Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
568
 

Dudaktan öptürmeyen medya

Dudaktan öptürmeyen medya
 

Bilirsiniz; Naziler önce Yahudileri toplamış, Yahudi olmayanlar ise bu süreçte susmuştu.

Bunlar ise önce ulusalcıları topladılar. Vatan, millet, bayrak sloganları atmak makbulken, o sloganları ağızlarından eksik etmeyenlerin bir bölümü de dahil olmak üzere, büyük çoğunluk; “biz ulusalcı değiliz ki” diyerek sustu.

Nasıl ki Naziler Yahudileri toplamakla yetinmediyse, bizde de olay ulusalcılarla sınırlı kalmadı. Muhalefet eden, ağzını açan, yan bakan kim varsa çeşitli bahanelerle tasfiye edildi.

Bu durum bir çok kurum için geçerliyse de, biz özellikle medyadan söz ediyoruz. İktidar kısa süre zarfında, muhalefeti büyük ölçüde susturup, kendi yandaşlarından oluşan dev bir medya ağı oluşturmayı başarmıştı.

Lakin dikensiz gül bahçesi yaratmak bile iktidarı durdurmaya yetmedi. Muhaliflerin tasfiyesinden sonra,sıra, suya sabuna dokunmayıp, belgesel tadında habercilik yapanlara gelecekti.

Nazilerin susanları toplamaya başladığında, sesini çıkaracak kimsenin kalmadığı tarihe not düşülmüştür oysa.

Ne kadar acı; anlaşılıyor ki toplumlar, doğruyu bulabilmek için hala geçmişin tecrübelerinden yararlanmayı değil, bütün yanlışları tek tek denemeyi devam edecekti.

_____________

Bir dönem Yeşilçam filmlerinde sıkça kullanılan bir kalıp vardı. Şartların kötü yola sürüklediği kadın oyuncu kendini bir anda hayat kadını olarak bulur, fakat katiyen dudaktan öpüşmezdi.

Nedense bu durum insanımıza oldukça tuhaf gelmiş, bir hayli esprisi yapılıp, alay konusu edilmiştir.

Oysa hayatın insanlara ne sürprizler hazırladığını bilebilmek mümkün bile değil. Koşullar insana, istemediği bir çok şeyi yaptırabilir. Ve belki de bu tavır kendisine daima adaletsiz davranan hayata karşı pasif bir direniştir. Hatta belki de, içerisindeki kız çocuğunun masumiyetini koruyabilmek için tutunduğu son dal parçasıdır.

Bu dünya güçlülerin dünyası. Söz konusu senaryoda bir değil, tam iki çift dudak var halbuki. Zayıf olanın tutunduğu o son dal parçasıyla acımasızca dalga geçen insanlık, güçlü olan dudakların namus anlayışını ise sorgulamaya yanaşmayacak kadar da riyakardır…

_____________

Ne diyorduk..?

Tıpkı yıllar sonra, sıranın etliye sütlüye karışmadan habercilik yapanlara gelmesi gibi.Sıra nihayet susanlara gelmiş, Naziler onları toplarken ses çıkaracak kimsecikler kalmamıştı.

İyi de; ya bundan sonra neler olacak, sıra kime gelecek, hiç düşündünüz mü..?

İsterseniz bu sorunun cevabını, değeri ancak AKP iktidarı döneminde anlaşılabilen, Rasim Ozan Kütahyalı’nın, ders niteliğindeki bir makalesinde arayalım.

Şöyle diyor Kütahyalı:

Bakıyorum hâlâ sıfır öneme sahip CHP ve solcularla uğraşıyorlar. Risksiz yandaşlık hastalığı çok yaygın. Risksiz yandaşlığın adı hiç şüphesiz ki dalkavukluktur.”

Hayır, hayır; ‘medya adı altında yandaşlık ve yönlendirme faaliyetleri yapıldığını açıkça itiraf etmiş’ falan demeyeceğim. Bunu bilmeyen zaten yok.

Devrim, önce kendi çocuklarını yer derler. Hiç şüpheniz olmasın, karşı devrimde aynı şeyi yapar. Elde zulmetmeye muhalif kalmamıştır artık. Sıra ister istemez yandaşlara gelecektir.

Kütahyalı’nın AKP-cemaat kavgasına dikkat çektiği makalesi aynı zamanda tüm yandaşlara altın niteliğinde bir uyarıdır. Sadece CHP’yi eleştirerek yandaşlık yapabilmek bundan sonra mümkün olmayacaktır. Artık her yandaş,  iktidarın kavgasını kendi kavgası bilmek, açtığı cephede, gösterdiği hedefe karşı sonuna kadar savaşmak durumundadır. Ya adam gibi yandaşlık yapacak, yada bu işi bırakacaktır.

Dediğimiz gibi; bu dünya güçlülerin dünyası. Girdiğiniz ilişkiyi sorgulayan kişi bizzat meslektaşınız dahi olsa, güçlü olanın namus anlayışını değil, sadece zayıf olanın, yani sizin namus anlayışınızı sorgulayacak, “risksiz yandaşlığın adı hiç şüphesiz ki dalkavukluktur” diyebilecektir.

Doğal olarak “yandaşım ama dudaktan öptürmem” diyebilmek de mümkün değildir artık.

Unutulmamalı ki; iktidar kritik bir eşikten geçiyor. Hiç kimsenin naz yapabilecek kredisi kalmamıştır. Nazlananlar gidecek, yerine yapabilenler gelecektir.

_____________

Mustafa Yener

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 73
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1666
Kayıt tarihi
: 29.05.08
 
 

21/12/1966 doğumlu olup Mersin Meslek Yüksek okulu İşletme bölümü mezunuyum. Bir deri firmasında ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster