Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
9114
 

Dünya'da ata ilk binen kavim Türklerdir ve atlar ilk kez Türkler tarafından ehlileştirilmiştir.

Dünya'da ata ilk binen kavim Türklerdir ve atlar ilk kez Türkler tarafından ehlileştirilmiştir.
 

Ata binme becerisi, atı iyi durumda kullanma sanatı


Dünyada ata ilk binen kavim Türklerdir ve atlar ilk kez Türkler tarafından ehlileştirilmiştir.

Binicilik, ata binme becerisi, atı iyi durumda kullanma sanatı.

Günümüzde de olduğu gibi, ulusal ve Türk Tarihinin her döneminde “At Murattır” sözcüklerine bağlı kalınarak,

Her Türk ata karşı sevgi, güven, ilgi duymuş ve onu kendisinden bir parça kabul etmiş, ona kutsallık tanımış, saygınlık kazandırmış, sanatında, edebiyatında, müziğinde eşsiz bir yer vermiştir.

(alıntı)

Binicilik sporunun ilk izlerine, tarihte ilk Türk devleti olarak bilinen ve Çin’de yaşamış olan Chou “Çu” sülalesinin hâkimiyeti döneminde rastlanmaktadır.

Türk asıllı imparator Hiao’dan (M.Ö. 900) söz eden kronikler, kendisinin mükemmel bir at ustası (binici) olduğunu yazmaktadırlar.

Binicilik tarihine damgasını vuranlar, belki de savaşlarda önemli rol oynayan, süvaride denen atlı askerlerdir.

İlk süvari birliklerini MÖ 2600'de Çinlilerinkurdukları bilinmektedir.

Çinliler ata binmeyi M.Ö. 3. yy.da Hunlardanöğrenmişlerdir.

Ancak binicilikte asıl gelişme, 5. yüzyıldaeyerinbulunmasından sonra gerçekleşmiştir.

Daha önceleri çıplak atın sırtına binilir ya da atın sırtına bir kilim ve battaniye atılarak oturulurdu.

At; bilimsel adı Equus Caballus’tur.

Çok eski çağlardan beri insanoğlu ile beraber yaşayan atın geçmişi günümüzden yaklaşık 55 milyon yıl öncesine dayanır.

En eski şekli ile atın insanoğlundan 50 milyon yıl önce var olduğu kabul edilir.

Erkek ata aygır, dişi ata kısrak, yavrusuna tay, kastre edilene iğdiş, başıboş dolaşana hergele ya da yılkı denir.

Yük işinde kullanılan atlara beygir adı verilir.

(alıntı)

&

Türkler için at çok önemlidir. At kutsaldır, mukaddestir.

Eski Türk hikâyelerini okuduğumuzda Türklerin atla olan muhabetlerini daha iyi anlıyoruz. At sırtında doğar, at sırtında büyür, at sırtında savaşır ve at sırtında ölürlermiş. Bu anlatım sırasıyla bir hayatı kapsarken bir atın bir Türk’ün hayatındaki önemini ve vazgeçilmezliğini söylüyor.

Ata binmeyi oldum olası çok istemişimdir. Birkaç kez deneme fırsatım olmuştu. Bu işte iyi olduğumu da gözlemlemiştik. Sonra ne zamanım oldu ata binmeye ne düşündüm. İhmal ettiğim bir durum. Aslında düşünüyorum da sadece benim tembelliğimden kaynaklanan hiç hoş olmayan bir üşengeçlikle kaybettiğim güzel zamanlar. Kemer’de çalıştığımız dönemlerde, Fatihcan’ı at binmeye götürüyorduk, ben hiç düşünmüyordum ata binmeyi. O zaman tek isteğim Fatihcan’ın ata binmeyi sevmesi, attan korkmaması, ata alışmasıydı. Kendime kızıyorum. İhmal ettiğim hiçbir şeyde kendimi hoş görmüyorum. Ne çıkar zaman geçti…

At ne güzel bir hayvandır.

At ile ilgili bir anlatıya bakalım önce sonra yazımıza devam edelim.

At, Atgiller(Equidae) familyasına dâhil otçul bir memelihayvan. Evcilleri olduğu gibi, Amerikan bozkırlarında “Mustang” ve Altay dağlarınınher iki yanındaki açık arazilerde “Prezevalski” denen yabani atlar sürüler halinde yaşar. En meşhur at türleri Arap, İngiliz, Ahal Teke ve Midillidir. Midilliatları koç iriliğindedir.(alıntı)

Bu gün sizlere biniciliği anlatmak, edindiklerimi aktarmak istiyorum…

Günümüzde askeri amaçlı binicilik gerilerken, spor amaçlı binicilik önem kazanmıştır.

Binicilikte başlıca iki biçim vardır:

İngiliz biniciliğive Batı biniciliği…

İngiliz biniciliği sporamacıyla yapılan biniciliktir.

Batı biniciliği ise Amerika kıtalarında kovboydenen sığır çobanlarına özgü biniciliktir.

Kovboylar, uzun üzengili ağır eyerler kullanır ve bacakları düz duracak biçimde ata binerler.

İngiliz biniciliği ise, binicinin güvenliğini, binicinin atı denetimini ve atın rahatlığını dikkate alan bir anlayışa dayanır.

Çocukların ata binmeyi öğrenmelerinin en iyi yolu, genellikle boylarına uygun, yere sağlam basan midillilere binmektir.

Donatım:

Binicilik sporunda at ve binici tarafından kullanılan teçhizat ve malzemelerdir.

At donatımındaki temel teçhizat ve malzemeler:

Başlık;

Atın sevk ve idaresi için kullanılan temel donatımdır. Kullanım maksatlarına göre bir çok çeşidi bulunan başlığın ana parçaları; tepe kayışı, yanak kayışı, burunsallık, çene altı kayışı, alınsallık, boğaz altı kayışı, dizgin, ağızlık demiri (Gem, kantarma vb.) ve yanak lastikleridir.

Eyer;

Binicinin ata oturması için deri, tahta ve demirden yapılmış teçhizata eyer denir.

Parçaları;

Ön hane, orta hane, arka hane, üst tepindirik, alt tepindirik, çeki kayışları, kolan, üzengi kayışları ve üzengilerdir (Temurlenk, 1996, s.151–208). Ayak koruyucuları, at örtüleri ve kuyruk koruyucuları’dır.

Binici donatımındaki malzemeler:

Koruyucu başlık (Tok), çizme, pantolon, ceket, gömlek, kravat, eldiven, mahmuz ve kamçı bulunur.

Tımar;

Solunum organı olan derinin, normal beden ısısını koruması ve vücutta biriken toz, kir, kepek ve çamur vb. zararlı cisimlerin dışarı atılması için yapılan temizlik çalışmasıdır.

Manej;

Binicilerin ve atların binicilik eğitimini yaptıkları, yarışmaların düzenlendiği, kapalı ve açık olarak inşa edilebileceği gibi, zeminde kum, çim veya çeltik (pirinç kabuğu) kullanılan genellikle dikdörtgen şeklindeki alandır.

Uyarı ve Yardım;

Binicinin ata isteklerini bildirdiği tesirlerin hepsine birden denir.

Temel yardımlar;

Baldır, ağırlık ve dizgin yardımıdır. Yardımcı uyarı ve yardımlar ise mahmuz, kamçı ve sestir.  

Günümüzden 4 bin yıl önce Orta Asya’daki Türklerinatı binek hayvanı olarak kullandıkları bilinmektedir.

Ata sağlam oturmanın ve üzenginin önemini ise ilk olarak Kafkaskökenli İskitlerkavramışlardır.

At sırtında savaşan ve avlanan en eski topluluk olarak Hititlertarihe geçmiştir. Ksenophon’un "Hippike" adlı kitabı, binicilik konusunda yazılan ilk kitaptır.

Bugün de kullandığımız yöntemlerle atın zor kullanmadan eğitilebileceğini ilk ileri süren kişi, "Ecolé de Cavalerie"adlı kitabın yazarı François Robichon de la Guérinière'dir.

Türkler, Orta Asya'da göçebe olarak yaşadıkları eski çağlarda iyi biniciydiler.

Eski Türklerin çöğen, cirit gibi at sırtında oynanan oyunlarda usta oldukları bilinmektedir.

Yerleşik yaşama geçildikçe ve Osmanlı döneminde, özellikle kentlerde binicilik önemini yitirmiş ve askeri amaçlarla sınırlı kalmıştır.

1913'te Sipahi Ocağı'nın kurulmasıyla biniciliğe yeniden önem verilmeye başlanmıştır.

Özellikle cumhuriyet dönemindebinicilik sivillerin de ilgi gösterdiği bir spor haline gelmiştir.

Ata, atın sol tarafından binilip sol taraftan inilir.

Atın hareketsiz kalmasını sağlamak için dizgin sol elde sıkı ve gergin tutulur.

Binici, sol omzu atın sol tarafına gelecek biçimde, sırtı atın kuyruk tarafına gelecek şekilde durur.

Sol eli ile dizgini ve kamçıyı tutar, iki elini de atın ensesine koyar.

Sol ayağını üzengiye geçirir ve ayağıyla bastırarak üzengiyi kolanın altına doğru iter. Sonra ata doğru döner ve eyerin ortasını ya da öte yandaki kenarını tutarak hafifçe sıçrar.

Sağ bacağını atın üzerinden aşırarak yavaşça eyere oturur.

Sağ ayağını da üzengiye geçirerek rahat bir oturuş sağlar ve dizginleri denetimi altına alır.

Ata binerken sağ elle eyeri tutup çekmek, eyerin yerinden çıkmasına yol açabileceği için yanlış bir harekettir.

Ata binmenin temeli dengeli bir biçimde sıçramaya ve sağ ayağını atın üzerinden seri biçimde aşırmaya dayanır.

Attan değişik biçimlerde inilebilir.

Binici genellikle atı durduktan sonra, dizginleri ve varsa kamçıyı sol eline alır. Ayaklarını üzengilerden çıkarır ve öne doğru hafifçe eğilerek sol elini atın boynuna, sağ elini eyerin ön bölümüne dayar.

Sağ bacağını atın sırtından sol tarafına aşırarak yere atlar.

Binici yavaşça parmak uçları üzerine ve atın biraz açığına inmelidir.

Daha sonra dizginler sağ ele alınır ve at kısa mesafeden tutulur.

Attan inmeden önce dikkat edilecek en önemli nokta, her iki ayağın da üzengilerden çıkarılmış olmasıdır.

Atların değişik yürüyüş biçimleri vardır.

Atın bazı yürüyüş biçimleri doğuştan gelir.

Bazı yürüyüş biçimleri de ata sonradan öğretilebilir.

Her atın üç doğal yürüyüşü vardır.

Bunlar adeta, süratli ve dörtnal olarak adlandırılır.

Ayrıca atlar sonradan da yürüyüş biçimleri edinebilirler.

Rahvan, eşkin gibi yürüyüş biçimleri atların sonradan edindiği yürüyüşlerdir.

Doğal yürüyüş biçimlerinin en yavaşı adetadır.

Bu yürüyüş, acemi binicilerin kendilerini en rahat hissettiği biçimdir.

Adeta yürüyüş biçiminde at önce bir yanındaki, sonra da öbür yanındaki ayaklarını ileri atar.

Yürüyüş boyunca ayakları yere çok yakın kalır.

Süratli, atın biraz daha hızlı bir yürüyüş biçimidir.

Bu yürüyüş biçiminde atın çaprazındaki bacaklar birlikte hareket eder.

Süratlide at binicisini sıçratır ve bundan dolayı binici ayaklarını üzengiye basarak eyer üzerinden kendini hafifçe kaldırmalıdır. Ya da adi süratli denilen yürüyüş biçimi için binici, eyere hiç kalkmadan oturacak ve baldırları ile atı sıkıştıracaktır.

Dörtnal, atın doğal yürüyüşünün en hızlısıdır.

At, dörtnalda önce arka ayaklardan birini ileri atar, ikinci adımda öbür arka ayakla birlikte ona çapraz ön ayağını, üçüncü adımda da öteki ön ayağını ileri atar. Bu noktada atın bütün ayakları yerden kesilir. At ilk attığı ön ayağını yere bastıktan sonra bütün bu hareketleri tekrarlar.

At, dizginler hafifçe çekilerek, topuklar aşağıya basılarak ve geri yaslanarak durdurulur. Eğer gerek duyulursa yumuşak bir sesle 'Ohoo' denilir.(alıntı)

Bir çivi bir nalı, bir nal bir tırnağı, bir tırnak bir ayağı, bir ayak bir atı, bir at bir kumandanı, bir kumandan bir vatanı mahvedebilir…
Cengiz Han

Nazan Şara Şatana

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1575
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 4659
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster