Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
587
 

Dün akşam düşündüm de...

Dün akşam düşündüm de...
 

Google- Görseller


Şu gençler bir alem, hayranım onlara; akıllarının kıvraklığına, görüşlerinin yerindeliğine, hayallerinin uçuculuğuna... Güvenleri ve güvensizliklerine, eksiklerini kabullenmedeki isteksizliklerine ama gizliden gizliye kendilerini geliştirme çabalarına... 

Çocukluğunu ve gençliğini hiç unutmamış, itiraf gerekirse, hâlâ o sularda gezen bir yetişkin olarak, çocuklarımı her dönemlerinde zevkle izledim. Onları anlamaya çalışırken, kendine ve çevresine karşı sorumluluklarını bilen aklı başında birer “insan” olsunlar diye çabalarken, mutlu bireyler olmaları için nasıl davranmam gerektiğini düşünürken, ben de büyüdüm, onlardan bir sürü şey öğrendim. Ben yetiştirmişim gibi değil de, benden ve babalarından aldıklarını kendi yapılarında eritip bambaşka kişiler olarak ortaya çıktıklarında, hep kendimi, hayranlıkla onları süzerken yakaladım. 

Beğenmediğim ya da bana ters gelen yanları yok mu? Var. Bunu onlara uygun veya kızgın bir dille söylediğim de oldu. Dinlediler mi? Mizaçlarına uygunsa. Ben ne yaptım? Pes ettim. Fazla ısrarın fayda getirmediğini çabuk öğrendim. 

Onlar bana hiç danışmazlar mı? Danışırlar, ben de fikrimi söylerim. Diyelim ki farklı... Etkilenirler mi? Kafalarına yatarsa. Bozulur muyum? Nadiren. Ne yaparım? Sonuca bakarım. Kararları yerindeyse gururlanır, sevinirim. Sonuç benim dediğim gibi çıkarsa ne yaparım? Hiç... Kendilerinin anlamasını beklerim. İki çocuğum da beni hiç yanıltmadılar: Vicdanı gelişmiş insanlar olarak, kararları onları üzdüğünde, “sen demiştin anne” demekten gocunmadılar; demeseler bile, bir dahaya onlara önerdiğim gibi davranmaktan kaçınmadılar. Ben de bunu hoşnutlukla farkettim, “yaa, sözüme geldin sonunda!” demedim. 

Ben de onları dinlerim. Kendi dünyasına fazlasıyla gömülmüş, dışarıdaki insanları bırak, kendisiyle hesaplaşmayı henüz bitirememiş bir kadın olarak, onların görüşleri beni aydınlatır, sanki yaşama çağırır. Benden farklı ve bana benzer bu iki olgun yetişkinin fikirleriyle beslenirim. Çocukluğumun ve gençliğimin ve şu yaşıma kadarki hayatımın, yer yer örümcek bağlamış dehlizlerinde, titiz bir kadının dikkatiyle gezinirken; birinden birinin “anne gel bak, seveceğin bir video var burada, çok izleniyor!” veya dışarıdan gelip “ bugün çok acaip bir şey oldu, duysan şaşarsın!” dediği anda bugüne döner, yaşadığımı hissederim. Onların bugünü yaşayan capcanlı halleri, bana baharı hatırlatır. 

Burada, bu açık terapi ortamında da aynı şey geçerli tabii. Onlardan etkilenmeyi her zamankinden fazla istiyorum, onlara fikirlerini soruyorum. Bir yazar için, “Bak, ne güzel bir yazı yazmış!” dediğimde oğlum soruyor: “Bu yazı bir kitap olsa, onu alır okur muydun? Bence yazıyı ona göre değerlendirmelisin.”. “Bilmiyorum” diyorum, “ama güzel!”. Kızıyorum biraz... Ben bir yazı yazıp okuttuğumda: “ Ben olsam buna zaman ayırıp okumazdım. Çünkü beni ilgilendirmezdi.” dediğinde, bozuluyorum. Oğlum, “ Yeni olaylar, yeni karakterler yaratmalısın, eğer öykü yazmak istiyorsan anne. Yaşadıklarını, anılarını yazman hiç de ilginç değil.” dediğinde de sarsılıyorum. Biliyorum ki haklı ama malzeme bu işte, ötesi yok. Hemen savunmaya geçip, “Biraz sonra ’atıştıracak bir şey var mı anne’ diye soracaksın. Acaba senin dediğin yaratıcı kadın, sana bu imkanı sunar mıydı?” diyorum. “Sen iste ve karar ver yeter ki. Neden olmasın?” diyor. Kızım: “Anne, yazış şeklin istesen şu şu yazar gibi olabilir, neden o tarz yazmıyorsun?” dediğinde, durup düşünüyor, zaman ve yeteneklerle sınırlı kaldığıma karar verip bahane olsun diye, “Amaaan sen de, vaktim mi var, kurguya, uzun yazmalara...ben burada kendi kendime yazıyorum işte bir şeyler... başta ne dediysem onu yapıyorum işte, canımın istediğini yazıyorum, mutlu oluyorum... uzman değilim ki görüşüm olsun, ne yaşıyorsam o, yazma desinler, başka yerde yazarım! Kime ne zararım var, kendime faydamdan başka...” diyorum. 

Ben onlara bayılıyorum. Son zamanlarda, sigarayı bırakma sıkıntılarıyla cebelleşirken, bana omuz vermelerine, desteklerine minnettarım. Onlarla rol değiştirmiş annelerine gösterdikleri şefkat, kendime olan güvenimi tazeliyor. İyi insanlar yetiştirdim ben, aferin bana. Benden güçlü iki yetişkin.” diyorum (babalarının katkısını gözardı etmeden). 

Bu, politik tercihlerinde de böyle, insanlık hallerine yaklaşımlarında da, ülkemizin ya da ailemizin bir sorununa çözümler ararken de, kendi kendimize dünyaya ve hayata dair her konuda beyin fırtınaları yaratırken de, sanat zevkimizi paylaşırken de, hatta bir espriye gülerken bile... 

Ben onların beni geçmelerini, hep bir adım önde olmalarını seviyorum. Akıllı, vicdan sahibi, ileri görüşlü ve hayat dolu bu iki genci, -aynı onlar gibi binlerce genci de tabii- boşa gitmeyecekleri, faydalı olabilecekleri bir ülkede, aydınlık bir geleceğin beklediğini ummak istiyorum. 

Dün gündüz biraz evdelerdi, biraz bir yerlerde, akşam 19 Mayıs Gençlik Konseri’nde. Onları seyrettim seyrettim de, aklımdan bunlar geçiverdi. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne güzel bir yazı sevgili Tuğba hanımcığım.Çocuklarınızla ilişkiniz,benim oğlumla ilişkime ne kadar çok benziyor.Bazen ben evin en küçüğüymüşüm gibi davranırlar,baba-oğul bana:)Oğlum benim yazılarımı hiç okumaz:)Fazla duygusal gelir,beğenmez:)Ama ben gene de yazarım.Gençlerin tercihleri farklı bizlerden:Siz onların bu konuda dediklerine bakmayın,yazın ne olur.Bir gün gelir,olgunlaşırlar ve bu yazılar onların ruhuna da dokunur."Annem iyi ki yazmış"diyecekler ileride.Hatıra bırakacağız onlara.Yüreğinize sağlık.Sevgi ve selamlarımla,sağlıcakla kalın....

Fisun Gökduman Kökcü 
 18.07.2018 9:47
Cevap :
Teşekkür edrim sevgili Fisun hanım! Dediğiniz gibi yazılarımı ben de oğluma eleştirmesi için ricayla okutuyordum. Kızım daha hevesli ve teşvik ediciydi; kendiliğinden okuyordu en azından:) Eşim zaten yazıya epey bir uzaktır. Ama ben hevesle yazıyordum, aradan zaman geçip içime sinmeyenleri de siliyordum. Kalanlar ortada... Anlıyorum ki bir enerji, belki de uygun zaman işi yazma eylemi; şimdi çevremde sağ olsunlar yeni yazılarımı beklediklerini söyleyen bir kaç kişi var olsa da ve tabii sizin müthiş desteğiniz beni düşündürse de şu aralar yazıya zaman ayıramıyorum. Bu da böyle bir dönemdir hayatımda, kimbilir... Yorumunuz ne kadar içten bilseniz... sıcak ve yürekten. Sağ olun var olun. Sevgi ve selamlarımla, sağlıcakla kalın...  21.07.2018 0:15
 

Ve tabii onlarla konuşurken göz hizasında konuşmak; onların ifade özgürlüklerine saygı duyup onları daha fazla konuşmaya teşvik etmek. Özellikle de 1 yaşından itibaren onların pısırık ve engellenmiş bireyler olmalarını istemiyorsak, onlara beynin %70'inin sinaps bağlantılarının tamamlandığı 7 yaşına kadar AYIP_GÜNAH_YASAK_KORKU engellerini koymamak, özgür ve yaratıcı bireylerin beyin alt yapısını oluşturmalarını sağlamak... Bu güzelim irdelemelerinize bir dip not olsun isterim. Tebrikle, gıptayla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 01.06.2011 0:05
Cevap :
Yazıma eklediğiniz yerinde bilgiler ve beni onurlandıran sözleriniz için çok teşekkür ederim! Şimdi bazı anne-babaları görüyorum ve onlar kadar bilinçli olmadığımı düşünüyorum. Ama galiba kusursuz olmak da mümkün değil...Hep söylüyorum, anne vicdanı hiç bir zaman rahat etmiyor... Saygılarımla...  01.06.2011 23:09
 

Merhaba, Çocukları yetiştirme konusunda bir öğretmen, bir psikolog, bir rehber gibi davranmanız övgüye değer. Ne mutlu gençleri iyi yetiştirme gayreti içinde olanlara. İyi günler dileğiyle.

Sabahattin Gencal 
 29.05.2011 7:36
Cevap :
Güzel yorumunuz beni onurlandırdı. Demek öyle bir izlenim edindiniz. Fakat bilirim ki, yine de insanım ve hatalar yapmışımdır, yaparım. Anne vicdanım bir türlü huzura ermez. Dediğiniz gibi gayret ediyorum o kadar. Teşekkürlerimle saygılar...  30.05.2011 17:31
 

Sevgili Tuğba Hanım, çocuklarınızla ilişkilerinizi o kadar güzel anlatmışsınız ki! İnsan ister istemez kendisiyle yüzleşmek ihtiyacı duyuyor. Ve ben şu an da oğlumu çok özlediğimi fark ettim:(( Teşekkürle, sevgiyle.

Melek Koç 
 26.05.2011 0:22
Cevap :
Teşekkür ederim Melek hanım güzel yorumunuz için!... Demek özlem... bulundukları yerde mutlu ve sağlıklı olsunlar da nasılsa kavuşulur. Tasayla düşünmekten özlemek yeğdir, diye düşünüyorum ben. Saygı ve selamlarımla...  30.05.2011 17:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 171
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3948
Kayıt tarihi
: 07.06.09
 
 

İyi bir okurum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster