Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1017
 

Dün dündür, bugün bugündür

“Dün dündür, bugün bugündür”’un veciz ve aciz sözleri neden unutulur. O sözler siyasetimizin anatomisini ve kimliğini anlatan sözlerdir. Eğer siz siyasette evrensel güzellikleri ve kriterleri yakalamak istiyorsanız, bu sözlerden faydalanmak zorundasınız.

Bu veciz ve aciz sözlerin sahibini bulalım önce:

Eko Enerji Dergisi’nde, üniversitelerde türbana serbestliğine ilişkin Anayasa değişikliği için; “Türban şeriat devleti arayan İslami cereyanların kullandığı araçlardan biridir. Aslında göründüğü kadar masum, göründüğü kadar ’Ne var bunda canım, işte özgürlüktür’ denecek cinsten bir şey değildir. Türkiye gündemine gelmesi ve alevlenmesi Türkiye için talihsizliktir.” Değerlendirmesi yapan kişi, bende ister istemez bazı anektodları çağrıştırdı:

Size bir siyaset profilini anımsatmak istiyorum. Öyle bir profil ki, ülkenin bugünlere gelmesine büyük katkılar veren profil. Dahası Türkçe ezanın kaldırılmasına sarılıp, Arap milliyetçiliğini ülkemizde kurumsallaştıran, ABD egemenliğinin subasman üstü inşasını tamamlayan bir profil. Çünkü temellerini kendinden önceki 1950’lerin iktidarı atmıştı. Evet;. İkinci Dünya savaşından sonra dünya egemeni olan İngiltere’nin tahtını ABD’ye bırakmasından sonra Küresel efendiliğe soyunan yeni kapitalist egemen ABD, savaş yorgunu Avrupa da ve dünyada Sovyetler Birliği komünizminin yayılmasına karşı yeni ittifaklar oluşturmaya başlamasıyla, tüm dünya da egemenliğini pekiştirme ve geliştirme stratejilerini yaşama geçirir oldu.. Bu sürecin en belirgin olgusu; Marchal yardımı adı altında: Gıda, giyim, ilaç, askeri araç ve gereçler, kısa ve uzun vadeli kredilerden oluşan bir ekonomik plandı. Az gelişmiş ve ekonomisi bozuk ülkelerde ikili anlaşmalar çerçevesinde hayata geçiriliyordu. İşte 1950’lerde temeli atılıp, ancak subasmanları biten bu projenin subasman üstü inşasını yapan bir mühendis orijinli siyasi profilden söz ediyorum.

Anımsayamadınız anlaşılan.

İzninizle, Anaktodum geldi.

Anektodlarım umarım anımsatır:

-Dün dündür, bugün bugündür.

- Demokrasilerde çareler tükenmez.

-Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz.

-Yollar yürümekle aşınmaz,

-Memlekette benzin vardı da biz mi içtik?,

-GAP'ı gap diye gaptırmam,

-Üs yok tesis var

- Açım diyene geber diyemezsiniz,

-Elektriğin komünisti olur mu?,

-MİT gizli saklı işler yapan bir teşkilat değildir,

-Ege bir Yunan gölü değildir, Ege bir Türk gölü de değildir, binaenaleyh Ege bir göl değildir.

-Efendim, neden İngiliz dış ilişkiler Bakanı'nın elini sıktınız?
Neresini sıkacaktım kardeşim?

- Kırıkkale’deki patlamadan sonra verdiği yanıt:

“Kimin aklına patlama gelirdi?”

-Türkiye’nin durumunu tek kelimeyle özetler misiniz?

“İyi”

İki kelimeyle

“iyi değil”

-Mümkünü namümkün, namümkünü mümkün yapmak namümkündür.

-Önceden eskiden ırak bize petrol satardı, artık biz onlardan satın alıcaz.

-Ecevit hükümetinin iki aylık hızlandırılmış eğitimle kadrolu öğretmen yetiştirmesine yönelik yanıtı;

" İki ayda gabah bile yetişmez "

-Hani 500 günde ekonomiyi düzeltecektin? Sorusuna yanıtı:

"Duuur! daha 3 gün va."

-Efendim seçimden önce şunları şunları vaat etmiştiniz ve bize "altını çizin" demiştiniz!

“İyi. şimdi de üstünü çizin.”

-Dışarıdan alınan elektrik ile ilgili soruya yanıtı;

“Kışın biz alıyoruz yazın onlar veriyor.”

-Vasa vaadır yohsa yohtur.

-Gaspçı, Siyasetin kısa pantolonu, ikiyüzlü, yüreksiz, ortamalı, ebleh
(Özal'ın hakaretine yanıtı)

-Aksini diyenin alnını garışlarım!

-Bana, “Milliyetçiler de adam öldürüyor” dedirtemezsiniz.

-Ben bir gün evimde otururken Çankaya’ya çıkayım diyerek çıkmadım.

-Binaenaleyh Türkiye’nin altı çürüktür, Türkiye’nin altı çürüktür diye bırakıp gidecek değiliz, bununla yaşamasını öğreneceğiz (17 AĞUSTOS 1999 Marmara depremi)

-Ağzınıı kapatacaksın! Derss verimii düşük oluyor. (mecliste, Ecevit’e tepkisi)

-Bulun 226'yı düşürün.

-Bulut buluttur, bulutun akı da buluttur garası da, binaenaleyh, üzerine gonuşmaya değmez.

-……..Yıldırım Akbulut için ne düşünüyorsunuz? diye soran gazeteciye

“Devlet seçim sonuçlarına göre gereken tedbirleri alır.”

-Devlet bazen rutinin dışına çıkabilir (susurluk skandalı sonrası)

-O parti’yi ben kurdurdum.

-Dört kaz teslim etsen, akşama üçünü kaybedip gelir (1980 öncesinde Bülent Ecevit’e)

- Enkaz devraldık.

-Görünen köy uzak değildir.

-Galibiyetin sahibi çoktur, mağlubiyetin sahibi yoktur. Yenilgi yetimdir

-Mizah bir yumruktur, ne zaman kime vuracağı belli olmaz.

-Memleket meseleleri bir parkta oturarak halledilseydi, çok büyük bir park yaptırır hep beraber içinde otururduk.

-Memlekette gaz; vardır. (Gaz sıkıntısı için hükümet ne gibi önlemler alıyor diye soran gazeteciye)

-Nerde gamıştık.

-Ne veriyorlarsa benden beş fazlası (seçim vaatlerinden)

-Niye biz mi öldürdük? (Bir atı ölmüş ama iki at parası isteyen yaşlı amcaya verdiği cevap)

-Türlü-çeşitli.

-Türkeş Türk çocuğu, Ecevit halk çocuğu, Erbakan Müslüman çocuğu, biz o…….çocuğu muyuz?

-Turbun büyüğü heybede.

-Vaa mı bunun başka izah tarzı?

-Vatana millete hayırlı uğurlu ossun

-Verdimse ben verdim. (İlksan ile ilgili Kemal Ilıcak’a verilen paralarla ilgili yolsuzluk haberi üzerine suç üstü yakalanınca demiştir)

Öğrencisi ve geçici siyasi varisi sonunda onun tüm veciz ve aciz sözlerini geride bırakan şu aciz sözü söylemişti:

“Tespih çekenle tetik çeken el aynı değildir”

Tanır gibisiniz. Ama çıkaramadınız. Çünkü öyle girmiş ki siyasete..

Size bir anektod daha:

-Güniz Sokak’ta Nazmiye ile tavuk besleyecek değiliz.

Şimdi tanıdınız değil mi?

Süleyman Demirel.

Evet namı diğer; Çoban Sulu.

Öylesine zeki biri ki, zaman-zaman kurnaz da olabilen siyasetimizin fenomeni. Öyle bir fenomen ki, hoşgörüyü, soğukkanlılğı ve sabrı bile siyasi ranta taşıyabilen biri.

Kendilerini, bir dönem üyesi oldukları ve TMMOB’un da kuruluş (1954) platformu olan Türk Mühendisler Birliği (TMBD-1928) olarak ziyaret ettiğimiz de bana söyledikleri şaşırtmıştı herkesi. “Çorbacıoğlu, dernek olarak değil de, meslek odası olarak konuları gündeme getirirseniz, daha etkili olur. Senin oralarda da görevin var.. Dedikleriniz dernek aracılığyla da çözüm bulur ama, TMMOB bizim meslek platformumuz..” sözleriydi biz onurlandıran ve umutlandıran ve de şaşırtan…. TMMOB’yi savunuyordu ve sorunları o’nun katkılarıyla çözmemiz gerektiğini söylüyordu-ki o TMMOB kendisini üyelikten atmıştı-

O Süleyman beyin, yani mühendislikten çok, siyaseti seven ve onunla yoğunlaşan kimliğin veciz ve de bazen aciz sözlerine yer verdim.

En büyük özelliği asla kendisini sorgulamaması ve her konumda haklı olduğunun savaşını verme cesaretini gösterebilmesidir. Aslında geriye dönük sorgulama olmasa da, şeriatın beslenmesi konusunda kendisini kritize etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Özellikle son söylediği : “Başörtülü okumak isteyenler Arabistan’a gitsin.” ve “Türban şeriat devleti arayan İslami cereyanların kullandığı araçlardan biridir” bu iki veciz ve aciz sözü söylerken, en azından yukarıdaki anektodların bazılarını anımsayarak; söyleyip söylememe konusunda düşünmesi gerekirdi.

Çünkü bana göre, söyledikleri çok doğru şeylerdi. Fakat bu doğruları geçmişteki yanlışlarıyla beslediği için söylemeye hakkı yoktu..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Önceki gün Demirelin "doğru söylediği" ni ifade eden bir bloğa bende yorum yazmıştım...Size katılıyorum öyle yanlışlıklar yaptı ki ve bunlardan öyle sözlerle sıyrıldı ki (hemde alay edercesine)...İnsan kendini temsil edene güvenecek, inanacak düşüncelerini boş çıkardı...Ben verdiği bir söz konusunda verdiği cevaba hep takılmışımdır.."Dün dündür bugün bugündür" onu siyasetçi gibi görebilirim (bana göre siyaset bu tipleri istiyor denilebilir) neticede oy verilen kişi oy verenlerin genelini yansıtıyor...Ama devlet adamı olmadı, olamadı...Çünki zeki karışımı kurnazdı hiçbir zaman akıllı olamazdı ...o uzaklarda bir kaldı bir mizah olarak..

RMZSM Meliha Karaoğlu 
 13.03.2008 12:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1300
Toplam yorum
: 1026
Toplam mesaj
: 87
Ort. okunma sayısı
: 864
Kayıt tarihi
: 16.12.07
 
 

İnş. mühendisiyim. Eskiden sesli düşünür, kentimi ve çevremi rahatsız ederdim. Şimdilerde, kendim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster