Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '17

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
51
 

Dünden bugüne Malta

Dünden bugüne Malta
 

Malta tarihi geçmişi çok eskilere dayanan büyük savaşlar yaşamış dünyadaki küçük ada devletlerinden biridir. Yüzölçümü 316 km2, nüfusu 415 bin olan 21 takımadadan oluşan, adalardan Malta, Gozo ve Komino’da yerleşim bulunan bir ülkedir. Ada Libya’ ya 300 km ve Sicilya’ya 93 km uzaklıktadır. Takımadalar arasında en büyüğü olan Malta 237 km², Gozo 68 km² ve Comino 2 km² yüzölçümüne sahiptir. Adada ılıman iklim yaşanmaktadır. Göl ve akarsu yoktur. Ada kasım ve Ocak ayları arasında yoğun yağış alırken, kasım nisan ayları arasında kısa bir süre sıcaklık düşüşü yaşanmaktadır. En yüksek sıcaklıklar temmuz ile eylül ayları arasında yaşanmaktadır. Adada ne kar yağışı ne de sis görülmemektedir.

Malta adaları ile Akdeniz’de geçiş noktalarına hâkim konumda tarihin her döneminde önemini korumuş güvenli limanlara sahip büyük bir kaledir. Tarih öncesinden beri çeşitli kültürlere yurt olmuş, büyüklüğüne rağmen beklenmeyen tarihi zenginliklere sahiptir. Adanın tarihi geçmişi Neolitik dönem diye adlandırılan M.Ö. 4000 yılına kadar uzanmaktadır. Eldeki arkeolojik verilere göre adanın geçmişte Avrupa ve Afrika kıtalarına bağlı bir kara parçası olduğu ortaya konmaktadır.

İlk yerleşimin ise depremler nedeniyle adaya göçen Sicilyalılar olduğu ifade edilmektedir. Adanın sahip olduğu sağlam zemin ve kaya yapısın etkisi ile yeryüzündeki en eski tapınakların burada olduğu söylenmektedir. Şehrin kaya yapısı nedeniyle neredeyse tüm yapılar bir çeşit kumtaşı olan Malta taşından yapılmıştır. Adada binlerce yıla rağmen halen ayakta kalan birçok yapılar, tapınaklar bulunmaktadır. Adaya sahip olduğu eski tapınaklar, kayalara oyulmuş yer altı tapınakları ve kutsal mekânlar nedeniyle kutsal ada tanımlaması yapılmaktadır. Adada Mısır Piramitlerinden ve İngiltere’deki Salisbury ovası üzerinde yer alan Stonehenge cromlech’den önceye dayanan halen çözülemeyen ve gizemini koruyan yollar ve tarihi kalıntıları olduğu ifade edilmektedir.

Tarihi kaynaklara göre ada MÖ. 8. Yüzyılda Fenikelilerin, MÖ. 5. Yüzyılda Kartacalılar’ın ve M.Ö. 2 yüzyılda Romalı’ların hâkimiyetine girmiştir. Ardından Malta’da Romalılar dönemi başlamıştır. M.S 60 yılında St Paul Roma’ya giderken geçirdiği deniz kazası sonucu adaya çıkmıştır. Roma’nın ve adanın büyük bir kısmı Pağan olmasına rağmen kendilerine gerekli ilgi gösterilmese de bir kısım Maltalıları etkilediği ve hiristiyanlığın bu dönemden itibaren başladığı kabul edilmektedir.

Ada Batı Roma ardından Doğu Roma’nın yönetimi altına girmiş, 375 yıl süren Bizans Döneminden sonra MS. 870’te Kuzey Afrikalı Berberilerin eline geçmiştir. Araplar 2 yüzyıl adayı yönetmişlerdir. Bu dönemde tarım alanında önemli çalışmalar yapılmış, ülkenin refah düzeyinin yükseltilmesi sağlanmıştır. Ülkede bugün bile görünen birçok şehir ve yerleşim yeri adını Arapçadan almıştır. Adada uzun süre hâkim din Müslümanlık haline gelmiştir. 1127 yılında Normanların adayı Arapların elinden almasından sonra ülkede Hıristiyanlık yeniden ön plana çıkmaya başlamıştır. Normanlardan sonra ada sırasıyla Almanların, Fransızların, İspanyolların yönetimi altına girmiştir.

Önceleri hıristiyan hacılar için bir yardım ve sağlık teşkilatı olarak kurulan daha sonra bir silahlanan tarikata dönüşen beyaz haç simgesi taşıyan ve hastane şövalyeleri denilen St Jean şövalyeleri 1187 yılında Kudüs’ün Selahaddin Eyyubi tarafından geri alınmasından sonra Kudüs’ü terk etmişler ve Akkaya yerleşmişlerdir. 1291 yılında burayıda kaybettikten sonra Hıristiyanların Kudüs’e uzanan hac yolu üzerindeki hacıları tedavi etmek hem de onlara yardım etmek için Filistin’e yakın olan Kıbrıs’a yerleştiler. Zaman içinde hıristiyan dünyasında aldıkları destek ile silahlı güce dönüşen tarikatın şövalyeleri 1308 yılında Menteşeoğulları’nın yönetiminde bulunan Rodos’u aldılar. Rodos adasını tarikatın merkezi haline getirdiler. 1522 yılında Osmanlı Devleti adayı geri aldı. Şövalyeler adayı terk ederek Akdeniz’de başıboş dolaşmaya başladılar.

1530 yılında Kutsal Roma Cermen İmparatoru olarak adlandırılan Avusturya, İspanya ve Sicilya’yı yöneten İmparator V. Charles (Şarlken) Malta adasını verdi. Malta’da şövalyelerin yönettiği ve engizisyon kurallarının etkin olduğu yeni bir dönem başlamıştı. Şövalyeler Malta Şövalyesi adını almaya başladı. Bu defa Akdeniz’de güvenlik sorunu yaratan şövalyelere karşı 1565 yılında Osmanlı Donanması Malta’ya ele geçirmeye çalıştı. Ama Turgut reisin komutası beklenmeden Kara Mustafa Paşa’nın aldığı yanlış kararlar, 80 yaşına gelen Turgut reisin bir top ateşinde başından yaralanması ve şehit olması yenilgiye ve kuşatmanın kaldırılmasına neden oldu. Geçmişinde Osmanlı’ya forsa olarak esir düşen ve deneyimli bir asker olan Şövalyelerinin lideri Büyük Üstad olarak anılan Jean Parisot De La Valette’nin bu başarıda büyük rol oynadı. Bu zafer Malta’nın tarihini değiştirdi. Başta Vatikan olmak üzere hıristiyan dünyasında Malta’nın gücünü artırdı.

Osmanlılara karşı elde edilen başarı sonucunda Malta’nın başkentine onun adı verildi. Malta Şövalyeleri deneyimleri, bilgi ve becerileri ile Malta’da mimari alanda ve sanatta önemli işler gerçekleştirdiler. Tıp eğitim alanında önemli adımlar atılması sağlandı. 1676 yılında anatomi ve cerrahi okulu kuruldu. 1798 yılında Fransızlar Napolyon Bonapart komutasında adayı zaptetti. Kısa süren Fransız hâkimiyetinden sonra ada 1814 Paris Anlaşması ile İngiliz yönetimine geçmiştir 1834 yılında Şövalyelerinin tarikat merkezi Roma’ya taşınmıştır.

Birinci dünya savaşında ada sahip olduğu coğrafi konum avantajı ile savaştan etkilenmemiştir. O yıllarda adada bulunan 27 adet hastanede ve uzun yıllarda dayanan sağlık deneyimi ile savaşta yaralanan askerlere hizmet vermiştir. 2. Dünya savaşında İtalyanlar ve Almanlar İngiliz yönetiminde kuzey Afrika’ya açılan bir kapı ve lojistik üs olan Malta'ya saldırmışlardır. Malta en çok bombalar yer olmuştur. Ancak almayı başaramamışlardır. Malta İkinci dünya savaşının kazanılmasında İngilizler için çok önemli destekleyici bir güç kaynağı olmuştur.

1964 yılında Malta bağımsızlığını ilan etmiştir. 1965 yılında Avrupa Birliğine (AB) üyeliğinden önce 1965 senesinde Avrupa Konseyine üye olmuştur. 1974 yılında yönetim şekli olarak Cumhuriyet kabul edilmiştir. 2004 yılında AB’ye tam üye olmuştur 2008 yılında Euro’yu kullanmaya başlamıştır. Ülkede trafik, hukuk ve eğitim alanında İngiliz sistemi uygulanmaktadır. Ülke Birleşik Krallık üyesi olarak kabul görmektedir. Ülkede Maltaca yanında İngilizce de resmi dil kullanılmaktadır. Adada İngiliz etkisi ve bağlantısı halende devam etmektedir.

Ekonomisi sanayi, dış ticaret ve turizme dayalıdır. Doğal kaynakları yetersizdir. Enerji ve gıdada dışa bağımlıdır. Tarımsal üretimi ihtiyacı karşılamaktan uzaktır. Tüketilen gıdanın sadece %20’sini üretebilmektedir. Limanları ile Akdeniz’de dünya ticareti için önemli bir merkezdir. Lojistik ve finans alanında olduğu gibi sağlık turizminde önemli ülkeler arasındadır. Doğal liman özellikleri ve Akdeniz’deki konumu ile kurvaziyer turizmi konusunda da önemli gezi noktaları arasında yer almaktadır. Bugün için güçlü bir yapıya sahip olmasa da gerek güvenlik gerekse istikrarlı turizm politikaları ile dünya Turizminin son yıllardaki yatırım ve gezilecek gözde rotalarından biri haline gelmiştir.

Her köşesi tarihi geçmişin anılarını yansıtan adeta kale içine sıkışmış dar sokakları, pencereleri yüksek taş evleri, neredeyse her adımda karşınıza çıkan tarihi kiliseleri, şehirlere sanatsal zenginlik katan yapıları, balıkçı köylerinde sahile dizilmiş renkli görüntüler sunan evleri karşınıza çıkmaktadır. Osmanlı korkusu ile dünya savaşlarında bile gücünü koruyan kale duvarları, tarihten beri denizcileri kucaklayan ve kimisine mezar olan geniş doğal limanları, her biri taş duvarlarla çevrili suya hasret tarım alanları ve daha nice özellikleri dikkatinizi çekmektedir. Malta dünden bugüne yaşadıklarını dünyaya tanıtmakta ve hala cazibe merkezi olma özelliğini korumaktadır. Osmanlı döneminde siyasi ve askeri açıdan bizlere bugün bile ders olacak anıları adadaki Türk şehitliği ile bizlere her zaman hatırlatmaktadır.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 416
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 774
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster