Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
6169
 

Dünya düz değil, yuvarlaktır Friedman!

Dünya düz değil, yuvarlaktır Friedman!
 

New York Times baş yazarı ve prensi Thomas Friedman, son yazdığı “Dünya Düzdür” kitabıyla satış listelerini yine “dümdüz” etti. Friedman, Amerika’nın yöneticilerini, işadamlarını, politikacılarını 15 yıldır derinden etkileyen bir gazeteci. Ne de olsa o dünyanın düz olduğuna bu kadar insanı inandırabilen bir “best-seller”.

Doğrusu ben de kitap ile ilgilenerek bir çırpıda kitaba atladım. Friadman’ı eskiden beri okur ve takip ederim. Hatta ilk okuduğum zamanlarda “Lexus ve Zeytin Ağacı” kitabındaki tesbitleri bana enteresan gelmişti. Ancak açık söyleyeyim umutla beklediğim “Dünya Düzdür” kitabı beni tamamen hayal kırıklığına uğrattı. Bu kitabın bendeki etkisi Ajdar’ın Çikita muz adlı şaheserinin bende oluşturduğu gibi bir etki: Kafamı ütüleyerek beni dümdüz etti!

DÜMDÜZ BİR ELEŞTİRİ

Hele dostlarımdan, Türk yazarlarından ve önemli kalemlerimizden bazıları “Dünya Düzdür” için dümdüz övgüler düzmeye başladıklarında, “artık yeter!” dedim ve “ben de şu kitabı bir dümdüz eleştireyim” kararını verdim.

Başlarken dümdüz bir uyarı: Aşağıdaki görüşler sadece sahibini bağlar, düz değil non-lineer kaleme alınmıştır, düz değil çapraz okunmalıdır.

DÜNYA TERS DÜZ OLDU

Kitap özetle neler söylüyor bir bakalım: Dünya ters düz oluyor. Hayatımız hızla değiştiren küreselleşme diye bir şey var; ekonomik rekabet yükseliyor. Farklı kültürler birbirine bağlanıyor. Coğrafi engeller ve siyasi sınırlar, bilgisayarlar, networkler, Google, windows ve çok uluslu şirketlerle ortadan kalkıyor. Hindistan ve Çin yeni dünyada küresel ekonomik aktörler haline geliyorlar. Hindistan, küresel bilişimde daha önce asla olmadığı kadar rekabete hazır. Teknolojiye ve insan kaynaklarına yatırım yapmış, kendilerini küresel sermayeye açmış ve küreselleşmenin gerektirdiği altyapıyı kurabilmiş Hindistan, Brezilya, Çin gibi gelişen ekonomiler, gelişmiş ekonomilerle aynı düzlüğe veya düzeye yükseliyor. Bütün bunların sonucunda da dünya düzleşmiş oluyor. Gülmeyin lütfen, kitabın müthiş buluşu kısaca bu. Eee, adama sorarlar “So what?” Bunların hepsiniz zaten biliyorduk dediğinizi duyar gibiyim. Olsun Friedman, bunları çok şaaşalı şekilde çarpıcı biçimde anlatıyor ama. Dilinden bal damlıyor sanki mübareğin!

Thomas, uçaklarla dünyayı dolaşıyor, küresel kapitalizmin lüks nimetleri içinde yaşıyor, altı yıldızlı otellerde kalıyor, golf oynuyor ve özetle:

“Biz artık Kansas’ta değiliz. Dünya küreselleşti. Hindistan ve Çin yükseliyor” diyor. Günaydın Tom amca!

DÜZ MANTIK

Efendim bir gün az giden uz giden, dere tepe “düz!” giden Tom amca gide gide Hindistan’a varır. Burada Infosys CEO’su Friedman Nilekani adlı adamla karşılaşır ve onunla golf oynamaya başlar. Golf oynarken adam kazara ona “Tom, oyun sahası artık aynı hizaya geliyor, düzleşiyor.” diye bir laf eder (Etmez olaymış!). Tom amca da inanmayacaksınız ama bunun üzerine Arşimet gibi gaza gelir:

“Bu laf kulağıma küpe oldu ve kulağımda uğaldamaya başladı. Wow! Nilekani bana oyun sahası düzleşiyor demişti! Düzleşmek mi? Düz mü? Düz? Buldum! Aman tanrım işte bu! Aman tanrım, bu adama bana dünyanın düz olduğunu söylüyordu!”

Ne mantık ama! Friedman burada kendini Kristof Kolomb ile bir tutuyor ve o devirden bu yana en büyük buluşlardan birini yaptığını zannederek muhteşem tesbitini yapıyor: Dünya düzdür! Eureka! Firedman’ın kafasına dank etti! Kafasında dümdüz bir şimşek çakan Friedman, bu müthiş tesbitiyle öyle bir gaza geliyor ve öyle olmayacak tahminler üfürüyor ki evlere şenlik dostlar. Yerimiz dar sadece birini söyleyeyim:

“Herkes New York borsasında sanal olarak borsa oynayabilecek ve yatırım yapabilecek!” Ne de olsa dünya düz! Ne diyorsun sen Tom amca? Amerika, tarihinin en eşitsizlik dolu çağını yaşıyor. Ne düzlüğü amca? Tüm dünyada zengin fakir uçurumu kapanamayacak derecede çığ gibi büyüdü. Ne düzlüğünden bahsediyorsun?

Bu arada, sevgili dostlar, Nikelani’nin Friedman’a söylediği şeyin orijinali şu: “The playing field is being leveled”. “Flattened” değil yani! “Level” eşitlikçilik ve karşılıklı rekabet anlamına geliyor. Coğrafi ve fiziksel bir düzlük değil! Lafı bu kadar tersinden anlarsan, nasıl düz konuşacaksın ve düze çıkacaksın sen Tom amca? Kaldı ki, Kristof Kolomb’un yüzlerce yıl önceki “dünya yuvarlaktır” keşfinin özü şuydu: İnsanlık artık birbirine çok daha bağımlı olacak, yakınlaşacak, mesafeler azalacak. Kürenin en ucundaki en uzak yerler bile, artık birbiriyle ilişkili, bağlantılı hale gelecek. İşte biz yuvarlak dünyada yaşayan dünyalılar bu olguya “küreselleşme” diyoruz. Oysa düz dünya, eski bir metaphor ve aslında mesafelerin fazlalığını, izolasyonu ve iletişim eksikliğini ifade ediyor.

DÜNYA DÜZ FİLAN DEĞİL!

Sevgili Tom amca,
Seni üzmek istemezdim ama “Küreselleşme” konsepti adı üzerinde “küre” şeklinden geliyor. “Küre”selleşiyoruz Tom amca, “düz”leşmiyoruz! Bu kadar artan komplekslik ve bağımlılıktan sonra nasıl düzleşebiliriz ki? Yeryüzünde bu kadar inovasyon, eşitsizlik, bariyer, sınır, engel, kaos, kompleks problem, non-lineer olaylar, kuantum sıçramalar varken nasıl düzleşebiliriz ki? Kaldı ki, dünyamızda etkileşimin yoğunluğunu ve mesafelerin kısalışını simgeleyen şey, dünyanın düzlüğü değil yuvarlaklığıdır! Adı üzerinde “küre-sel”. Yüzlerce yıldır zaten dünya yuvarlak. Dünya şimdi durup duruken sizin paşa gönlünüz istedi diye neden düz olsun ki? Bu nasıl bir “düz” mantık Tom amca? Bizi neden binlerce yıl öncesine yeniden döndürüyorsun Tom amca, başka işin gücün yok mu senin?

Hintli ve Çinli girişimcilerin küreselleşme nimetlerinden ne kadar mutlu olduklarını anlata anlata bitiremeyen Tom amcamız, nedense kitabında Hintli ve Çinli milyonlarca aç ve fakir insandan ve onların dramından bahsetmiyor. Anlaşılan Tom amcamızın tüm dünyada çığ gibi açılan Kuzey-Güney uçurumundan ve gelir dağılımı adaletsizliğinden hiç haberi yok dostlar; veya kapitalist nimetlere garkolan Tom amcamız bütün bunları umursamıyor. Ne de olsa o düz, engebesiz, engelsiz, pürüzsüz, dümdüz bir kapitalist dünyada yaşıyor.

Enteresan bir nokta şu ki, Thomas Friedman’ın golf sahalarında, beş yıldızlı otellerde, restoranlarda ve limuzinlerde röportaj yaptığı isimlerin hemen hepsi Fortune 500 CEO’ları, Amerikan üst düzey bürokratları, Uzakdoğu’nun yatırım ve ticaret bakanları, finansal danışmanlar ve yatırımcılar. Anlaşılan golf oynaya oynaya Tom amcamız her şeyi düz ve tepeden algılamaya başladı. Friedman’ın kitaplarında fabrika işçilerini, çiftçileri, evsizleri veya emekçileri göremezsiniz. IMF, Dünya bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi kapitalist oligarşik küresel kurumların ve Coca Cola, McDonalds, Nike gibi çok uluslu şirketlerin yanlış, taraflı, baskıcı, ahlaksız ve acımasız politikalarından kaynaklanan açlık, sefalet, dram, haksız rekabet, insan hakları ihlalleri gibi konular da Friedman’ın tamamen ilgisinin dışında.

AT GÖZLÜĞÜYLE BAKMAK

Çünkü, Friedman küreselleşme gerçeğine “at” gözlüğüyle bakıyor. Kapitalist sistemin yarış “atı” rolündeki Friedman, serbest piyasaya övgüler düzdüğü kitabında global kapitalizmin kurtarıcı olacağını ifade ediyor. Friedman’a göre evrensel kapitalizmde büyük bir problem yok, küreselleşme karşıtları tamamen ideolojik dinazorlar, kapitalizm aslında evrensel mutluluk, zenginlik ve refah getirme potansiyeline sahip, tabii ki ufak tefek problemler var (her gün onbinlerce kişinin açlıktan ve fakirlikten ölmesi Friedman’a göre ufak bir problem), o kadarı kadı kızında da olur, zamanla çözülecektir. Yani Fukuyama ile aynı görüşte Tom amcamız: Mübarek kapitalizm tarikatı ile evrensel mutluluğu yudumlayacak ve ekonomik bir nirvanaya ulaşacağız. Serbest ticarettir zikrimiz, görünmez el piyasa elidir virdimiz, yabancı yatırım ve özelleştirmedir fikrimiz.

Friadman’ın akıl hocalarına bakalım: Tek yanlı, egosantrik ve çarpıtıcı analizleriyle ünlü Economist dergisi, çok uluslu şirketlerin reklamcıları, Greenspan, Wolfensohn, Klaus Schwab gibi neokapitalizm ikonları, borsacılar, yatırımcılar!
Düz dünyamızda “business class” havayolları ile dümdüz uçan kaçan Tom amcamız, Uzakdoğu’dan sonra Ortadoğu’ya da uğramadan edemiyor tabii. Ne de olsa yollar boş ve dümdüz, benzine acıma, kaptır gitsin! Kristof Kolomb’un ardından dünyayı ve Amerika’yı yeniden keşfe çıkan kahramanımızın bu kez durağı Babil, Irak. Irak’ta önceden sadece komutanının görebileceği güvenlik kamerasından canlı görüntüler izleyen bir Iraklı askeri gözlemleyen Friadman, “bak ne kadar da güzel!” diyor, “artık, askeri alanda da eşitlenme ve düzleşme var”. Haklısınız Tom amca, bütün Irak, ülke olarak Amerika tarafından “DÜZLEŞTİRİLDİ”. Artık onca bombalamadan sonra her yer dümdüz. Düzlükten herhalde bunu kast ediyor olmalısınız!

Friedman’a göre, 21. yüzyılda gelişecek olan kültürler kendilerini dış düşüncelere (bunlar herhalde kitlesel tüketim ve küresel kapitalizm oluyor) açan kültürler olacak. Burada Tom amca “kültür” kavramını çok basit ve hatalı şekilde kullanıyor. Ona göre Arap ve İslam dünyası, gelişime ve küresel düşünmeye kapalı, çünkü kültürel olarak bir direniş, içine kapanma, tepki ve öfke içinde.

İslam dünyasının küresel düşünceye ve medeniyete kapalı olduğu koca bir tarihi yalan değilse bile (Tom amca’nın niyetini bilemiyoruz) bilgisizlikten kaynaklanan büyük bir yanılgı. Yedi yüzyılı aşkın bir süre boyunca, İslam yeryüzünde küresel medeniyetin zirvesini sanatta, bilimde, teknikte evrensel bir başarıyla temsil etti. Friedman bilse de bilmese de bu gerçek değişmiyor.

Friedman kitabında İslam dünyasında Batı’ya karşı neden öfke olduğunu analiz etmeye çalışmıyor, sadece koca bir dünyayı ve coğrafyayı (Ortadoğu, Afrika) topyekün gericilikle, dışa kapalılıkla, inatla, eziklikle ve haksız öfkeyle suçluyor. Ancak, Avrupa ve Amerika’nın son 200 yılda Arap ve İslam ülkelerinde yaptığı işgal ve sömürgelerden hiç bahsetmiyor Friedman; veya Amerika’nın Ortadoğu’daki diktatör rejimleri nasıl desteklediğinden de hiç ama hiç bahsetmiyor.

Sonuç: Kitabın adı gibi mantığı da dümdüz.

Analiz yerine düz analoji kurmaya, sosyal bilim yerine düz stereotip üretmeye ve tarih yerine kulaktan dolma düz bilgi sunmaya alışık Friedman.

Tipik bir şişirilmiş Amerikan egosu Friedman. Tıpkı Bush gibi. Ama hakkını yemeyelim, Bush tam anlamıyla idiot veya embesil iken Friedman ise ortalamanın üzerinde zeki bile sayılabilir! Ancak problem Friedman’ın jetonunda: Çünkü kitabı gibi bu jeton da yuvarlak değil düz, hatta köşeli!

İşin garip yanı, yıllar ince Friedman, küreselleşme karşıtlarına ateş püskürürken “bu geri kafalılara göre dünya hala düzdür!” suçlamasında bulunuyordu. Aradan yıllar geçti, Friedman kendisi dünyanın düz olduğunu savunmaya başladı! Asıl bu düpedüz dümdüz geriye dönüş!

Düz çizgiler ve düz mantık bizi bozar! Newton ve Aristo mantığı bizi bozar! Biz Nasreddin Hoca’nın, Mevlana’nın, Yunus’un, saçaklı mantığın, Sufizmin ve Kuantum düşüncesinin çocuklarıyız.

Samimi söyleyeyim; Walmart, McDonalds, Coca Cola, CNN, Fox TV, Nike, Cargill, Monsanto gibi dev çok uluslu şirketlerin dünya halklarını “dümdüz” ettiği bir dünyada yaşamaktansa yuvarlak bir dünyada kola içmeden ve hamburger yemeden yaşamayı tercih ederim.

Bu tercihimin altına imzasını atacak ve küresel kapitalizmin yarattığı sömürü düzeninin düzleştiriciliğine karşı çıkacak milyonlarca insan olduğuna da eminim.

Yeryüzünde; dünya toplumlarını ve insanlığı tekdüze kapitalist, modernist, pragmatist, pozitivist düzene dizmek isteyen düz kafalılarla mücadele etmeye hazır milyonlarca kişi olduğuna da eminim.

Yeryüzünde; Dünya Ticaret Örgütü, IMF, G8, Dünya Bankası, Avrupa Birliği veya adı ne olursa olsun, baskıcı ve tekelci prezidyumun karşısında sıraya dizilen değil, sıradışı olan özgür bireyler ve özgür toplumlar yer aldığına eminim!

Evet dostlar, bütün bunların üstüne, şimdi dümdüz giderdim; ama, nezaketim müsaade etmiyor ve bu yazıyı tadında bitirmek istiyorum.

Siz siz olun böyle yüzeysel, popülist, düz analizlere prim vermeyin! Düz değil doğru dürüst kitaplar okuyun!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle kendimi tanıtayım. Ben Galileo... Galileo Galilei. Şimdi bu isimle reenkarne oldum. Bunu ilk kez burada, sizin yazınız vesilesi ile açıklıyorum. Thomas Friedman adı altında o yazıyı yazan bendim. Baktım " dünya yuvarlaktır " dedikçe halen daha giyotin tehdidi savuruyorlar, ben de " dünya düzdür " diyeyim bari dedim. Ne yapayım? Can baldan tatlı. Boşverin siz bu durumlara karşı çıkmayı, " he " deyin geçin. Sonra sizi de giyotine verirler Allah korusun! Yalnız ben sizin memleketteki bir lafı önceki hayatımda duymuş olsaydım, asla " dünya yuvarlaktır " demezdim. " Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar " lafını. Neyse ben o yazımda yalan yazdım doğruyu söyleyip dokuz köyden kovulmamak için. N'olur fazla üzerime gelmeyin. Son cümlenizde tarif ettiğiniz " yüzeysel, popülist ve düz analizler " her zaman en emin şekilde düz bir zeminde mekan bulabilenlerdir. Yoksa " sakıncalı piyade " durumuna düşmek var maalesef. Şaka bir yana harika bir yazı. Elinize sağlık ve sevgiler..

Lale Beşe 
 28.01.2007 11:11
Cevap :
Merhaba esrarengiz Galileo Bey, Sizi çok iyi anlıyorum. Fikirlerin özgürce savunulmasının suç olduğu bir dünyada siz de haklısınız tabii, ne diyelim:) Harika katkınız ve esprili yorumunuz için teşekkürler!  31.01.2007 6:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 279
Toplam yorum
: 169
Toplam mesaj
: 78
Ort. okunma sayısı
: 2440
Kayıt tarihi
: 09.09.06
 
 

Dr. Fahri Karakaş, Londra’da University of East Anglia’da görev yapmaktadır (Norwich Business Sch..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster