Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Temmuz '12

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
62435
 

Dünya, kendi ekseni etrafında ‘batıdan doğuya’ doğru döner…

Dünya, kendi ekseni etrafında batıdan doğuya doğru döner. Dünya bu dönüşünü 24 saatte tamamlar. Dünyanın hareketi bununla sınırlı değildir. Uydusu Ay ile birlikte Güneş’in etrafında da döner. Bu hareketini de 365 gün 6 saatte tamamlar.

Bir gün 24 saat ise de, bunun içinde gece ve gündüz vardır. Gece ve gündüzün süresi, dünyanın neresinde olduğunuza ve de mevsime bağlıdır. Yıllık hareketi ise, 6 saatlik farkıyla bir muammadır.

Doğu, Güneş’in doğduğu yerdir, ama yukarıda ifade ettiğim gibi ‘Güneş’ dönmemekte, Dünya’nın dönüşüyle başı dönen insanlar öyle zannetmekte… Ne var ki, ‘Doğu’ insanlığın doğduğu, yani varolduğu yer olsa gerek, hakikat kılıcını kuşandığı yer!

Doğu, Orta Asya Türk toplumlarında kutsal sayılırdı, bu yüzden kurdukları devletin ikili bir yönetim şekli vardı. Ülkenin doğusunu büyük Kağan yönetir, batısını da ona bağlı bir şekilde Yabgu adı verilen kardeşi yönetirdi. Sözgelimi, Göktürklerde Bumin Kağan ülkenin doğusunu yönetirken, kardeşi İstemi Yabgu da ona bağlı bir şekilde batıyı yönetmiştir.

Batı, her daim Doğu’ya muhtaç olmuştur, tabiî ki Doğu’da Batı’ya!

Batı, Doğu’nun hakikatine muhtaçtır, Doğu’da Batı’nın felsefesine! Hakikati tersyüz eden felsefe, karanlığı yendim zannetse de peşinden zifiri karanlık getirir. Bugün yaşadıklarımız bunu doğrulamıyor mu?

Batı, geçmişte Ortaçağ’ın karanlığına Doğu’dan aldığı ilhamla son vermedi mi?

Evet, bu anlamda Batı, Endülüs’e çok şey borçludur!

Batı bilir, Doğu’nun hakikatini elde edebilmek için, ya Doğu kendisine misafir olacak, ya da o çıkacak Doğu seferine tıpkı Haçlı Seferlerinde olduğu gibi…

Batı, Haçlı Seferleri ve Endülüs’ten aldığı hakikat ilhamıyla Ortaçağ’a son verdi, ne var ki zamanla hakikati tersyüz ederek insanlığı bir zifiri karanlık noktaya hapsetti. Bu yüzden midir bilinmez, 1991 yılında yeniden çıkmak zorunda kaldı Doğu seferine...

Baba Buch’un başlattığı bu sefer, oğul Buch’un 2003’te Irak’ı işgaliyle sürdü…  

Bir günlük zaman dilimiyle ifade edersek bu gelişmeyi, 12 saatte, yani 12 yılda tamamlanmıştır bu evre! Gündüz gibi, görünür bir vaziyette; demokrasi götürme sevdasıyla başladı, ama kaybettikleri hakikati aradıkları belli, çünkü 2003’ten bu yana da karanlıklar içinde yapılıyor savaş, ne savaş olduğu biliniyor, ne de nasıl sonlandırılacağı?

2003’e ‘12’ eklediğimizde çoktan hakikati bulmuş olacaklar, yani 2015 yılında…

Bu yazımda iyi niyetle okudum süreci, ama hakikati yok etmek için de çıkmış olabilirler Doğu seferine!

Her halükarda Batı da Doğu da aradığı hakikati bulacaktır.

Ama burada bir paradoks var, Batı saldırarak, Doğu’da kan ter içinde savunarak bulacaktır hakikatini, savunmasını da kendi kendine yapacaktır; öyle ya, zifiri karanlıkta kimin kime vurduğu belli mi?

Bu süreçte, Anadolu içinden çıkarabilecek mi bir Mustafa Kemal, bir Yavuz Selim, bir Selahaddin Eyyübi; ya da üçünü birden sentezleyen bilinmez bir kişilik?

Bekleyeceğiz, çünkü tarihi bir süreçte, geçmiş tarihi süreçlerin kodlarıyla ilerlemekteyiz; bu yüzden içinden geçmekte olduğumuz süreç bir yönüyle 800, bir yönüyle 500, bir yönüyle de 100 yıl önceki gelişmeleri getirmektedir akla, hele bir de Yakınçağ’ın akılcılığı, yani rasyonel düşüncesi irrasyonele dönüşmüşse…

Bir hesap daha yapalım, 800+500+100 = 1400

Şu an 2012, son Hakikat Güneşi Hıra’da 610 yılında doğmuştu; 2012’den 610’u çıkardığımızda miladi 1402 eder. Bu tarih, negatif anlamda Ankara Savaşı’nı akla getirse de, birkaç yıl içinde Anadolu, yani Güneş’in doğduğu yer; bırakın dünyayı tüm evreni aydınlatacaktır!

Hayal diyebilirsiniz, doğru hayal; ama gerçekliğini kaybeden toplumlar ve bireyler, hayal de kuramıyorlarsa, acaba varoluşlarını nasıl izah edebilecekler?

Hayal, adam olan adamı ‘Hay’ atına bindirir, elinde ‘Al’ bayrak, ‘Çoban Yıldızı’nı arar; çünkü Kör kandilin söndüğü an ‘Güneş’in habercisidir o!

Rıza Üsküdar

18 Temmuz 2012/Eskişehir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Rıza bey görüşseydik bunları bize anlatırdınız...Yani oldukça ilginç çünkü...

Kerim Korkut 
 16.09.2015 17:00
Cevap :
Bir gün mutlaka, şerh üzerine şerh düşerek, bir yudum kahveden, birkaç yudum sudan yudumlayarak, kahveden sonra çay içmeyi de ihmal etmeden, görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.  16.09.2015 23:34
 

3000 yıl önceye bakan yöne dahi var bendenizce hocam.. Uzun boylu Şaul, nam-ı diğer Talut da, ordusundaki David, nam-ı diğer Davud'u hased nedeniyle öldürtmeye çalışmıştı.. Hatta mezmurlardaki serüvende, bunun için eskiden yendiği Calut'la işbirliği yapmaktan da çekinmemişti.. Ne derler hani, uzay-zaman mı? T ve C 'nin evrensel kıssası :)

ali aksoy 
 26.05.2015 10:20
Cevap :
Ali Bey, buna zaman mekândan ziyade insanlığın beşeri yanılgısı diyelim. Temelinde de hasetlik var, bu temel yanlışlıkta her daim değiştirir dostlukları ve düşmanlıkları. Dostu düşmanı, düşmanı dostu olur zamanla. Devletlerin kalıcı dostlukları ve de düşmanlıklarının olmaması da bu yüzdendir. Ama dünya ta başlangıçtan beri güneşin etrafında döner; çünkü o emirber bir neferdir. İnsanlar gibi güneş olmaya kalkmaz, hele bu yolda güneşi balçıkla sıvamaya hiç mi hiç yeltenmez. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.  26.05.2015 12:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3340
Toplam yorum
: 2162
Toplam mesaj
: 196
Ort. okunma sayısı
: 571
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuyum. Öğretmenliğim sırasında..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster