Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '16

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
706
 

Dua ve Beddua zamanı

Dua ve Beddua zamanı
 

Kaynak: www.milliyet.com.tr


Ben din adamı değilim ama bütün inanç sistemlerinin kendilerine göre duaları ve bedduaları olduğunu bilirim.

Dua semavi dinlerde oldukça önemli bir araçtır. Kişi yaratanına bu aracı kullanarak ilticada bulunur, taleplerini iletir.

Müslümanlıkta dua oldukça önemlidir. Günde beş vakit kılınan ve kendisinin de bir dua olduğu ifade edilen namazlardan sonra da insanlar dua ederler. Bu dua esnasında Allah’tan dünyaya ve dünya ötesine ilişkin çeşitli taleplerde bulunurlar. Ebedi cennet isterler. Ölmüş yakınlarının ve başka insanların bağışlanmasını isterler. Kendilerinin ve başkalarının bağışlanmalarını isterler. Kendilerinin ve başkalarının sağlıkla ilgili ve ekonomik sorunlarının çözülmesini isterler. Evlenmeyle ilgili, savaşlardan, yıkımlardan, felaketlerden kurtulma ya da korunmayla ilgili konularda da insanlar duaya başvururlar.

Beddua da duanın bir başka çeşididir.

Beddua birilerinin cezalandırılması, bir şeylerin yıkılıp bozulması için, birilerinin ve bir şeylerin zarar görmesi için yapılan yakarıştır.

Beddua özellikle İslam dininin olası olumsuz sonuçları nedeniyle çok sıcak bakmadığı bir dua türüdür ve bu nedenle çok kullanılmaz ancak bu zor durumlarda kullanılamayacağı anlamına gelmez.

Yani dua gibi bedduanın da zorda kalmış insanın yaşamında “daha dikkatli olmak koşuluyla” yeri olabilir.

“Dua müminin silahıdır”hadisini hepimiz biliriz ve bu sözün ışığında bedduanın da bir silah olduğunu söyleyebiliriz. 

Öyleyse Suriye’de, hemen sınırlarımızın ötesinde dünyanın uzak yerlerinden farklı ve farklı eğilimlerdeki ülkelerden gelip mazlum insanların başına bombalar yağdıran güçlere karşı bu silahı neden kullanmayız?

Bir düşünsenize; belki de dünyayı kana bulayan diktatörler ve onların arkasında duran, onların emellerine hizmet eden zalimler biz yeterince beddua etmediğimiz için kan dökmeye devam edebiliyorlar.

Belki de, mazlumlar ve her türlü mağdurlar bizim içimizdeki salih insanlar yeterince ve doğru dua etmediğimiz için zarar görüp duruyorlar.

Haydi, duaya ve bedduaya.

Mazlumların kurtuluşunu ve mutluluğunu; zalimlerin parçalanarak yok oluşunu, perişan oluşunu gözümüzde canlandırarak, candan isteyerek duaya ve bedduaya.

Hani önümüze “beddua etmeyin, iyi değildir” diyerek önümüze çıkanlar olabilir.

Onlara bu kan dökücü vampirlere bugün beddua edilmeyecekse ne zaman edilecek denilerek duaya ve bedduaya.

Birer birer ve bir araya gelerek duaya ve bedduaya.

Zulme maruz kalanlar olarak ya da zulme maruz kalanların tanıkları olarak duaya ve bedduaya.

Sonuç alıncaya kadar, zalimlerin zulümlerinin karşılığını gördüklerine de tanık oluncaya kadar duaya ve bedduaya.

Evlerini barklarını, oğullarını kızlarını, varlarını yoklarını geride bırakıp yaşlı, genç, çoluk çocuk yollara düşen; denizlerde boğulan, aç susuz sefil ülkemizin ve başka ülkelerin sınırlarına dayanan, kapılarına gittikleri ülkelerin politikacıları, güvenlik güçleri tarafından horlanan, itilip kakılan, yaşama sevinçlerini, ümitlerini kaybeden, kendi ülkelerinde kuşatma altında açlıktan ölen insanlar için duaya ve bedduaya.

Düne kadar kendi ülkelerinin tüccarları, öğretmenleri, hemşireleri, memur ve işçileri, gazeteci, yazar ve sanatçıları iken bugün ülkemiz kaldırımlarında dilencilik yapanlar için duaya ve bedduaya.

Dünyanın emperyalist kan emicilerden temizlenerek daha yaşanabilir bir hale gelebilmesi için, evlatlarımızın ve dünyadaki bütün çocukların daha temiz ve huzurlu bir dünyada kardeşçe ve barış içinde yaşayabilmelerinin zeminin oluşturulabilmesi için duaya ve bedduaya.

Ateşi ve barutu olmayan silah ile duaya ve bedduaya.

Haydi, dinimiz, inancımız, partimiz, görüşümüz ne olursa olsun, dünyayı yöneten emperyalist yapılara ve çıkar odaklarına isyan ederek, zulme karşı bir araya gelerek duaya ve bedduaya.

Kim bilir, belki hala içimizde salih, duası kabul edilebilir kimseler vardır. Onların ışığından yararlanmak için duaya ve bedduaya.

 

10.02.2016

12:57

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Şahbettin ağabey, yazınıza ve çağrınıza katılıyorum. Ancak zalim ve mazlumun birbirine karıştığı, zalim için beddua ederken bir yandan da gerek siyasi, gerek askeri olarak zalime destek vererek bu iş nasıl olacak içinden çıkamıyorum. Dönen bir çark var ve herkes ama küçük olsun ama büyük olsun bu çarkın dişlilerinden biri vazifesini görüyor. Şu an dünyanın birçok yerinde birçok mazlum zalimlerce haksızlığa uğruyor evet ama zalimlikten anladığımız nedir, bunu açıklığa kavuşturmak gerekir. Örneğin hemen yanıbaşımızdaki sınır komşularımızda yaşananlarda ülkemizin hiçbir payı olmadığını iddia edebilir miyiz? Selam ve saygılarımla.

Seyhun Sertan 
 18.02.2016 13:34
Cevap :
Kıymetli Dostum, Elbette biz insanların bakıp gri gördükleri yerler de var ancak bütün bu evreni var eden, suçları cezalandıran, duaların ve bedduaların muhatabı olan adı, sıfatı, konumu ne olursa olsun zalimleri de, mazlumları da biliyor. Onlar kendilerine hangi dini ya da dünyaya ait sıfatı yakıştırıyor olurlarsa olsunlar, o "bilen" renkleri ve kimlere nasıl muamele edileceğini de biliyor. Benim çağrım mazlumların onun dikkatini çekmesi üzerineydi. Gazeteci boğazı kesen DEAŞ mensubu ile süresi dolmuş bombalarını kendi ülke topraklarında imha etmek yerine patlatmak için iki bin kilometre uzaktan gelip ortalığı yakıp yıkanın farklı olmadığını da, dünyanın her yerinde fitnede eli ayağı olanı da o bilir. Bizim kafamızı yormamıza gerek yok. Dua ve beddua talebi yalnızca adı, dini, sıfatı ne olursa olsun mazlumun sesini var edene duyurması içindi. Bilmukabele selam ve saygılarımla,  19.02.2016 13:57
 

Şahbettin Bey, "Dua müminin silahıdır" diye bir hadis olduğu rivayet edilir. Dua edelim, edelim de, dünyada olanlar duanın sınırlarını aşmış durumda sanki. Ben her gün dua ediyorum mesela. Bedduayı eksik bıraktığımı söylersem de yalan söylemiş olurum. Nedense değişen bir şey olmadı bugüne kadar.Yoksa benim dualarımı kabul etmiyor olabilir mi Yaradan? Benden çok daha üstün nitelikleri olan (dini açıdan) kimbilir kimler de dua ediyordur eminim. Tüm bunlara rağmen nedense yıllardır İslam Coğrafyasından kan ve zulüm eksik olmaz. Naçizane düşüncem odur ki; dua edelim, edelim de, her şeyi de Allah'tan beklemeden akıl yoluyla işlerimizi en iyi şekilde yapmanın yollarını arayalım. Sanırım tüm sorun, bizi iyi yönetemeyen yöneticiler ve bizim de iyi yöneticiler seçmedeki yetersizliğimizde. Yani iyi yetişmemiş olmamızda.Siz ne düşünürsünüz bu konuda? Selamlar, mutlu kalın.

Ayşegül HAYVAR 
 11.02.2016 14:47
Cevap :
Ayşegül Hanım, Dünyada herkes, her varlık öncelikle kendi işlerini kendileri yapıyorlar. Sizin de çok güzel işaret ettiğiniz gibi insanoğlu da kendi işini en iyi şekilde yapmanın yollarını aramalı, bulmalı, yapmalı. Aslında ben mazlum derken Müslüman olsun olmasın bütün mazlumları kastettim ve tabii zalim derken de yine Müslüman olsun olmasın tüm zalimleri düşünmek gerek. Ne var ki biz sıradan insanların birer birer yapabileceklerimiz çok sınırlı. O durumda her dinden insanın yaratıcıya başvurması kaçınılmaz oluyor. Dua ile ilgili çalışan din adamları ve uzman kişiler de herkesin duasının ve her türlü duanın kabul olmayacağını söylüyorlar ki edilen duaların içinde neler olabileceğini göz önüne alırsak; dua edenlerin hangi yelpaze içindeki kimseler olduklarını düşünürsek onlara hak veririz. Dünyayı kendi ittifakları ile çembere almış, canavarlaşmış zalimlere karşı, duası kabul olabilecek kimselerin yakarmaları gerek gibi geliyor bana. En samimi selam ve mutluluk dileklerimle,  11.02.2016 15:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 319
Toplam yorum
: 218
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 183
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster