlamıştı. Küçüklerim pek işe yaramıyordu. İki ablam da evlenmişlerdi. 

Fakat öğretmenimin ısrarı, sınavları kazanmış olmam onu vicdan muhasebesine sürükledi ve “Göndermesem artık Allah iyi demez, hak ettin git. Ama küçüklere de sen sahip çık” dedi. 

Ben de sözünü tuttum işleri iyi gitmeyen gurbetteki eniştelerin işini de üstlenerek; Gönen’e nerdeyse koşarak, uçarak gittim. Ama müthiş bir uyumsuzluk dönemi yaşadım. 

Çünkü ilk kez motorlu bir araca biniyordum. İlk kez ayakkabı ve terzi işi elbise mintan giydim. İlk kez elektrik düğmesine bastım. Musluk başı çevirdim. Akşamları çabuk uykum geliyordu. Etli yemek fazla, ekmek az geliyordu. Zeytinyağlı yemekleri yiyemiyordum. Kızdığımda dert yanacak kimseyi ve bağıracak kardeşlerimi bulamıyordum. Her şey düzenli ve kurallı dolayısıyla da sıkıcıydı. 

Bir yandan bu düzenlilik, çevre düzeni, çiçekli ağaçlı bahçeler, gezinti yerleri hoşuma gidiyordu. Tarım ve iş dersleri köy yaşamını anımsamama yarıyordu. Müzik dışındaki derslerden de pek sıkıntım yoktu. O da mandolin çalamamamdan kaynaklanıyordu. Birde aşırı düzenlilikten sıkılıyor ve tatili iple çekiyordum. 

O yoksul köydeki ailem, komşular, köyün şakacı insanları, burnumda tütüyordu. Aslında bir yandan da, onlara kendimi göstermek ve belki de bu farklı dünyadan onları haberdar etmek istiyordum. Bu yüzden bir yandan tatili beklerken bir yandan da nasıl gideceğimi düşünüyordum. Çünkü Gönen’den Sütçülere gidiş çok zorlu bir yolculuğu gerektiriyordu. 

 

4-Bunu yeni nesiller anlayamaz, ama ben anlayabiliyorum. Gönen Sütçüler arası belki yüz kilometre bile değildir. Ama o yıllarda dünya çok büyüktü. Yolsuz ve engebeli bir coğrafyada yüz kilometre çok uzun bir mesafe idi. Bu yüzden sanıyorum tatil yolculuğu zor olmuştur. 

Hem de nasıl zordu yaşamayan bilemez. O zamanlar öğretim üç yarıyıla ayrılmıştı. İzinler birer hafta idi. Havalar iyi değildi. Çok kar yağmıştı. Fakat yine de üç çocuk yola çıktık. Eğirdir’ e kadar sorun yoktu. Oradan sonrası için bindiğimiz cip bozuldu ve yolda kaldık. 

Köye gitmek de bir dertti. Gece de yürüyorduk ve geceleri zifiri karanlıktı. Çamura bata çıka sabaha karşı köye vardık. Fakat biz köye vardığımızda tatilin yarısı bitmiş ve sadece üç günümüz kalmıştı. Bu yüzden Gönen’e bir gün gecikme ile döndük. 

Geciktiğimiz için 2. yarıyıl tatiline göndermiyorlardı. Ağlaya sızlaya eğitim şefini ikna edip 2. tatile yine gittik. Bu kez de posta cipinin gidiş gününe uyabilmek için bir gün evvel döndük. Bu git-gellerden sonra okula, arkadaşlara, yemeklere alıştık. Hatta o kadar çok alıştık ki, mezun olduğumuzda da bir hafta okulda kalıp gözyaşı döktük. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 660
Kayıt tarihi
: 21.11.08
 
 

Nazmi Öner 1946 yılında Burdur’un Bucak İlçesine bağlı Seydiköy’de doğdu. Seydiköy İlkokulu v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster