Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '11

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
338
 

Dua

“İnsan Denen Meçhul” adlı ünlü kitabın yazarı Nobel Ödüllü Tıp Doktoru ve düşünür Alexis Carrel’in bir makalesinden bahsedeceğim. Makale Readers Digest adlı ünlü dergide 1940 yılında yayınlanmış ve büyük yankı uyandırmıştır. Dua konusunu işliyor. Bana ilginç gelen değerlendirmeler içeriyor. Ben de bu makaleyi bir batılı bilim insanının dua konusundaki bakışını değerlendirme adına biraz ayıklamadan geçirip aşağıda bazı bölümlerini kısaltarak aynen bilginize sunuyorum

"Biz Batılılara, akıl sezgiden daha üstün gelir. Aklı duygulara tercih ederiz. Bilim parlamakta, din sönmektedir. Descartes'i takip ediyor, Pascal'ı bırakıyoruz.

Öyle ki, önce zekâmızı geliştirmeye bakıyoruz. Ahlâk kavramı, güzel kavramı ve özellikle kutsal kavramı gibi akli olmayan zihin faaliyetleri tamamen ihmal edilmektedir. Bu temel faaliyetlerin kesintiye uğraması modern insanı manevi açıdan kör bir varlık haline getirmektedir. Böyle bir sakatlık insanın iyi, yapıcı bir cemiyet elemanı olmasına engeldir. Medeniyetimizin çökmesini bireydeki kötü özelliklere bağlamak gerekiyor. Gerçekten hayatta başarılı olmak için akli ve maddi şeyler kadar manevi olanlar da vazgeçilmezdir. Şu halde kişiyi zekânın verdiği kuvvetten çok daha güçlendiren zihinsel faaliyetleri kendimizde yeniden canlandırmak şarttır. Bunlardan en az bilineni kutsal ya da din kavramıdır.

Kutsallık kavramı özellikle dua aracılığıyla ifade olunur. Kutsallık gibi duanın da manevi bir olay olduğu ortadadır. Şu anda manevi dünya tekniğin eli altında değildir. Bu durumda duanın pozitif (müspet) bilgisi nasıl elde edilmeli? Ne iyidir ki, bilim alanı gözlemlenebilen şeyleri içine alır. Fizyolojik belirtiler yardımıyla da manevi olaylara kadar uzanabilir. O halde dua eden insanı sistemle gözlem altında tutarak dua olayının ne demek olduğunu, bunu meydana getiren tekniği ve duanın etkilerini öğreneceğiz.

Duanın Tarifi

Dua, maddi olmayan dünyanın hayali varlığına doğru, zihnin çekilmesi gibi görünüyor. Genellikle bir inilti, bir ıstırap sesi, bir yardım dileğinden ibarettir. Bazen, her şeyin değişmez ve üstün prensibinin sessiz bir izlencesi (temaşası) halini alır. Ruhun Allah'a doğru bir yükselişi diye de tarif edilebilir. Hayat denilen mucizeyi yaratan o varlığa karşı aşk ve tapınış ifadesi de olabilir. Gerçekten, dua, mevcut her şeyi yaratan, tam kemâl, kuvvet ve güzellik olan, görülmez varlıkla birleşmek için insanın yaptığı bir gayrettir. Gerçek dua bazı formülleri yalnız ezbere okumak değil, ruhun Allah'ta eridiği mistik bir hal demektir. Bu hal akli özellik taşımaz. Öyle ki filozofa ve bilim adamına anlaşılmaz ve erişilmez olarak kalır. Dua için de, tıpkı güzel ve aşk kavramları gibi, hiç bir kitap bilgisine gerek yoktur. Sade insanlar, güneşin ısısını veya bir çiçeğin kokusunu ne kadar doğallıkla duyarlarsa Allah'ı da öyle algılarlar. Fakat Allah, sevmesini bilenler için bu kadar cömert iken, tek kaygısı anlamak olanlara kendini göstermez. Onu tanımlamak gerekince fikir ve söz yetmez. Bundan dolayı dua, aklın karanlık gecesi içinden geçen bir aşk hamlesinde en yüksek ifadesini bulur.

Nasıl Dua etmeli

Dua etmek için sadece Allah'a doğru yönelme gayretini göstermek yeterlidir. Bu çaba akli değil duygusal olmalıdır. Örneğin Allah'ın büyüklüğünü düşünmek, aynı zamanda da bir aşk ve iman ifadesi olmadıkça, dua sayılmaz.

Duanın etkili olması için ihtişama, büyüklüğe gerek yoktur. . Duamızın kabulü için hatip gibi konuşmaya lüzum yoktur. Duanın değeri sonuçlarına bakılarak belirlenirse, en sade, mütevazı şükranlarımızın, en güzel yakarışlar kadar, Allah tarafından makbul sayıldığı görülür.

Dua, bir alışkanlık haline geldiği zamandır ki kişiliğe etki eder. O halde sık sık dua edilmeli. Epiktetos: “Tanrı'yı, aldığın nefesten daha sık düşün” derdi. Sabah dua edip de günün diğer zamanlarında barbarca hareket etmek saçmadır. Pek kısa “zikirler” veya kalbi imdat çağrıları insanı Tanrı'nın yakınında tutabilirler. O zaman bütün hareketlerimiz duadan ibaret olur. Böyle anlaşıldığı zaman dua bir yaşama biçimine dönüşür.

Artık emin olarak bildiğimiz bir şey varsa, o da duanın olumlu sonuçlar verdiğidir. Her ne kadar garip gelirse de “isteyenin karşılık bulduğunu ve çalana kapının açıldığını” gerçek kabul etmeliyiz.

Nerede ve ne zaman dua etmeli?

Her yerde dua edilebilir. Sokakta, otomobilde, trende, mektepte, fabrikada... Fakat kırda, dağda, ormanda veya yalnız bir odada daha iyi dua edilir.

Duanın, ruh ve bedene tesir edişi, keyfiyetine, şiddetine ve tekrarına bağlıdır. Duanın tekrarını, bir dereceye kadar da şiddetini bilmek kolaydır. Verdiği haz ise bilinemez. Çünkü başkalarının imanını ve sevgi yeteneğini ölçecek bir aracımız yoktur." 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hani belki Hıristiyan ilahiyatındaki dua kavramının açıklaması ve uygulaması gibi görünüyor sanki, ama şahsen bana Ahmet Hulusi'nin dua hakkındaki tespit ve açıklamaları İslami, bilim ve mantık açısından bakıldığında daha gerçekçi geliyor. (Ahmet hulusi - Dua ve zikir) Selam ve saygılar.

akar 
 04.09.2011 10:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1008
Kayıt tarihi
: 24.05.11
 
 

TED Ankara Koleji ve ODTÜ Kamu Yönetimi mezunuyum. Asıl mesleğim bankacılık. Çeşitli kuruluşlarda..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster