Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
412
 

Dünde saklı belki de

Dünde saklı belki de
 

Herşeyin maddiyata dönüştüğü, değerlerimizin, kültürlerimizin yozlaştırıldığı, hatta dinimizin çarpıtıldığı, menfaatleri için dinimizin alet edildiği bir dönemde yaşamak ne acı...

Bundan yola çıkarak çok gerilere götürmek ve bir örnek vermek istedim yazımla sizlere...

Yazıma konu aldığım kişi; KAFKAS KARTALI, ŞEYH ŞAMİL ..Öncelikle böyle bir mücahiti, önderi okumamanın ne kadar büyük bir kayıp olduğunu anladım. İnançları ve itikatlarıyla, vatan , millet sevgisini böyle güzel bütünleştiren bir önder.

ŞEYH ŞAMİL

İmam Şamil, (1797 - Mart 1871), Kuzey Kafkasya halklarının, Avar kökenli politik ve dini önderi. Şeyh Şamil ömrünü milletinin hürriyetine ve İslam beldelerinin bağımsızlığına adamış şanlı bir mücâhittir.Yirmibeş yıl sürdürdüğü savaş ile onu izleyenlerin benimsediği ideoloji Müridizm bugün de Kafkas halklarını derinden etkilemektedir. Genç yaşlarda Dağıstan'ın önemli bir dini lideri olan Şeyh Cemalettin GaziKumuki'den ders almıştır. Nakşibendi tarikatında aldığı bu eğitim onda Rus aleyhtarlığı ve İslam birlikçi düşüncelerin gelişmesine yardımcı olmuştur. Rus Çarlığına karşı Dağıstan'da başlattığı savaşını Çeçenya'da sürdürdü. Hatta bir dönem savaş Kuzeybatı Kafkasya'da Çerkesya'sının tamamını da içine aldı. Lak kökenli müridi Muhammet Emin; başlangıçta Ruslar'a karşı önemli başarılar kazandıysa da, 1859 yılında Şamil'in silah bırakmasına rağmen Çerkesya'da mücadeleyi sürdürme kararını almasıyla, tartışmalı bir liderlik yürüttü.Bir avuç mücahitle Koskoca Rus ordusuna karşı koyduğu için büyük beğeni toplayan Şeyh Şamil gerçekten vaktin büyük mücahitlerindendi. Ama şu bilinmelidirki, anlaşılamayan tek gerçek Şeyh Şamilin o kadar kaliteli donanmalı rus ordusuna nasıl karşı gelebildiği...

1859 yılında o dönemin süper güçlerinden Rusya'ya karşı, ülkesinin gücünün tükenişini gördü. Savaşı sürdürmesinin intihardan farksız olduğunu anlayan Dağıstanlı önder, Çarlık yetkilileriyle görüşmeler yaparak, onurlu bir silah bırakma yolunu seçti.

Şeyh Şamil davasına son derece sadık bir insandır bu uğurda çok sevdiği annesi ile arasında geçen diyalogda tarihe geçmiştir bu olay şudur (Savaş dönemlerinde halktan bazıları artık teslim olalım anlaşma yapalım diye hayıflanmaya başlamıştır bunun üzerine Şeyh Şamil teslim olmaktan bahsedene kırbaç cezası vermeyi uygun görmüştür tabii bu durumda çekinen halk çareyi Şeyh Şamil'in annesine gitmekte bulmuştur ve annesini ikna edip çok sevdiği annesini kıramayacağını da düşünerekten konuyu bu vesile ile annesinin açmasını sağlamışlardır annesi Şeyh Şamile teslim olma teklifini sununca, Şamil, derin üzüntü duyar. Canevinden vurulur. Çünkü düşmanla anlaşmanın cezası ölüm, anlaşmak için aracı olmanın cezası ise yüz sopadır. Yirmi beş senelik şanlı mücadele esnasında bu hükümlerden zerre kadar taviz vermemiştir.

Uzun tefekkürden sonra hükmü verir. Anasına yüz sopa vurulacaktır. Bu hükmü işiten ananın cevabı şudur:

"Oğul, Allah'ın adaletini yerine getirmeden bir lahza geri durursan sana verdiğim sütü helâl etmem."

Şamil anasının cezasını çekmeyi üzerine alır ve kendisine yüz sopa vurulmasını ister. Emir kesindir. Müritleri kendisinin yerine cezayı yüklenmek isterlerse de şiddetle reddedilirler. Neticede ceza en ağır şekilde uygulanır ve İmam Şamil'e yüz kamçı vurulur.

"Mukaddes dâva uğruna, bin ana ve bin Şamil feda olsun!" diyen İmam Şamil, anasına ait küçük bir vatanî ihmal ve gafletin cezasını bizzat kendisi tekeffül etmiş ve ödemiştir.

ve böylece davasının ciddiyetini görenler bir daha teslim olmak barış gibi kelimeleri kullanmamışlardır) Rusların gözünde o kadar korkulan biridir ki, Şeyh Şamil'in kılıcını Rus Çarı dahi almaya cesaret edememiştir. Bu büyük kahraman, 1871 yılında Hac ziyareti için bulunduğu Arabistan'da vefat etmiş ve Medine'de Muhammed'in de defnedildiği mezarlıkta defnedilmiştir."http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eeyh_%C5%9Eamil"'dan alındı.

Günümüzde rastlayamadıklarımıza, dünümüzle karşılık veriyorum..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel anlatım. Tarihin bu yiğit kahramanları dilerim hep dünden birer hatıra kalırlar. Kahraman savaşçılar ulusuna gurur verse de, savaş lanet bir şey. Eminim tüm savaş kahramanları kahramanlık yapmak için savaşmadılar. Onlar ne savaş ne de kahramanlar olsun isterlerdi. Büyüklükleri de buradan gelmektedir zaten. insanlık artık başka tür kahramanlar çıkaracaktır; umuyorum yani.

Muharrem Soyek 
 13.12.2008 23:17
Cevap :
İnşallah diyorum ve teşekkür ediyorum.. Saygılarımla..  14.12.2008 0:13
 

21 mayıs 1864 çerkez sürgünü.. Polonyalı Teophil Lapinski : “...Açlık ve hastalık had safhada. Trabzon'a gelen 100.000 kişi 70.000 kişiye indi. Günlük ölü sayısı 500 kişidir. Trabzon'da bu sayı 400 kişidir. Gerede Kampı'nda 300 kişi, Akçakale ve Sarıdere'de ünlük ölüm 120-150 kişi arasındadır.” İnsanlarımız evlerinden topraklarından özgür çayırlarından sürüldüler.. 1859 yılından itibaren başlayan sürgünler, 21 Mayıs 1864'den sonra daha da şiddetlendi. 1860 yılında 4 milyon olan Kafkaslı nüfusu, 1897'de 1.660.000 sayısına inmişti. Adıge-Abaza-Ubıh grubundan oluşan Kuzeybatı Kafkasyalılar 85 % 'ler düzeyinde; Oset, Çeçen ve Dağıstanlı 10-15 % ‘ler düzeyinde anavatarlarından sürüldüler. Gerçekte bu sürgünler, dünyada yaşanmış utançlardandır bir soykırımdır.. elinize sağlık sevgi ve saygılarımla..

Salih ERDAGI 
 15.06.2008 12:00
Cevap :
evet haklısınız . çok tşk. ederim. saygılarımla.  15.06.2008 16:54
 

bir zamanlar,halifenin kafkaslar'daki adalet kılıcı,büyük insan,Şeyh Şamil'i,blog okurlarına tanıtan ,bu güzel yazınız için,sizi kutlarım...Onun yaşamı ve iradesi,nerde durulması gerektiğini çok iyi bilmesi,ileriyi görmesi;bugün de,Kafkasya ve Anadolu'daki halkların ders çıkartacağı,tarihsel bir deneyi içermektedir.Anısına saygıyla...Sevgiyle.Dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 14.06.2008 21:43
Cevap :
Çok teşekkür ederim, sağolun. Saygılarımla..  14.06.2008 23:13
 

Günümüzde çok kişi işine geldiği gibi davranıyor. Söylenenler ve yapılanlar birbirinden çok farklı. Hz. Mevlana'nın bir sözü vardır hani "Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!" diye. Bu sözü uygulayan büyük adamlar çok az bu ülkede. Tarihin kararlı zatlarından dini ve vatanı adına gerektiği gibi savaşan bir insanı bizlere anlattığınız için teşekkür ederim. Saygılarımla.

Osman Genç 
 13.06.2008 14:30
Cevap :
Esas ben teşekkür ederim ,okudun mutlu oldum.yorumuna da ayrıca teşekkür ediyor ve katılıyorum sana anlatmak istediğim şeyde oydu zaten..sevgilerimle..  13.06.2008 16:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 88
Toplam yorum
: 458
Toplam mesaj
: 118
Ort. okunma sayısı
: 837
Kayıt tarihi
: 08.10.07
 
 

İnsanın insanlara verdiği değerlere sahip çıkılmazsa İNSANLIK ölür.. Önce değerlerimize sahip çık..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster