Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ocak '15

 
Kategori
Uzay
Okunma Sayısı
254
 

Dünya Dönüyor, Sen Ne Dersen De...

Dünya Dönüyor, Sen Ne Dersen De...
 

Bilmemek, mutluluktur, kimi zaman :)


Yıllar geçiyor,  fark etmesen de... Nilüfer'in  dediği gibi ... Geçiyor yıllar... 

 Kimileri;   güneş sistemi,  gezegenler, yıldızlarla ilgili  en küçük bir bilgiye sahip olmadan;  kafası  komşusunun tavuğu ile yeni bir araba ile meşgul olarak ömrünü tüketip gider.  Kimisi de , yaşamını insanlığa adar, tüm yaşantısı bilim adına yaptığı çalışmalarla geçer. 

Bizim gibi "farkındalıklar" peşinde olup  en azından;  kafasını  "Biz bu evrenin  neresindeyiz , bu  minicik gezegende olmamızın gayesi nedir?" gibi sorulara kafa yoran  , bir bilinmezlik karanlığı içinden bilim insanlarının  oluşturduğu  o kutsal ışıkla  yol almaya çalışanlar  için de,   geçiyor  yıllar...

İletişim araçları geliştikçe  ,  bilgilerimiz  de  gelişiyor ; kimi zaman eski  bildiklerimiz  yenileri  gelince bilgi olmaktan çıkıyor.  Örneğin  ben;  bu yaşıma kadar  Osmanlı padişahlarının,  Osman hariç eşlerinin  Türk  olmadığını  bilmiyordum . Bize hiçbir Tarih öğretmeni  bunu söylemedi. İnternet sayesinde öğrendim bu acı gerçeği  :)  Tarihi kaynaklarla ilgim olsaydı daha önce de öğrenebilirdim, belki .

 

 Gökbilimciler,   her dönemde   Dünya ve  Evren'le ilgili  ne ilginç şeyler söylüyor,  ne çok  çıkarımlar paylaşıyor, sonuçlara varıyor...

Dünyanın tepsi gibi düz olduğu  sanılan zamanlardan  günümüze,  ne kadar yol aldı bilim dünyası... 50  yıl önce,  elementlerin  toprağın yapısında  var olageldiği  savı geçerli iken  bugün  bu elementlerin yıldızların  parçalanırken  oluşturduğu, dünyaya savrulan tozları olduğu  iddia ediliyor bilim adamlarınca.Yani  bedenimizde ve soluduğumuz havada da olan oksijen, hidrojen,  karbon gibi elementler  yıldızlardakinin aynısı imiş.  Buna göre  vücudumuz büyük olasılıkla yıldız tozlarından oluşmuş... Buradan haraketle de,  yıldızlarla aramızda bir ilşki söz konusuymuş...

Yıldızların;   belli bir zaman sonra  yaşamı sonlanır, parçalanır,  Uzaya savrulan tozlarından  da bir müddet sonra yeni yıldızlar oluşurmuş. Gökyüzünde  gördüğümüz yıldızların ışığı  binlerce, milyonlarca yıl  öncesi oluşan  ışıkmış...   

Astronomi,  ilgi duyduğum alanlardandı öteden beri ama  öğrendiğim bu devasa bilgiler  akıl sınırlarımı  zorluyor . Bu yüzden,  köyünden hiç çıkmadan ;  yıldızların sadece küçük  sevimli birer ışık , belki de onların, çok olsa  dünyanın bir ucu kadar uzakta olduğunu düşünen, evrenin sadece bu dünyadan ibaret , Güneş'in yıldızlardan çok büyük  olduğunu sanan, velhasıl  mutlu mutlu yaşayıp giden  insanlara  özenmemek elde değil... 

Bazen  bilmemek mutluluktur diye düşünüyor insan...

 Güneş'in, dünyaya en yakın  , 8 ışık dakikası uzaklığında (149.6 milyon km.)  bir yıldız olduğunu, bugün gördüğümüz ışığının 10 milyon yıl önce  oluşturduğu ışık  olduğunu   bilen  kaç kişidir acaba?

Şu andaki teknoloji ile en yakın yıldıza 50.000 yılda  ulaşılabileceğini,

Bizim  Dünya'mızın da içinde bulunduğu Samanyolu Galaksi'sinin içinde, 8.8 milyar dünya olduğunu hepsinin de güneş benzeri bir yıldızın yörüngesinde olduğunu,

Samanyolu Galaksi'sinde, 200 milyar yıldızın  varlığından  söz edildiğini,

Dünyadaki tüm kumsalların  içindeki kum taneleri kadar yıldız olduğunu,

Yıldızların boyutlarının farklı olduğunu, en büyüklerinin; yaşamları sona erdiğinde  dışarıya  hiç ışık vermeyecek şekilde  "kara delik " denilen  belki de "evrenden evrene geçiş"   olduğu düşünülen  tüneller içinde  kaldıklarını,

Bilinen en büyük yıldız olan "Büyük köpek takım yıldızı"nda bulunan "VY Canis Majoris" adındaki yıldızın çapının Güneş'in çapının 2100 katı, dünyanın çapının ise 231.000 katı olduğunu,

BİLİYOR  MUYDUNUZ?    Ben yeni öğrendim... 

  Biz bunları   sadece  duyduğumuzda,    algılamakta zorlanıyoruz.  Oysa birileri,  bu bilgileri  insanlığa  duyuran, bu konuda bilgilendiren  çalışmalara imza atıyor. Uzay araçları yapıyor,  bilim adamları  bu bilgiler uğruna  ömürlerini tüketiyor.

İnsan bu muazzam  ötesi  düzen karşısında   acziyetini düşününce  , bir toz zerresi  gibi hatta  evrende yokmuş gibi hissediyor kendini.  O zaman  da şu soru geliyor  aklımıza  :  Neyin savaşını veriyor , ne için  birbirini   yok ediyor  insan? 

Evrenin   bu akıllara durgunluk veren   düzeni , ihtişamı karşısında  bir karıncadan  çok da farklı  olmadığımızı  düşünmemek elde değil...

Kur'an mucizelerini kimileri kabul etmiyor, kendilerince çürütme girişiminde bulunuyor. İnternette bunları da görmek mümkün.   İnançla   bilimi   aynı  potada düşünenler için  bu görüşler etkili olmuyor elbette. Evrenin genişlediğine ilişkin  ayet  benzeri ,  bir çok bilimle ters düşmeyen  ayeti inandırıcı olmamakla  nitelendirenler için   Allah ;   "Onların kalpleri  karartılmıştır, boşuna  uğraşma" diyor, Peygamber'ine ...

 Özellikle  havada nem olmadığı zamanlarda , ne muhteşemdir  Ay'ın  ;  pırıl pırıl,   adeta bize  göz kırpan ışıklar gönderen  yıldızların görüntüsü ...   Güneş de dahil bu muhteşem ışık kaynakları demek ki bize milyonlarca yıl ötesinden  ışık gönderiyorlarmış...

  Kimbilir    bizler de,  onlardan  biri   olacağız  belki... Milyonlarca yıl  sonrasına ışığını gönderen ... 

 

 

Abbas Oğuz, Papatya Tarlası bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne der en derin düşünürler:"Bir şey biliyorsam o da henüz hiçbirşey bilmediğimdir".Evet işte, insanoğlu kendini dünyanın merkezi sanıp, varolan herşeye, başka insanlara-varlıklara, sisteme, doğaya, Allah'a, dine, doğrulara, öyle ki "doğru BENİM doğrumdur" bile diyebilecek denli bir bilinçsizlik içinde kafa tutarken, bilse ki bırak kendini, dünyayı,hatta güneş sisteminin dahi şu mevcudiyet ve varoluş-yaradılış içinde bir toplu iğne başından dahi küçücük-mikro birşey olduğunu, gıkı bile çıkamazdı mutlaka. O nedenle, bilinç-idrak-farkındalık,yani bir anlamda da "kendini bilmek-kendini tanımak","herşeyi bilmek"ten çok daha temel-elzem, yeterli, öncelikli ve önemlidir.Çünkü herşeyi bilmek,hiçbir insan için zaten mümkün değildir.Ama "kendini bilmek" hem olmazsa olmazıdır zaten işin hem de bilinesi ve bilinmesi mümkün bir şeydir."İnsan" da işte kendini bilecek-kendini kendine idrak ettirecek kadar birşeyleri bilmek s(z)orumluluğunda olan bir varlıktır ve ancak da o zaman zaten İNSAN'dır.Svglr

Filiz Alev 
 04.01.2015 17:58
Cevap :
Sevgili Filiz, Sokrates'in ünlü sözü"Bir şey biliyorum o da hiçbir şey bilmediğimdir" sözünü keşke herkes kendisi için söyleyebilse. Zira evrenin sırlarının minik bir bölümüne vakıf bilim adamları bile bildikçe ne kadar az şey bildiklerinin ayırdına varıyorlar. Elinde bir tane bile kitap görmediğin "her şeyi bilen" kimileri ise, boş teneke misali ses çıkarıp duruyorlar .İşte senin de vurguladığın "kendini bilmek" erdemi bu yüzden çok önemli. Kendini bilen insan karşısındakinin fikirlerine saygı duyar,dinlemesini bilir. Yanlışlardan bile doğrular çıkarabilir, bunları yaşamında uygular. Bir de bildiği halde bilgisini, birikimini salt kendi çıkarları için veya toplumların yok olması için kullanan kişi veya güçler var... Görüş açısı geniş ve yeterli akla sahip herkes bunların amaçlarının farkına varır. Varır varmasına da çoğu kez onlarla savaşacak gücü yoktur. Dünya, "iyiler" ve "kötüler" in savaşı üzerine yazılan dramların oynandığı koca bir sahne. Yıldızlar da seyirci:) Sevgiler...  08.01.2015 18:15
 

Sevgili Nur Öğretmenim, kainatte herşey birbirine bağlı bir zincir halkası gibi. Ben araştırmayı ve okumayı çok severim. Kainata hükmeden bir güç var ki, O ne isterse o oluyor olacakta. teknolojinin ilerlemesi insanoğlu için çok iyi bir adım ama iyilik ve güzellik için kullanıldığı sürece. Yıldızlar konusunda o kadar çok şey var ki insanı hayrete düşüren. Yer ve gök mucizelerle dolu gerçekten. Sonsuz sevgilerimle..

Papatya Tarlası 
 04.01.2015 14:53
Cevap :
Evet sevgili Papatya, her insanın parmak izinin, gen haritasının ve daha bir çok özelliğinin farklı oluşu da, bir mucize. İnsan aklı, bilgelik düzeyinde bile bir yerde kalıyor... Tüm sırlar çözüldüğünde ise filmin sonu da gelmiş olacak sanırım... Günlük koşuşturmalar arasında kimsenin, hele bu dönemde, bu tür konulara vakit ayıracak durumu yok. Olanlar da teknik donanıma sahip bizim dışımızdaki güçler. Katkın için sağol, sevgilerimle selamlar...  06.01.2015 22:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 305
Toplam yorum
: 747
Toplam mesaj
: 87
Ort. okunma sayısı
: 1323
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüs..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster