Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
411
 

Dünya Barış Günü

Dünya Barış Günü
 

Bunlar ne????


Kadın, kadınlar, kadınlık…

Dünya barış günü. Nasıl barışacağız.
Karşılıklı suçlamalarla. Kandırmacalarla.
Potansiyel tehlike görmelerle.

“Demir bağlayom… kalıp çakıyom.. her bi işi yapıyom”…
Anam filozofluğu da eksik etmiyor.. “eee iş olmadan aş olmaz”..
Ama anam yaptığın erkek işi demek geliyor, televizyondaki gördüğüm insana.

Kadın dediğin … eh işte herkes bilir.. azıcık akça pakça, biraz albeni, biraz dişilik…
Ama anam sen güneşin altında… yanmışsın, kavrulmuşsun..
Yaptığın erkek işine uygun değil senin ne ellerin ne de kasların…
Güneşte kavrulmuş cildin, yol yol olmuş…
Keser sapı tutmaktan, kalıp çakmaktan, demir bağlamaktan çatlak çatlak olmuş ellerin…

Kadının ki biraz yumuşak olmalıymış elleri, ifadesi…
Bakışların da sertleşmiş, çatılmış kaşların… diyemeyeceğim, doğal halin olmuş görüntün…
Belli ki yaşadıklarının bedeli..
Kılık kıyafetin de!... diyeceğim ama onu da uydurmuşun diğer saydıklarıma…
Ah anam ah… bir yol tutturmuşsun ki… baktığını gören gözlerin yüreklerini sızlatıyor….
Ne diyeyim?.. Kendi yaşadığını ancak sen bilirsin..
Benimkisi görmeye çalışmak…
Bu yaptığını da elde edebilmek için kim bilir neler neler denedin,
Ne çareler aradın, yazgınla baş edebilmek için… benimkisi .. laf olsun …
Ellerinden öperim…

El birliği ettiler…
Sardılar, sarmaladılar, olmadı poşetlediler, kundakladılar, bohçaladılar…
Biz erkek denen, saldırgan ya da sizi görünceye kadar çok masum olan ama...
Sizi görünce zıvanadan çıkan türü… (öyle değil de... ama öyle diyorlar poşetçiler)
Siz şeytan olması gerekenlerden korumak için bizi…
Elbette poşetlemek, bohçalamak gerekir sizi...

İşin garibi bunu gönüllü hemcinslerinin marifetiyle yaptılar.
Kadın kadının kurduymuş derler de…
Ne kurdu?. Tüm kurtlardan özür dilerim…
Sizi bu hale sokan bunlar, başka bir canlı türü olmalı.

Kimi elinde keserle “iş olmadan aş olmaz” filozofluğuna, acılarını yaşayarak ererken,
Kimileri de yan gelip yatarak değirmen taşı büyütmenin dayanılmaz hafifliğini yaşayabilmek uğruna,
Manevi değerlerimiz dahil her şeyi kullanmaktan, sömürmekten tereddüt etmiyor...

Sonuç mu?
Kadın protokoldan da dışlanmış oldu. Daha sıra da kim bilir neler var.
Eski devirlerde olduğu gibi.
Erkek egemen bir dünya…

Erkekler çalışsınlar, üretsinler, karar versinler, yönetsinler
Öbürleri de yan gelip yatmanın bedeli olarak
Erkek denilen saldırgan tecavüzcüleri ayartmamak ve onlardan korunmak için sarılıp sarmalanma aracına binsinler...
Yeter ki güneşte kavrulmuş mübarek anam gibi çalışmak zorunda kalmasınlar.

Ben bir erkeğim.
Ve benim bana biçtiğiniz değerlerle hiçbir ilgim yok ve günahım da yok.
Kaldı ki bohçalamaya çalıştığınızın kadınsılıkla, ayartıcı dişiliğin ilişkisini de kuramıyorum…

Kim yıkayacak, kim tarayacak kim bakacak… sarıver gitsin.
Buna da hiçbir itirazım yok.
Bu bir tercihtir. Adını doğru koymanız kaydıyla.
Diğerlerini suçlamamak ve ayartmamak kaydıyla.

Güzel olan her haliyle her ortamda güzeldir, değerlidir ve ilgi çeker.
Güzele bohçalanmak ta yakışır. Bu haliyle de beğenilir.
Güzelin bohçalanması biz erkek denilen saldırganların eğilimlerini engellemez.
Haberiniz olsun alınmak istenen önlem buysa!

Yaratılmışların en şereflisi olan insanın yarısı erkek yarısı dişidir ve
“ey insanlar”, “ey inananlar” diyen Yaratıcı bunların birini diğerine üstün kılmamış.
Kendilerine yaratılışlarının gereği farklı roller yüklemiş.

Bunu daha iyi değerlendirebilmek için “örtünün”den kasıtta; emrin oluştuğu ortamı, şartları, örf ve adetleri ve diğer gerekçeleri ile birlikte iyi yorumlamak ve buradan ilke çıkararak günümüze taşıyıp uyarlamak gerekir.

Bir diğer husus da “kimsenin bir diğerinin günahını çekemeyeceği” nedeniyle bu yorumlamanın, verilen aklın getirdiği sorumluluk ölçüsünde bireysel olacağıdır.
Herkese akıl verildiği ve bu akıl ölçüsünde sorumlu tutulacağı ve
akletmez misiniz, düşünmez misiniz” emri verildiği için
falanca böyle dediği için böyle yaptım” diye bir savunmanın da olmayacağına inanıyorum.

Anam sen nasırlı ellerinle çivi çakmaya demir bağlamaya devam et.
Ekmek paranı, rızkını kazanıyorsun.
Helal olsun. Alın terini akıtıyorsun.
“En büyük ibadet fiildir” derler.
İbadetin mübarek olsun.

Her iki cihanda da aziz ol.
Ne kimseyi kullanıyorsun, ne de kimseyi kandırıp zarar veriyorsun.
Mükâfatını göreceğine inanıyorum.

Benim gözümde dünya barış günü abidesi sensin.
Tekrar ellerinden öperim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bu yazınızı 2007 yılında yazmışsınız üzerinden 2 yıl geçmiş ve üzülerek söylüyorum ki kadınların sürülerek araba bindirildiğinin gözlerinin önünde olan vakalara bile karışmayan bir toplum olduk...insan olmanın şerefini unutur olduk gittikçe korkar olduk ben bile kendi adıma geç saatlerde dışarda olmamaya özen gösterir oldum ben ki özgürlüğüne düşkün biri olarak tırsar oldum....ve üstüne üstlük yönetimin gettirdiği güya ılımlı islam nedemekse oda ayrı bir konu onlar sayesinde resimdeki bu da nedir dediğiniz tipler çoğalmaya başladı sokaklarda...yapılan devrimler yapılan kılık kıyafet mücadelesi boşuna kaldı şuanda inanılmaz hızda önceye dönüyoruz...çok karamsar bir tablo çizdim ama inanın ben bile şaşarak izliyorum hayatı...yazınız çok şeyi vurgulamış ama yinede dayamadım bende fikirlerimi yazdım....gelincik saygı ve sevgilerini gönderdi size.

B Gelincik 
 25.10.2009 21:27
Cevap :
Dolu dizgin gidiyorlar karanlığa doğru. Toplumun sinirlerini aldılar, kadınları uyuşturdular.. Sanki ikinci sınıf olmak genlerine işlemiş gibi. Onlar böylesine gönüllü olunca günah keçiliğine, diğer cins kaçırır mı fırsattan yararlanmayı. Ama suların ters akmayacağı gibi, insanın evrimi de geriye işlemez. Ergeç aydınlanır da akıl, bu karanlıklar yok olur. İlgine teşekkür ederim. Sevgiyle kal.  26.10.2009 15:16
 

Hastaysa kadının bir tek gözleri de görünse, çıplakta olsa fark etmez. Bizim burada annesi ve 3-4 kadınla birlikte ellerinde Kuran camiden dönen bir genç kızı kadınların feryatları arasında zorla sürükleyip taksiye atarak tecavüz ettiler. Kız 3-4 gün sonra polislerin yoğun araştırmaları sonucu bulundu. Fakat kaçıranlar içeri atılınca bir yanlışlık olduğunu, yanlış kızı kaçırdıklarını, kızla evleneceğini söylese de ailesi kıza sahip çıktı ve vermedi. Fakat ne oldu, kızın bütün hayalleri umutları, geleceği mahvoldu. Bu gün Milliyette yayınlanan iki tecavüz haberi daha vardı. Biri öz amcasının tecavüzüne uğrayan 12 yaşındaki bir kız çocuğu, diğeri ise Ordu'da ki ailesinin yardımına gelen ve bazı soru işaretleri taşısa da kabul edilemeyecek çirkin yorumlara muhatap olan 36 yaşındaki bir kadın. İkinci olay toplumun dul kadına bakış açısını gözler önüne sermesi açısından oldukça önemli. Bu olaylarda gösteriyor ki sorun çok boyutlu ve hasta bir ruh yapısına doğru hızla sürükleniyoruz.Saygılar

Ayrıntıda gezinmek 
 02.09.2007 2:21
Cevap :
İlginize teşekkürler. Gazete haberlerini be de okudum. İnsan giderek tırsıyor. Tabi hasta ve sağlıksız olanlar konumuzun dışındaydı. Beni korkutan giderek hastası çoğalan bir toplum haline gelmemiz. Böylelerine karşı yazmak da kar etmez, düşünmek de, eğitim de. Daha farklı önlemler almak lazım. Saygılarımla.  02.09.2007 13:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 1060
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1033
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

Bilecik doğumluyum. Emekli Eğitimciyim. Ankara'da ve yazları Kuşadası'nda yaşıyorum Günlük uğraşl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster