Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Rumikorman (Korman Türkmen)

http://blog.milliyet.com.tr/rumi

27 Aralık '16

 
Kategori
Arkeoloji
Okunma Sayısı
732
 

Dropa Taşları ve Dropalı Uzaylılar

Dropa Taşları ve Dropalı Uzaylılar
 

Dropa Taş


Keşif 1938’de Çin ve Tibet arasındaki sınırda gerçekleşti. Çinli Arkeolog Profesör Chi Phu Tei önderliğinde yürütülen arkeolojik keşif gezisinde Baian Kara-Ula Dağındaki mağaralarda bilinmeyen bir ırka ait mezar hücreleri bulunmuştur.

İskeletler farklı türde varlıklarının kalıntıları idi. İskeletler çok kırılgandı sadece 1,30 metre boyunda idi. Kafatasları genişti ve fazla gelişmişti, ama bunlar maymunların kalıntıları değildi. İlave olarak, bilim adamları mağara duvarlarında ilginç kaya çizimleri keşfettiler. Güneş, ay, dünya ve yıldızların çizimlerine eşlik eden yuvarlak miğferli varlıkları resmettiler. Tarih öncesi mağarada bulunacak daha çok şey vardı.

Arkeologlar tozlu zemine saplı çok sayıda taş diski kazarak açığa çıkardılar. Plakları anımsatan disklerin ortasında bir delik ve merkezden kenarlara giden spiral ince çizgiler vardı. Sanki taş diskler günümüz plaklarını veya CDlerini anımsatıyordu. Diskin merkezinde bir delik vardı ve merkezden kenara spirallenen ince çizgiler vardı. İşin en ilginç yanı ise yapılan tetkikler sonucunda bu disklerin yaşının 10,000 – 12,000 yıl olduğunun anlaşılmasıydı. Bilim dünyasını sarsacak olan bu disklerden toplam 716 adet bulundu. 2 cm kalınlığında ve ortalama 25 santim çapındaki bu disklerin aslında Dropalılar adı verilen uzaylı bir ırkın tarihi kayıtları olduğu 20 yıllık bir çalışma sonucunda 1962 senesinde Dr. Tsum Um Nui tarafından gizemli nesnelerin mesajları çözülebimiştir.

Her diskin merkezinde tam olarak dairesel 2 cm lik bir delik vardı. Daha ileri analizler ince çizgi benzeri işaretleri ortaya çıkardı, bunların garip oyulmuş hiyerogliflerin sürekli çizgisi olduğu ortaya çıktı. Nesne daha önce asla karşılaşılmamış bir lisanda mikroskobik karakterlerden oluşan uzaylı yazısı ‘kaydı’ idi.

Taş diskler uzak bir gezegenden gelerek 12,000 yıl önce dünyada mahsur kalan ve kendilerine Dropa adını verdikleri dünya-dışı bir ırkın mesajlarıydı. Ana Gemileri Baian Kara-Ula dağlarına düşen Dropalı gezginler burada bulunan mağaralara sığınarak yaşamlarını sürdürmeye başlamışlardı. Uzay gemisinin mürettebatı dağların mağaralarına sığınmıştı. Harap olan uzay gemilerini tamir etme veya yenisini inşa etme olanağı olmadığı için, Dropa’lılar kendi gezegenlerine dönemediler. Dünyada zor durumda sıkışıp kaldılar. Oldukça uysal ve barışcıl niyetlerine rağmen, Dropalar komşu mağaralarda oturan yerli Ham kabilesinin üyeleri tarafından yanlış anlaşıldılar ve düşman kabul edildiler. Ham insanları Dropaları avlayıp öldürmeye başladı ve zamanla Ham kavmi ile Dropa arasında iletişim kurulmuş ve bu anlamsız savaş sona ermiştir.

Tablet disklerdeki paragraflardan birinin tercümesi şöyle yazıyor: “Dropa kendi gemileriyle bulutlardan indiler. Erkeklerimiz, kadınlarımız ve çocuklarımız güneşin doğuşundan önce mağaralarda saklandı. Sonunda Dropa’nın işaret dilini anladıkları zaman, yeni gelenlerin barışçı niyetleri olduğunu kavradılar…”

Bu olay Batı basınında ilk olarak 1968 senesinde Sputnik Dergisine bir makale yazan Rus dil uzmanı Dr. Viatcheslav Zaitsev sayesinde duyulmuştur. Taşları inceleme fırsatı bulan Dr. Zaitsev bunların yüksek konsantrasyonda kobalt ve ender bulunan bir kısım metalleri içerdiğini anlamış ve Osilograf testinde (salınım çizer) taşların salınım ritminin dünyadaki hiç bir nesneye benzemediğini tespit etmiştir. Bu sanki bir zamanlar elektrik yüklüymüş gibi veya elektrik iletkeni işlevi görmüş gibi şaşırtıcı bir salınım ritmiydi. Ayrıca mezarda bulunan kemikler üzerinde yapılan tetkiklerde dünyada yaşayan hiç bir ırkla akrabalık bağı kurulamamıştır.

Dropa insanlarından herhangi biri hayatta kaldı mı? Bu olay uzaylı ve insanlık tarihindeki en gizlenen hikayelerden biridir. Bize kim olduklarını ve onları buraya neyin getirdiğini anlatmak istediler. Gelecek nesiller için bir mesaj bıraktılar, ama arkalarında bıraktıkları kendi eserleri insanlardan gizli tutulmuştur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 77
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 8750
Kayıt tarihi
: 01.12.06
 
 

1968 Ankara doğumluyum. Selçuk Üniversitesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı Bilim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster