Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mayıs '18

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
34
 

Dün Sövdüğünün Bugün Elini Öpen...

Dün Sövdüğünün Bugün Elini Öpen...
 

Yüz yıldır bakıyorum
     alışmadı gözlerim
          karanlığa
              GÜNEL ALTINTAŞ                                                                                    

Gazeteler, yazacak yeni bir haber bulamayınca, uyduruk haberlere yer veriyorlar! Ve bu uyduruk haberler de bildiklerimizin tekrarı oluyor genellikle!

Sözgelişi, 1 Nisan 2018 günlü gazetelerden birinde yan yana iki haber:

Bunlardan biri, “Rüşvet alan denetmen, suçüstü yakalandı” başlığıyla verilmiş:

İstanbul Bayrampaşa’da SGK’da (Sosyal Güvenlik Kurumu) denetmenlik yapan 33 yaşındaki A.Y. bir ayakkabı firmasına denetime gider. Bir iki dosya karıştırdıktan sonra, çeşitli eksikler olduğunu belirtip cezai işlem uygulayacağını söyler. Daha sonra, işyeri sahibine, “Aylık 2 bin Euro (yüro)verirseniz, ceza kesmem, ayrıca size danışmanlık yaparım.” der.

Teklifi memnuniyetle kabul etmiş görünen işyeri sahibi, durumu polise bildirir. Bay müfettiş, ilk rüşvetini tahsil etmeye gittiğinde, seri numaraları alınmış paraları çantasına koyup çıktıktan sonra, polis ekiplerince gözaltına alınıp çıkarıldığı mahkemece tutuklanır.

İlk haber iç açıcı değil. Dahası, yüz kızartıcı ve çirkin…

İkincisi, biraz güzel olsun ister gönlünüz, öyle mi?

Ama değil... Ne yazık ki değil!.. Onun başlığı daha da kötü: “Emniyet Müdürü, Rüşvetten Tutuklandı!” diyor çünkü. Oldu olacak; nerede ve nasılını da özetleyelim haydi:

E.... Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, il genelinde insan kaçakçılığı yaptığı gerekçesiyle bir şebekeyle ilgili araştırma başlatır. İnceleme sonucu 10 şüpheli gözaltına alınır.

Soruşturmada şebeke ile irtibatlı olduğu anlaşılan U..... İlçe Emniyet Müdürü de gözaltına alınır. Göçmen kaçakçılığından başka, rüşvet almakla da suçlanan müdür, çıkarıldığı mahkemece tutuklanır.

Olur mu? Polis, hele hele emniyet müdürü olan bir polis rüşvet alır mı hiç?

Olur muhterem, olur! Öğrencisine tecavüz eden sözde öğretmenlerin, kendi öz kızına tecavüz eden sözde babaların olduğu bir ülkede bu tür sözde polisler de olur.”  mu diyorsunuz?

Yorum yapmayacağım. Ankara Eski Vali Yardımcısı yazar dostum Ertuğrul Taylan’ın “Bürokrat Günlüğü” adlı eserine, daha önce değinmediğim benzer notlar var mı diye, yeniden bir göz attım.

 

6 Eylül 1991 günü aynen şöyle yazmış dostumuz:

“...... Genel Müdür Yardımcısı sınıf arkadaşım İbrahim, dert küpüymüş de haberimiz yokmuş. Son kere, inşaat ve alımlarla ilgili yetkileri kaldırılmış.”

Neden dersiniz? Bir yanlışı, yasa ve yönetmeliklere uygun olmayan bir uygulaması mı  oldu acaba?

En iyisi, yazarı dinleyelim biz:

“Anlattıkları akıl alacak gibi değil. Özetleyeyim: ..... Koleji yanında projesiz milyarlık inşaatlar emanet usulü ile yaptırılıyormuş. İtfaiye uygulaması için mevcut havuz yıktırılıp proje bedeli 300 milyon liraya yenisi yaptırılacakmış. Müteahhit mi? Eski müsteşarımız G. D’nin yeğeni...

İbrahim’e Sony video kamera veya benzeri bir cihaz alımı için onay evrakı getirilmiş.

Ayniyatçıya, depoda bu cihazdan olup olmadığını sormuş. “Altı tane var”demiş. Gidip depoya bakmış. Kutusu açılmamış altı cihaz varmış. Genel Müdür’e çıkıp, “Bu kadar olur mu?”demiş ama o cihaz İbrahim izne çıkınca alınmış. Başbakanlıkdaki bazı dairelere de renkli televizyonlar gönderilmiş.

S..... fonundan, Niğde’deki bir daire amirinin odası tefriş edilmiş. “Olmaz bu”deyince, büyük genel müdür, “Sana ne?”demiş.”

Tabii ya! “Büyük Genel Müdür” öyle istiyorsa, sana ne be kardeşim, sana ne!

Sana, “Şunu al!” diyorsa, depoda 6 değil 16 tane da olsa aynı cihazdan, “Emredersiniz efendim, baş üstüne!” demeliydin! Sen astsın, o üst çünkü.

“Emredersiniz” demeyi öğrenecek kadar bile yeteneğin yoksa, elbette var olan yetkilerin de alınır elinden! Doğrusu ya, hiç şaşırmadım ben.

16 Haziran 1992’de neler yazmış acaba?

“Sabah, H. Tiryaki’ye ziyarete gittim. Kaçakçılık ve sınırların korunması üzerine ilginç bir konuşma: Yedek Subaylığını Gaziantep’te yapmış, bir sınır karakolundan destek talebi gelmiş. Gönderilmiş. Ama karşı tarafta yığılan eşyanın geçirilme talebi sürüyormuş.

Destek kuvvet iki hafta sonra çekilmiş. Eşya da geçirilmiş. Komutana, bir gece, 6 - 7 milyon lira gönderilmiş. “Bu iş pistir.”diyordu…”

Gümrüklerde olduğu gibi sınır karakollarında da ne dolaplar dönüyor!

Ertuğrul Taylan’ın 10 Temmuz 1992  gününde yazdıklarına da rüşvet diyemezsiniz ya:

“Dün APK’ya tayini çıkan K.... Vali Yardımcısı sınıf arkadaşım Rifat geldi. ANAP döneminde, muhaliflere hiç yüz vermeyen vali, seçimden sonra 180 derece çark etmiş. DYP’liler, “Yerinde bırakalım da, her dediğimizi yaptıralım” demişler. Ama M. K ’nin muhalifi olan milletvekilleri ısrar etmiş ve aldırmışlar. Dün sövdüğünün, bugün elini öpüyordu,  Genel Müdür iken, vali olabilmek için belediye başkanlarına yağ çekiyordu…”

Geçmişte, daha doğrusu 1990’larda ne biçim valiler, ne biçim siyasiler varmış öyle?

İyi ki bugünlerde, “dün sövdüğünün bugün elini öpen” ne bir vali var, ne de bir genel müdür!

“Dünle bugün arasında hiçbir şey değişmedi. İyice, güzele giden hiçbir şey yok.” diyenlere hayret ediyorum. Nasıl görmezden gelirler birçok iyilikleri, birçok güzellikleri!

Sözgelişi, “Dün sövdüğünün bugün elini öpen” herhangi bir yönetici, işadamı, sanatçı, sporcu ya da siyasetçi tanıyor musunuz? Bu bile 25-30 yılda ülkemizde pek çok şeyin iyiye ve güzele doğru değiştiğinin apaçık bir göstergesi değil mi?

 

HÜSEYİN ERKAN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 263
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 263
Kayıt tarihi
: 21.02.11
 
 

1942'de Antalya'ya bağlı Akseki ilçesinin Gödene (Menteşbey) adlı kuş uçmaz kervan geçmez bir köy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster