Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '19

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
88
 

Dünle Gün Sarkacında (1)

Gazanfer ERYÜKSEL 

Ülkü Tamer’in Aydınlık Gazetesi’nin Kitap Eki’inde yayımlanan yazıları, edebiyat tarihinizde enfes yolcuklara çıkarıyordu bizleri. 
 
Dünün bahçelerinde gezinirken günümüzün köklerini de zamana kayıt düşüyordu. Bizler dünle gün sarkacında gezinirken yaşadıklarımızı sebep-sonuç bağlamında algılamamıza yardımcı oluyordu.
“Dünün Dergileri – Yeni Dergi” adlı yazısında (30 Ocak 2015) Memet Fuat ile olan anılarına da değinmişti. 
 
Memet Fuat o güne dek hiçbir yayıncının önemsemediği denli gençlere değer vermekte, onları sabırla dinlerken yol gösterip aydınlatmaktadır. 
 
Yeni Dergi’yi yeterince atak ve solda bulmayan gençler de De Yayınevinin sık gelen ziyaretçileri arasındadır. 
 
“O yazı yayımlanır mı?”, “Filancanın yazdıklarını neden basmıyorsunuz?”, “Şu konuda bir özel sayı neden hazırlamıyorsunuz?” gibi sorulardan yola çıkarak Memet Fuat ile tartışmaktadırlar. 
Atak gençlerin keskin çıkışları karşısında çözümü şöyle bulacaktır Memet Fuat…
“Siz bir sayı hazırlayıp getirin” der, “Hiçbir yerine dokunmadan olduğu gibi yayınlayacağım”…
 
Ülkü Tamer bu durumun sonucunu şu sözlerle dile getirmektedir.
“Öfkeli gençler, üstlerine büyücü çubuğuyla dokunulmuş gibi, ortadan yok oldular. Ve bir daha Vilayet Han’ın kapısının önünden bile geçmediler.” 
 
Bunları okurken beynimin çağrışım merkezinde şu resimler kıpırdadı.
 
2007-2009 CUMOK (Cumhuriyet Okurları) Antalya her ay bir Pazar günü söyleşili kahvaltılar düzenlerdi. Bu süreçte ben de önce Karar ve Yürütme Kurulu üyesi olarak, 2008-2009’da ise Dönem Sözcüsü olarak görev yapmaya çalıştım. 
 
Dikkatimi çeken bir şey de söyleşiden sonra konuşmacıya soru sorma sırası geldiğinde mikrofonu alan kişi küçük bir “korsan bildiri” sunuyor ama bir türlü sorusunu sormuyordu. 
 
Dönem Sözcü olduktan sonra sıra soru sormaya gelince önceden hazırladığım küçük kâğıtları dağıttırarak soruları yazılı olarak alacağımızı söyledim. İşte o anda muhalefet sesleri yükseldi. Onların konuşma haklarının ellerinden alındığını, altını çizerek söylemeye çalışıyorlardı. Biz ise her söyleşiden sonra soruları yazılı olarak almaya devam ettik. Karşı çıkışlar azalsa da devam ediyordu. 
Buna bir çözüm bulmamız gerekiyordu. Buldum… 
 
“Arkadaşlar, kahvaltıdan sonraki söyleşilerden birini sizlere ayıralım… Ülkenin ve dünyanın gündemine dair neler söylemek isterseniz mikrofon sizin olacak. Karar sizin…” diyerek sustum. Kimse bir kahvaltı sonrası istediğince konuşmaya sıcak bakmadı. Bu sorun da böylece kökünden çözülmüş oldu. İşin en güzel tarafı Antalya’da söyleşi ve konferanslardan sonra mikrofon dolaştırarak soru alma, yerini kısmen de olsa, yazılı soru almaya bıraktı. Şimdilerde izlediğim bir etkinlikte sorular için kâğıt dağıtıldığını gördüğümde yüzümde muzip bir gülümseme yayılıyor. 
 
 
 
 
 
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 69
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 185
Kayıt tarihi
: 16.12.15
 
 

1952 Yılında İstanbul'da doğdu. Pertevniyal Lisesi'ni ve İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster