Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ağustos '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
320
 

Dün gibi aklımda 12 sene öncesi

Dün gibi aklımda 12 sene öncesi
 

17 Ağustos 1999... Daha 9 yaşındaydım ve küçücük yüreğimle yaşanan her şeye tanık olmuştum. Annemin " çocuklarım " feryadına korkuyla uyanmıştık. 45 saniye olan deprem 45 dakika gibi bir türlü dinmemişti. Dinmediği gibi gökyüzü kıpkırmızı ve ışıklar içerisindeydi yıldızların yansımasıyla. Tam bir felaket haberiydi o gün. Kıyametin en büyük habercisiydi belki de. O depremde nasıl korktuysak kimbilir kıyamet nasıl olacaktı.. Merkez üzeri Tuzla olduğunu öğrenebildik sadece çektiği kadarıyla radyonun. Telefonlar tam bir muammaydı zaten. Biz iyiydik ama ya diğer insanlar?... Birilerinin canının kesinlikle yandığını biliyordum. O yaşta çocuk halimle şaşkın olsamda her şeyi görebiliyordum titreyen ellerimle. " Adapazarı yerle bir " radyonun anonsunu duyunca hepimizin başından aşağıya kaynar su dökülmüşcesine donup kaldığımız anı hatırlıyorum. Anında Adapazarı'na gitmiştik 2 saatte. Yollar perişan çatlamış ve geri döndürüyor yada başka bir yol tavsiye ediyorlardı. Adapazarı'na vardığımızda bizim gerçekten daha iyi durumda olduğumuzu daha iyi anlamıştım. Bir tek bina ayakta kalmamıştı ve dayım ile teyzemi enkaz altından kurtarmıştık. O yüreğimle olanlara şahit oldum ve hayatın aslında o kadar ucuz olmadığını anladım... İstanbul'da Avcılar ilçesinin çok sayıdaki yıkımları oldu. 2 sene boyunca o yıkık binayı tamamen yıkıp tekrar yapmadılar maalesef. Biz her o caddeden geçtiğimizde o acıyı yaşamak zorunda kalmıştık. Kötü günler geçirdik evet , bu günlerin ardından 12 sene geçti... 

12 sene geçmesine rağmen hala depreme hazırlıklı mıyız diye sorsalar, cevabımız kesinlikle hayır.. Ekranların o kadar söylemesine rağmen, Profesörlerin uyarılarına rağmen Türkiye'de hiçbirimiz depreme hazırlıklı değiliz. Bu dünyayı tozpembe gören insanlarınız ne yazık ki. Arada sırada bile ufak bir sarsıntı olsa annemin yüreği hala ağzına gelir. Bizim ise korkularımız ...
İnşaat sektörü gelişmiş olarak görünse de Türkiye'de, hala malzemelerin çalındığını, ufak bir depremde çatırdamaların olduğu ve bir çok binanın deprem olmadığı halde kendiliğinden yıkıldığını görmekteyiz. Elbette yeni binalara geçiş yaptık, yeni evler aldık ama parası olanlar bu durumu değerlendirdi. Hala gecekondularda oturan insanlarımız, ailelerimiz var. Bu insanlar ne durumdalar? Hazırlıklılar mı depreme ? Tabi ki hayır. Bir kısım bölgelerimiz her ne kadar gelişmiş görünüyorsa bile yeni yapılan binaların ne kadarı depreme dayanıklı? Bunu kontrol ediyorlar mı? Meçhul.. 

Deprem sigortası zorunlu hale getirildi. Peki ama bu kadar önemli mi deprem sigortası? Enkaz altında öldükten sonra ne işe yarayacak o deprem sigortası? ... Türkiye'nin içler acısı durumu ortada.Ne yazık ki ülke olarak deprem konusunda bir yol katedemedik. Bence ülkenin en baştaki sorunlarından biri olarak ele alınmalı ve bunun için belediyelerce çürük binaların tespitleri yapılıp onarımlar için çalışmalara başlanmalı. Her birimiz sorun kendi kendine. Deprem olsa şuan hazırlıklı mıyız? Deprem anında ne yapmalı? Nasıl kendini dışarıya atmalı? 

Geçen günlerdeki 5 noktalık bir sarsıntıda İstanbul sallandığında karşı komşumuzun asansör kullandığını gördüm. Acaba bu doğru bir durum mu? Bence deprem hakkında insanlar bilinçlendirilmeli öncelikle. Binaların sağlamlığı ise aşikar bir durum. Deprem öldürmez bina öldürür. Deprem, dünyada olağan bir şey çünkü. Dünyanın değişmeyen dengelerinden olan bir doğal afet. Ama biz tedbirimizi almazsak nice 17 ağustoslar daha yaşarız. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 99
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 6714
Kayıt tarihi
: 07.08.11
 
 

Bir garip bankacı olmanın yanı sıra, yazarlık yapan; her şeyi olduğu suret için seven bir insanım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster