Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
517
 

Dua ile aranan Mustafa ve Türkan Saylan Hoca

Aydın’ın Buharkent ilçesi Ortakçı köyünde üç yaşındaki Mustafa Erol kayboluyor.
Sivil Savunma, askeriye, bölge halkı ve gönüllü kuruluşların tüm çabalarına rağmen bulunamıyor.

Tam da bu sırada uyanığın biri çıkıyor, bir kağıda bir dua yazıyor ve bu duayı elde tutarak yapılacak aramalar sonucu çocuğun bulunacağını iddia ediyor.
İşin garip ve üzücü yanı bölge halkının bu saçmalığa inanarak bu dua yazılı kağıdı çoğaltıp tüm insanlara dağıtarak bu saçmalığın gerçekleşeceğine inanmış olması.

19 Mayıs’ın yıldönümünde bu memleket Türkan Saylan’ı uğurladı.

Hayatının büyük bir kısmını Ortakçı köyünde gerçekleşen bu gerici saçmalıklarla uğraşarak geçiren Türkan Saylan hocanın ülkemizde kendisine “müslüman” diyen bazı kesimlerce hiç sevilmediğini adeta ölümüne sevinildiğini biliyoruz.

Şimdi bu kesim Türkan Hocayı niye sevmez?.

Ya da Sevgili Saylan hoca bunlara ne yapmıştır?.

Ya da gericiliğin ve günümüzde din iman masallarının nelere neden olabileceğinin en güzel örneklerinden birisi olan Ortakçı köyündeki olaya Türkan hocanın direk bir müdahalesi mi olmuştur?.

Ne yapmıştır Türkan hoca da bu kadar kin ve hoşgörüsüzlüğü “üzerine çekmiştir.”?.

Bu insanların gözünü bu kadar döndüren olay nedir?.

Geçenlerde Hürriyet’in Ankara ilavesinde 19 Mayıs 1963 törenleri ile 2009 yılındaki törenleri karşılaştıran iki fotoğraf gözüme ilişti. 1963’ten günümüze Türkiye’nin ne kadar geriye götürüldüğünün belgeseli niteliğindeki iki fotoğraftı bu.

Bu gidişin engellenmesi ve Ortakçı’da ki cahilliğe benzer olayların bir daha yaşanmaması için mücadele ediyordu Türkan hoca.

Bu mücadeledeki en büyük kalesi de ÇYDD idi.

Ne yapıyordu bu kalede Türkan Hoca?.

Cehaletle, yobazlıkla, yoksullukla, çaresizlikle mücadele ediyordu.

Türkan Saylan hocanın aramızdan ayrılışı ile gerçek yüzlerini daha iyi gösterme fırsatını bulan yobaz takımı gazetelerinde, televizyonlarında cami ve cemaat toplantılarında kinlerini ve içlerindeki nifak tohumlarını daha bir cesaretlice kusma fırsatlarını buldular.

Niye kinliydiler bu kadar?.

Niye Türkan hoca onlara bu kadar batıyordu?.

Öyle ki TV tartışmalarında bile Türkan hocanın saygıyla anılmasını hazmedemeyip en aşağılık yalanlar ve iftiralarla kendilerini gösteriyorlardı.

Şimdi gelişmeleri ve beslenmelerinde en önemli kaynak olarak cehalet ve gericiliğin bulunduğu bu kesimlerden;

AB komserliğine Türkiye aleyhinde kadınların sünnet edilmesi hakkında soru soran İngiliz parlementer Robert Kilroy-Silk’i nefretle kınamalarını bekleyebilirmiyiz?.

Ya da “en büyük katliamları yapan homoseksüel askerlerdir” diye köşesinde ahkam kesen “köşe yazarına” kardeşim o zaman ülkesinde en büyük katliamlardan birini yapan El Beşir’de bir homoseksüelmiydi diye soru sormalarını bekleyebilirmiyiz?.

Ya da bu El Beşir’i Türkiye’de kim en üst dereceden ağırladı diye sorabilirler mi?.
Bu soruların cevabı hayır dır değil mi?.

Çünki ülkemizdeki gericiler ve yobaz takımı bu tür saçmalıklardan besleniyorlar.
Onlara göre doktorda imamdan olmalıdır, askerde, bilim adamı da, siyasetçi de hatta başbakan ve cumhurbaşkanı da.

Örümcek ağı bağlamış beyinlerine göre, ancak ve ancak imam kökenli insanlar her türlü yolsuzluğun ve yoksulluğun, haksızlığın önüne geçer.

Aslında öyle olmadığını bilimin ve bilim insanının çalışmalarının bu karanlık ortaçağ düşüncelerini yok edeceğini herkes bilir.

Bu yobazlar da bunu çok iyi bilir.

Onun içindir ki ÇYDD’nin çalışmaları onları hep ürkütmüştür. Korkutmuştur.
O yüzdendir Türkan Saylan hocaya düşmanlıkları.

On binin üzerinde cüzamlı hastayla ve onların çocukları ile bire bir ilgilenmiş, otuz altı bin kız çocuğunu okutmuş.

Yoksulluk ve çaresizlik bataklığından çıkardığı binlerce kızımızı, kendine güvenen laik cumhuriyete bağlı, ekonomik özgürlüğü olan birer çağdaş birey olarak yetiştirmiş bir Türkan hoca tabi ki onların düşmanı olacaktı.

Normal bir durumdur bu.

Türkan hocanın aramızdan ayrılması, ülkemizdeki gericilik ve karanlıkla aydınlığın çatışmasını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Bu çatışmadan aydınlığın zaferle çıkacağını çok iyi biliyorlar.

Sevgili Türkan Saylan ve öğrencilerinin önlerindeki en büyük engel olduğunu biliyorlar. Ondandır bu saldırganlıkları, bu düşmanlıkları.

Her ne kadar yaklaşık yedi yıldır elektrikler kesik olsa da aydınlık er geç gelecektir ülkeme.

Sevgili Türkan Saylan hocama allahtan rahmet diliyorum.

Bıraktığı eseri öğrencilerinin ve ÇYDD’nin daha yukarılara taşıyacağına yürekten inanıyorum.

Saygılar.

24.05.2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 243
Toplam yorum
: 688
Toplam mesaj
: 103
Ort. okunma sayısı
: 754
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

1957 Kars doğumluyum. Emekliyim. Gazi Üniversitesi İİBF İşletme bölümü ön lisans mezunuyum. Yazı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster