Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
44
 

Dünya bir safari meydanıdır

Dünya bir safari meydanıdır
 

Bu yolculuklar hiç bitmez.


Dünya bir safari alanıdır ve bizim bildiklerimizden çok daha fazla safari türleri, safari yolcuları, safari seyircileri vardır.

 

Safari sadece ciplerle ve sadece Afrika’da yapılmamaktadır.

 

Safari konuları, yolcuları, seyircileri, hizmetçileri, develeri, atları, uçakları, arabaları ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye farklılıklar göstermektedir.

 

Hindistan, Pakistan, Kamboçya, Tayvan, Sibirya, Kırgızistan, Özbekistan, Moğolistan, Çin ile Afrika’nın ülkelerinden herhangi birine ya da burada yazılmamış başka bir ülkeye gezmek için giden herkes safaridedir.

 

Merak edip, ülkemizin cennet bölgelerinde köylere kadar giden, orada çok fazla yabancı görmeyen köylülerle doğrudan ya da dolaylı etkileşime geçen her batılı da safaridedir.

 

Afrika’da safari yapanları izleyen köylü çocukları ile diğer ülke ve bölgelerin uzak köylerine giden turistleri izleyen köylü çocuklarının birbirlerinden farkları yoktur.

 

Afrika’ya safari için giden batılıların ruh halleri, havaları, cıvaları, özgüvenleri ve varsa yükseklik kompleksleri ile başka ülkelerin kentlerine, köylerine gidenlerin ruh hallerinin de bir farkı yoktur.

 

Afrika’daki safari yolcularını izleyen köylüler ve çocukları ne kadar saf ve meraklı ise diğer ülkelerden herhangi birini ziyaret eden turistlere bakanlar da o kadar saf ve meraklıdır.

 

Oralara giden safaricilerin ellerindeki fotoğraf makineleri, dijital kayıt cihazları ile buralara gelenlerin ellerindekilerin de bir farkı yoktur.

 

Dünya bir safari alanıdır.

 

Gelişmiş sanayi üretimlerinden, büyük çaplı ticari faaliyetlerinden, ucuz insan emeğini ve devasa makineler kullanarak elde ettikleri madenlerden, dünyanın çeşitli yerlerinde çıkardıkları petrollerden ve kontrollerinde tuttukları ülkelerin diğer kaynaklarından elde ettikleri gelirlerle safaride yüz yüze geldikleri insanların anlayamayacağı kadar konforlu yaşamlar sürenler bu safari alanının yolcularıdır.

 

Ellerindeki üretim araçları bazen verimli ve sulak, bazen kurak topraklar ile o topraklarda beslemeye çalıştıkları yerli ırk zayıf hayvanlar olan; arazileri miras yolu ile el değiştirirken küçülüp parçalanan; kimi sınırlı sayıdaki toprak zenginleri hariç büyük bir çoğunluğu kendi küçük dünyalarında gündelik yaşamlarını sınırlı olanaklarla sürdüren insanlar da bu safari alanının izleyicileridir.

 

Safari yolcularının büyük bir çoğunluğunun ufukları da, dünyaya, yaşama, ilişkilere yaklaşımları da farklılıklar gösterse de karşılarındaki insanlarla karşılaştırıldığında daha rahat ve geniştir. Onların kan davaları, sık sık çatlayıp patlayan, kadın cinayetlerine, intiharlara ve başkaca pek çok soruna yol açan töreleri, darlıkları yoktur.

 

Bu anlamda Afrika safaricileri ile dünyanın başka bir ülkesindeki safaricileri arasında ve Afrika yerlileri ile dünyanın başka bir ülkesinin yerlileri arasında fark da yoktur.

 

Belki fark Afrika’dakilerin inançlarının, törelerinin renkleri ile diğer ülkelerdekilerin töre ve renklerinin farklılığıdır.

 

Safariciler anlamındaki farklılık da; Afrika’ya gidenlerin o kıtaya  has doğal ve ilkel yaşamı görme arzuları ile başka ülkelere gidenlerin gitmeyi tercih ettikleri yerlerdeki farklılıkları keşfetme istekleridir.

 

Dünya bir safari alanıdır.

 

Safari yolculuğuna çıkanları ile, o yolculara bedeli karşılığında bu süreçte yardımcı olanları ile ve safaride görülmek istenen yerlerde yaşayan, dünya görüşü, anlayışı, yaşam biçimi safaricilerden farklı yerli insanları ile her safari de farklı bir serüvendir.

 

O süreçlerde aracılık görevi üstlenen, süreçleri yöneten ve safaricilere yardımcı olan, ziyaretçilerle ziyaret edilenler arasında duranların aracı olarak özel bir durumları vardır onlar gezmeye gelenlerin de, yerlilerin de karakteristik özelliklerini iyi bilirler ve süreçten çok etkilenmezler. Ancak, her yolculuktan sonra hem safari yapanlarda, hem safariye konu olan yerlerde yaşayanlarda küçüklü büyüklü anlayış, bilgi ve inanç değişiklikleri meydana gelir.

 

Safari yapanlar pırıl pırıl su kaynakları gördükleri gibi, insanlarda da saflık, netlik, dürüstlük ve yoksulluk görür kendilerinin de tertemiz sular gibi doğal yaşam kaynaklarından uzaklaşarak nerelere gelmiş olduklarını anlarlar. Safari yapılan yerlerdeki insanlar da, birilerinin dünyanın başka yerlerinde kendilerininkinden çok daha farklı koşullarda çok daha rahat ve güçlü yaşadıklarının farkına varırlar.

 

Safari yapanlardan gittikleri yerleri beğenip kalmaya karar verenler pek olmaz ama o gidilen yerlerdeki yoksul ve cesur insanların bir kısmı dünyada daha iyi koşullar da varmış diyerek o iyi koşullara ulaşabilmek, safariciler gibi yaşayabilmek arzusuyla yollara düşerler.

 

Gidecekleri yerlerde bireyselleşme rüzgârları ile üşüyeceklerini, birkaç kuşak boyunca “göçmen” yaftasıyla diğerlerinden farklı muamele göreceklerini ve kısa dönemde o umdukları refahı yakalayamayacaklarını tam olarak anlamadan yollara düşerler.

 

O ışıltılarını gördükleri zenginliğe yolculukları esnasında safaricilerin yurttaşı oldukları zengin ülkelerinin silahlı güçleri ya da maşaları tarafından ülkeleri bombalanmış yerlerinden yurtlarından edilmiş diğer insanlarla yollarının kesişeceğini de bilmezler.

 

Ulaşmaya çalıştıkları ülkelerin kendi aralarında çıkar hesapları ile tepişirken başka mazlum ülkeleri yaşanmaz kıldıklarını da bilmezler.

 

Sonuçta o ülkelerden soluk alınabilecek bir coğrafya bulma arzusuyla yollara düşmüş olanlarla birleşir, tanışır ve sözüm ona rahat yaşamak, zenginleşmek için denizleri aşarken kalabalık botlara, yetersiz teknelere birlikte binerler.

 

O yolculuklarda çocuklarını ve yaşlılarını yitirirler, kendileri denizlerde boğulurlar. Safarici modern dünya çoğu kez çığlıklarını duyulmaz bile.

 

Dünya güneşin yeniden doğduğu her yeni güne başka bir safari günü olarak uyanırken başka insanlar eklenir bu yolculuklara.

 

Büyük insan kalabalıkları günün birinde güçlü ve sağlıklı bir vicdanla uyanmayacaklarına göre ve dünyada vicdan esaslı radikal değişiklikler yapacak iradeyi göstermeyeceklerine göre bu yolculuklar hiç bitmez.

 

 

 

20.09.2016

09:07

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu güzel yazı neden okunmamış anlayamadım...Ben mahsus az okunanları okuyorum çünkü değerli olanlar onlar...

Kerim Korkut 
 14.10.2016 12:13
Cevap :
Kıymetli Yazar Arkadaşım, Cep telefonlarının, sosyal medyanın insanları daha çok ve daha hızlı meşgul ettiği, ilgi ve dikkatin yoğun olarak magazin haberleri ve dizilerde olduğu bir ortamda deneme tarzı blogların fazla okunmaması normal. Bizim de "çok okunayım" kaygısıyla o ilgi alanlarına girmemiz gerekir mi bilmiyorum. :) Çok kıymetli katkınız için teşekkür ederim.   14.10.2016 15:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 324
Toplam yorum
: 220
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 195
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster