Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '15

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
315
 

Dünya’da neden Türkler en az gülüyor?

Dünya’da neden Türkler en az gülüyor?
 

Gülmeyen bif bebek


Yakın zaman önce Gallup’un bir araştırmasına göre Türkler olarak dünyada en az gülen milletiz.

Araştırmaya göre “dün gülümsediniz mi ya da kahkaha attınız mı?” sorusuna en çok Türkler “hayır” yanıtını vermiş. Yani, 148 ülke arasından mutluluğunu dışarıya en az yansıtan ülkeyiz. Mutluluk da içten gelen, içten dışa yansıyan bir duygu hali olduğuna göre, bu araştırma diyor ki içimiz mutsuz. Kendimizle barışık değiliz demek. Barışıksak bile dışa vuramıyoruz.

Araştırmada insanların kahkaha atma sıklıklarına bakılıyor ve ortalama puan 75 iken, bizde bu 43.

148 ülke ankete göre duygusallık seviyelerine göre sıralanmış ve Türkiye 102 nci sırada. Bir dizi soru ile yapılan ankete göre güzel Türkiyemiz gün içinde en az olumluluk yaşanan 3 ncü ülke olmuş.

Anket sonuçlarına göre Güney Amerika’dan 7 ülke en duygusal ve mutluluk yaşayan ülkeler. Haşa. Amacım diğer ülkeleri kıyaslamak ya da hicvetmek değil ancak; listede Bangladeş, Gürcistan ve Azerbeycan ise en alttaki üçlü. Alt sıralarda ise Sovyetler Birliği ülkelerinin yer alması ilginç.

İlginç olan bir diğer konu da sağlık ve ekonomik koşulların kötüye gidişatı Suriye ve Yunanistan gibi ülkelerde onları sıralamada geriye götürüyor. Bu Gallup’un mutluluk üstüne yaptığı diğer araştırmalarda da ortaya çıkan refah seviyesinin (well-being) mutluluk üstüne etkisini teyid ediyor nitelikte.

Ülkelerin gülmek, eğlenmek gibi olumlu ve üzülmek, stres gibi olumsuz genel insan duygularının toplamda ne kadar sıklıkla yaşadığının öğrenilmesi amaçlanan ankette maalesef güzel Türkiyemizin durumu kötü görünüyor. Yüzlerce yıllık hoşgörü ve tevazu kültürüne sahip insanlarımızın artık eskisi gibi hadiselere pozitif göğüs geremediklerine ışık tutuyor bu sonuçlar.

Bunlar internetten edindiğim haberler ve isteyenler daha derin inceleyebilirler. Ancak bu üstünde düşünülmesi gereken bir anket.

Neden gülemiyoruz peki şimdi de biraz bunun üstüne kafa yoralım...

Bana göre gülemiyoruz...

Çünkü, rahat olamıyoruz, kendimizi rahat hissetmiyoruz. Hep kim ne der, ne düşünür diye kendimizi sınırlandıran bir toplum olduk çıktık

Çünkü, ”onu yapma baban kızar”, “bacak bacak üstüne atma amcanlara ayıp olur” vs vs gibi yönlendirmelerle tevazu ve saygı adı altında gereksiz şekil kalıplarına sokulan çocuklarımız büyüdüklerinde kendileri gibi olamıyorlar, kendi duygu ve ifadelerini özgürce ifade edemiyorlar

Çünkü, kendimize ve hayata dair farkındalığımız düşük olduğu için kendimizi ve başkalarını yargılıyor, eleştiriyor, sınıflandırıyor, bizden farklı olanı ayırıyoruz. Olanı olduğu gibi, kişileri oldukları gibi kabul edemiyoruz. Hem de ahi kültürü ve Mevlana, Yunus Emre, Sadrettin Konevi, Hacı Bektaş Veli ve daha nice evliyalardan gelen tasavvuf temellerimize rağmen

Çünkü, hayat mücadelesi dediğimiz koşturmacada insanlar Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’ndeki en alt basamak olan fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak için çok fazla çaba göstermek zorundalar ve gereğinden fazla yoruluyorlar

Çünkü, mutluluğu dış koşullara bağlıyor, haz ile mutluluğu karıştırıyoruz

Çünkü, cinsellik, sosyetik yaşam, magazin haberleri gibi derinliği olmayan şeylere gülüyoruz. Mevlana’nın dediği gibi insanı neye güldüğü çok güzel ifade ediyor.

Çünkü.....

Bu liste daha uzar da gider. Siz detaylandırabilirsiniz.

Sevgiler,

Kenan

 

https://twitter.com/Naacel

https://www.facebook.com/public/Kenan-Kolday

https://instagram.com/naacel/

http://naacel.blogspot.co.uk/

http://www.felsefetasi.org/author/kenan-kolday

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Çünkü, mutluluğu dış koşullara bağlıyor, haz ile mutluluğu karıştırıyoruz" demişsiniz ve bence tam da sorunu burada karıştırmışsınız. İnsan elbetteki öncelikle Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde belirttiği fizyolik ihtiyaçları karşılamak amacıyla yaşar. Ahi kültürü, Mevlana, Yunus Emre, Sadrettin Konevi, Hacı Bektaş Veli gibi evleyalar ise insanlığa boş lâflardan başka bir şey olmayan tasavvuf edebiyatından başka bir şey vermemişlerdir. Günümüzde de Peygamberin sözleri, Atatürk'ün nutku, cumhuriyet, demokrasi gibi yine boş lâflar ile halkı avutuyoruz. Hal böyleyken Türk milleti nasıl daha çok gülebilir ki? Adama deli demezler mi? Selamlar

Matilla 
 14.11.2015 16:06
Cevap :
Değerli katkılarınız için teşekkür ederim. Haz ile elde edilen mutluluk koşullu iken koşulsuz mutluluk her durumda mutlu olabilmektir bence. Yani kendi halinden memnun olmak ve yaşadıklarını, çevresindekileri olduğu gibi kabul edip, kurban bilincine düşmeden çözüm bulabilerek yaşamaktır. Birçok değerli üstat bunları yaşadıkları için söylüyor ve bizler hayatımıza uyarlayabildiğimiz ölçüde alıyoruz. Ancak tabii ki herkesin doğruları kendisine göre değişir. Benim penceremden böyle görünen bir başka pencereden farklı görünebilir. Hepsi de izafi olarak doğrudur. Önemli olan yolda olmak ve ilerlemek. Sevgiler, Kenan  30.05.2016 17:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 242
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1127
Kayıt tarihi
: 29.10.12
 
 

Çocukluğumdan beri kendimden büyük bir şeyleri arayıp durdum. Ve 1999 yılında yaşadığım şoklar il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster