Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '06

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
6300
 

Dracula ve iktidarsız erkekler !

Dracula ve iktidarsız erkekler !
 

Bram Stoker tarafından yazılmış olan romanımız Jonathan Harker adlı bir avukatın günlüğü ile başlıyor. Bu genç adam kont Dracula’nın şatosuna bir takım resmi işlemler için gidiyor. Fakat iş için geldiği Transilvanya’da Dracula tarafından esir alınıyor. Buradan kurtulduğunu ilerleyen bölümlerden anlasak da, olanların gerçek mi yoksa bir hayal mi olduğu kısmı okuyucuya bırakılıyor.

Fark ettiğim en ilginç nokta ise; Dracula’nın hiçbir erkeğin sahip olmadığı ve belki de olamayacağı o iktidar denilen olguya fazlasıyla sahip olmasıydı. Bu fikre neden kapıldığımı Dracula’yı okuyanlarımız az çok tahmin edeceklerdir.

Romanımızda iki kadın karakter ve beş erkek karakter vardır. Kadınlardan birisi arzu ve şehvet dolu olan Lucy. Öyle ki; evlilik için neden sadece bir erkek seçmek zorunda olduğunu sorguluyor! Birden fazla erkek ile evlenmeyi arzuluyor. Diğeri ise, mazbut olarak tabir edebileceğimiz türden bir kadın kahraman olan Mina. Mina Jonathan Harker’ın da nişanlısıdır.

Lucy Dracula’nın ilk kurbanı olur. Dracula’nın ilk hedefi olmasının altında yatan sebebin Lucy’nin aşk arayışı olduğunu varsayalım. Peki, daha sonra neden Mina’yı seçer? Oysa Mina evli ve kocasını seven bir kadındır. Yoksa bunlar yalan mıdır? Mina sandığımız kadar sadık değil midir? Daha da ilginci Dracula’nın hedeflerinin seçiminin hiç de tesadüfi olmadığıdır. Bana göre, önce güzel ve istekli bir kadını hedef alan Dracula (biraz da kolay olduğundan), gücünün etkisini bir de Mina kadar sadakatli bir kadında görmek istemiştir. Daha açık bir deyişle, tükenmez iktidarını diğer tüm erkek kahramanların gözü önüne sermek istemiştir.

Şu bir gerçektir ki; Dracula çağrılmadığı sürece hiçbir yere giremez! Lucy onu davet etmiştir. Peki Mina nasıl bunu yapar? Örneğin, bir erkeğin sevdiği kadını bir müddet yalnız ve ilgisiz bıraktığını düşünelim. Bu kadın Dracula’yı düşünceleriyle davet etmiş olamaz mı? Bir kadın kendini yalnız ve değersiz hissederse aklından neler geçer? Bu örnek yeterince açık ve anlaşılır olmuştur eminim.

Fakat bu zıtlık da bize göstermektedir ki; Dracula ister aşk arayışı içinde olan olsun, ister aşkı bulmuş olsun her tür kadının aklını başından alabilecek türden bir vampirdi. Hatta belki de diğer erkekleri bile etkileyecek kadar iktidar doluydu. Bu nedenle sadece kadınları etkilediğini varsaymak yanlış olabilir. Kim bilir?

Belki de Dracula’nın sahip olduğu o çekici gücü kıskanan erkek kahramanlarımız Dracula’nın ölümünü bir an önce gerçekleştirmek istiyorlardı. Bunu başarmak için de hiçbir fedakarlıktan kaçınmadılar. Nitekim sonunda başardılar.

Not: Dracula’yı tüm erkeklerin ve kadınların dikkatle okumasını tavsiye ederim. Görünenin aksine aşk sorunlarınıza, evlilik problemlerinize, arkadaş ilişkilerinize ve doğanın düzenine ilişkin birçok detayı ve mühim noktaları bulacaksınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mina saflığın ve sadakatin sembolü. Saflığını ve sadakatini korumaya çalışan kadının sembolü. Ele geçirilmesi güç olan. İçimizde bir şeyi ne kadar korumaya çalışırsak kendimizi o kadar baskı altına alırız. Onu ele geçirmek isteyense, tüm dikkatini ona yönelttiği için açık kapı aramaya başlar. Çünkü zor hedef her zaman daha çekicidir.Korumak, içimizde yüce ve faziletli olarak nitelendirdiğimiz bir şeyi korumak çok yorucu bir uğraştır. Çünkü onu kendimize sindirmek ve bir parçamız yapabilmek için çok uğraşmamız gerekir. Zaman zaman ise bu uğraş sırasında kapılar açık kalır. Biz şüphe içinde kalırken, içimize sindirmeye çalıştığımızın doğruluğundan emin olmaya çalışırken açılır kapılar.İşte o zaman, hedefsek eğer, o kapılardan ele geçirilmek kolaylaşır. Sanırım Mina'ya olan da buydu. Sevgiler...

Fulya 
 03.10.2006 22:58
Cevap :
Sizce Mina'mı, yoksa Dracula'nın kendisi mi zor hedef? Bunu günümüz Türkiye'sine uyarlarsak (aslında bu bilginin daha yararlı olacağına inanıyorum) sizce Türkiye'de "Dracula" kim ve bu "Dracula" sizce Türk halkını elde edebildi mi? Yoksa hala Mina kadar saf, temiz ve sadık mıyız? Değinmek istediğim noktalar bunlardı... Yorumunuz için çok teşekkür ederim.  01.11.2006 23:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 153
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 2351
Kayıt tarihi
: 28.06.06
 
 

İçimde devamlı yanıp tutuşan bir yazma aşığı taşıyorum. O yazar olduğunu bilmiyor henüz. Hangi di..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster