Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '09

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
507
 

Dünya, bir sorunlar küresi!

Dünya, bir sorunlar küresi!
 

Dış politika ufuk turu çetrefil sorunlar yumağıyla ülke, bölge bir alev topuna dönüşmekte olan Dünya'mızı yansıtır. Magna Carta'dan, Birleşik Devletler'in kurulmasına, Fransız, Rus, Türk devrimlerinden, NATO ve VARŞOVA paktları ve kömür-çelik birliği (AET/AB) ile Comecom'un rekabetinden, paylaşım savaşları sonrası Birleşmiş Milletler yapılanmasıyla barış için konulan standartlardan günümüze, 21. yüzyıl, duvarların yıkılmasına inat, "barış, özgürlük, demokrasi" ideallerini halen yeterince yansıtabilmiş değil... Evet Dünyamız da iki yüzden fazla devlet ve devlet sayısından fazla çatışma var. Açlık, salgın hastalıklar ve servet paylaşımına ilişkin haksız yapılanmalar, en bayağı nükleer ve biyolojik silah denemelerinin yıkıma uğrattığı çevreyle beraber, yaşamımızı cendereye alıyor.

Türkiye, "Yurtta Barış, Dünya'da Barış" diyen geleneğin temsilcisi. Yalnız son elli yılda, Kore'de ve haklı olarak Kıbrıs'ta savaşmak durumunda kaldı. 11 Eylül sonrası birbirini tamamlamaya değil "öteki"ne garezlenmeye teşne uygarlık didişmelerinin başlık olarak içine aldığı ve mikro milliyetçiliğin ve etnik aidiyetlerin kışkırttığı ayrılıkçıl teröre on binlerce can verdi. Daha devrimi ve yeni devletinin kurumlaşma takvimi sürerken, Nazi zulmünden kaçan Musevi bilim insanlarına kapılarını açan Cumhuriyet'imiz, karşılıklı acıların yaşandığı Ermeni göçü nedeniyle ve tarihe siyaset üzerinden el atılan bir tür reflekslerle, Osmanlı'yla beraber haksızca suçlanmaya çalışıldı. Dünya işte bu! "Rum kardeşlerimizle beraber İstanbul şarkılarını söyletmeyen" bir devran... Rumeli'nde Türk/Müslüman azınlıklara ve daha sonra Balkanlar'da Boşnaklara, Afrika'da kabilelere, derman vermeyen, kan kusulan bir ortam.

Evet: Barış, özgürlük, demokrasi istiyoruz. Hem de her yerde ve hemen şimdi! Ancak bu ne kadar muhtemel ve ne oranda mümkün tartışılır. Bir yerlerde, derinlerde, genetik şifreler ve hafıza kotlarıyla ilgili birikmiş acılar kadar, "önce insan" değil "önce çıkarım" diyen yapılanmalar, soy, boy, köken, dil, din, renk, cinsiyet, kadın, çocuk demeden tiksinti uyandıracak görkemli yaşayışların eşliğinde infial uyandıracak yoksunluklarla örülü bu Dünya'yı adeta iğdiş etmekte, bir top gibi diledikleri duvara çarpıp çarpıp durmaktalar. Önce soyutlamak, karantinaya almak sonra da radikalleşen İslam (ya da başka din ve etnik kökenden) dünyaları suçlamak ne kadar hakçaysa, Batı'nın reform ve aydınlanma sürecinde ürettiğinden yansıyan demokratik kitle örgütlerini muhatap almadan topyekun suçlamalarla içine kapanmak o kadar akıldışı olur.

Ancak, şimdi önümüzde bir fotograf var. Negatifinden bile medet umamayacağımız. Hayra yoramayacağımız. İki yüzü 'bir' para var, kısa erimde değiştirilmesi güç koşulların, değiştirilebilir olanlardan kat be kat fazla olmasına karşılık yine de umutsuzca okunsa da- bir gün herşeyin çok daha hakça ve insancıl sol'ca olmasını dileyerek yorumlayacağımız:

Gürcistan ile Rusya daha geçenlerde savaştı. Afganistan narko devlet olmanın bir gömlek ötesine geçebilecek mi? soru bu. İran artık kaynayan bir kazan. Ermenistan ve Azerbaycan Dağlık Karabağ sorunu nedeniyle sürekli alarmda... İsrail ile Filistin'e biraz olsun huzur gelmesi, gerçek barışın iki ateşkes arasındaki durumdan farkının kavranılmasına bağlı... Yunanistan için Megalo İdea adeta süregenleşmiş bir politika... Bir seçim yatırımı adeta...

Bunlar hakkında kamuoyumuzun basın sayesinde bilgileri var. Ya diğerleri?

Polonya ile Litvanya arasında örtük bir çekişme konusu güncelliğini koruyor: Ukrayna'nın Başkenti Vilnious, Polonya kenti "Wilno" diye anılıyor.

Rusya, Letonya ve Estonya'daki kendi ulusundan olan "azınlıkları" öne sürerek, buralarla özel ilgisini canlı tutuyor.

Karadeniz'de donanma bulundurma sorunsalı ABD'nin de gündeminde ve Kırım, Rusya ile girişilebilecek güç denemelerinde bir kırılma üssü olabilir tezleri de var.

Macaristan nüfusnun dörtte biri, topraklarının ise üçte biri Romanya'nın egemenliğinde ne bunu hazmedebiliyor ne de Sırbistan ve Slovakya'da yaşayan Macarlardan doğrudan sorumlu olduğunu söylemekten geri duracağa benziyor.

Cezayir'de Ordu ile halkın belli ve azımsanmayacak kesimleri arasında içten içe "çatışma" yaşanageldiği biliniyor.

Tunus gibi bu ülkede patlamaya hazır ve aşırı unsurların olası iktidarı yeni göç dalgalarını Kıt'aya bırakabilir.

Nükleer güç gösterisinin de eşliğinde Hindistan ile Pakistan, Kuzey Kore ile komşuları başta bütün Dünya, yeni toksik savaşlar için adeta pusuya yatmış beklemekte...

İtalya yasama-yargı-yürütme dengesizliğinin dehşeti içinde varsıl Kuzey'in görece yoksul Güney'den ayrılma talepleriyle yüklü proton bulutu gibi...

Çekoslovakya'nın olağanüstü ayrılık (Çek ve Slovakya) başarısı, Belçika'da Valonlar ve Flamanlar için ne zaman ve ne kadar geçerli ve gerçekçi olacak, bu tartışılıyor.

İskoçya Birleşik Krallık'tan (İngiltere), Katalonya İspanya'dan bağımsızlık istiyor. Fransa, Belçika'nın da geleceğine göre, Valon topraklarını dikkatle inceliyor olabilir.

Balkanlarda Almanlar Hırvatlara, Fransa Sırplara yakın duruyor. Arnavutluk, Kosova ve Makedonya sorunları var'lığını canlı tutuyor...

Afrika ve sair yerlerde süregiden çok sayıdaki savaş ise bilindik dramları yaratmaya devam ediyor.

....

İşte bir yanartop, bir yakan top halinde yaşanılmakta olan Dünya'mız bu!

Bu koşullarda gerçek ve kalıcı barışı aramak ve barışa yatırım yapmak alabildiğine güç. Ancak, olanaksız değil.

Yeni bir milletler ailesi anlayışı, güvenlik kavramının ekonomik boyutuna da önem verilmesi, silaha değil sağlığa, savaşa değil eğitime para aktarılması, çevre yıkımının yaptırıma bağlanması, borçların yeniden yapılandırılması ve erken uyarı sistemlerini de içine alacak saydam bir bilgilendirme ortamında yolsuzluklarla savaşılması, çocuk iş gücü ve kayıtdışı emeğin ekonomik sistemlerin okuma alanlarının dışına itilmesi, bilimin ve sanatın insanlık köprülerini tahkim etmesiyle, belki hemen değilse bile, gelecekte yeni bir dünya kurulabilir...

Neden olmasın?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 480
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster