Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
791
 

Dünya egemenliğinin en büyük ayağı

Dünya egemenliğinin en büyük ayağı
 

DÜNYA EGEMENLİĞİNİN EN ÖNEMLİ AYAĞI: DİNİ ARGÜMANLAR

Global sermayenin, dünya egemenliğini sürdürebilmesi için kullandığı argümanlardan, kendisi için en risksiz, en masrafsız olanı dini argümanlardır.

Uluslar arası sermayenin, dünya egemenliğini sürdürmesi için, dinin nasıl kullanıldığını, üç tarikatı inceleyerek ve birkaç soru sorarak, yorumunu sizlere bırakıyorum.

DÜNYA EGEMENLİĞİNİN EMRİNDE ÜÇ TARİKAT:

A- Opus Dei(Tanrının eseri) Tarikatı: Madritte, sıradan bir papaz olan, de Balagar tarafından 2. Ekim. 1928 de kuruldu

B- Moon Tarikatı: Sıradan bir budist iken, ABD tarafından Kuzey Koreden Güneye kaçırılarak Hıristiyanlaştırılan ve sıradan bir papaz olan Sun Myung Moon tarafından 1954 yılında kuruldu.

C- Fethullah Gülen Tarikatı: Çok sıradan bir imam dahi olmayan Fethullah Gülen Tarafından 1966 yılında, Sebatayistlerin merkezi durumunda bulunan İzmir- Kestanepazarında kuruldu.

ÜÇ TARİKATIN ORTAK ÖZELLİKLERİ:

1- Üç tarikatın kurucusuda sıradan din adamıdır. Biri Hıristiyan, biri Hıristiyanlaştırılmış Budist, diyeri ise kökeni konusunda çok spekülasyonlar yapılmış Müslüman biri. Bu seçim tesadüfenmi ortaya çıkmıştır? Hayır.

Çünkü bu projeyi hazırlayan, daha azınlıkta olmasına karşın, dünya global sermayesine hakim olan siyonizmdir. Yani Siyonizm zaten hakim güçtür.

Budizm, lokal gözükmekle birlikte, yabana atılmayacak ve Hıristiyanlığa devşirilebilecek bir çokluktur. ABD 1951 yılında Koreyi işgalinden sonra, güneye kaçırdığı Moon eliyle, nüfusun %40 ını Hıristiyanlığa devşirmiştir.

Hıristiyanlık ve Müslümanlık devşirilemeyecek, ama dünyaya hakim dinlerdir. İşte seçilen üç Tarikat lideri bu nitelikler göz önünde bulundurularak seçilmişlerdir.

2- Bu projeyi hazırlayan ve üç tarikatında kuruluşunu organize eden global sermaye, siyonist ve masonik odaklardır, CIA dır, ABD dir. ( Fethullah Gülen Tarikatının, CIA güdümlü, Gladyonun ordu ayağı tarafından kurdurulduğu, yeminli tanıklarla kanıtlanmıştır. Opus Dei Tarikatının kurucusu rahip de Balagar ın kökeni ise yahudi dir. )

3- Üçününde amacı global sermayenin ön gördüğü şekilde dünya egemenliğidir.

4- Üç Tarikatın lideride ya ABD ye yerleşmiştir, veya uzun yıllar ABD de yaşamıştır. (Moon 1959 da, Fethullah Gülen 1999 da, rahip de Balagar bir ayağı ABD de, bir ayağı Avrupada yaşamıştır.)

5- Her üç tarikat ta faşist ve militarist yönetimlerin payandası olmuşlardır;

Opus Dei Tarikatı Hitler ve Franco nun en büyük destekçisi olmuştur.

Moon tarikatının kurucusu rahip Moon, Koreyi uzun yıllar askeri vesayet altında inleten, CIA ajanı, Moon tarikatı üyesi olan Albay Bo Hi Pak ın sağ koluydu.

Fethullah Gülen ise, 12 Eylül, 12 Mart ve 28 Şubat yönetimlerinin en büyük destekçisi olmuştur.

Kenan Evren için “Kenan Evren Cennetliktir. Kucaklayan ve kutsal kurtarıcı bir melektir” demiştir.

12 Eylül faşizmini için “Asker tam zamanında yetişmese bütün millet olarak inkisar içinde ağlamaktan başka çaremiz kalmayacaktı”.

“Ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz”.

Bu sözlerin F.G. e ait olduğuna inanmayan olursa, o dönem yayınlanan kendilerine ait “Sızıntı Dergisi” ile hafızalarını tazeleyebilirler.

6- Üç Tarikat ta amaca varmak için ortak faaliyetler gösterirler:

Opus Dei Tarikatı’ının beş kıtada 475 üniversite ve Yüksek Okulu, 200 koleji , 604 gazete ve dergisi, 52 radyo ve televizyonu mevcuttur ve faaliyetine devam etmektedir. Faaliyet gösterdiği ülkelerde siyasi, askeri, polis, mali ve ticari alanlarda çok etkin hale gelmiştir. Milyarlarca dolara hükmetmektedir.

Moon Tarikatıda benzer faaliyetler içindedir.

Fethullah Gülen Tarikatının, sadece Orta Asya’da, dil merkezi, ilkokul, lise düzeyinde 250, dünya genelinde 500-600 dolayında okulu vardır. Ayrıca onlarca da üniversitesi, onlarca gazete ve dergisi, radyo ve televizyon yayını mevcuttur. Devletin TRT’si ise tamamen tarikatın denetimine geçmiş durumdadır.

Yargı dahil, Devlet Kurumları, tamamen tarikatın yönetimine geçmiştir. Devlet içinde yapılanmış Eski Gladyo, Yeşil Gladyo haline dönüşerek varlığını devam ettirmektedir.

Tarikatın maddi varlığı milyar dolarlarla ifade edilmektedir.

7- Üç Tarikatın yapılanmasıda bire bir aynıdır.

Opus Dei Tarikat’ının Hristiyanların yaşadığı her ülkede sorumlu bir Kardinali vardır.

Opus Dei Tarikat ında üç tip üye vardır;

Birinci gurup, “Numerard” adını alır, hiç evlenmez, Opus Dei evlerinde yaşar, ihtiyacının dışındaki tüm kazancını tarikata verir,

İkinci gurup, “Sopranumerari” adını alırlar, tam üyedirler, evlenirler, tarikat evlerinin dışında yaşarlar, aylık ödentide bulunurlar,

Üçüncü gurup, “Cooperatoi” adını alır, tarikatın gönüllü yardım ve eğitim kurumlarında görev alırlar.

Fethullah Gülen Tarikatına gelince;

Her ülkede bir sorumlusu vardır. Bunlara “ülke imamı” adı verilir.

Gülen Tarikatının Üyeleri de Opus Dei Tarikatı gibi üçe ayrılır;

Birinci gurup üyeler, “imam” veya “imame” diye adlandırılır, “abi” veya “abla” diye hitap edilir, evlenmezler, tarikat evlerinde yaşarlar, tarikatın hizmetinde bulunurlar, tüm otorite onlara aittir, Yedi kişilik “İstişare Gurubu”, kıta, ülke ve bölge sorumlularını bunların içinden seçerler.
İkinci gurup, “Şagird” veya “Şagirde” diye adlandırılır, tarikatın içinden yetişir, evlenirler, tarikata tam üyedirler, maaşlarının belli bir yüzdesini tarikata öderler.

Üçüncü gurup gönüllüler, bunlar gönüllü olarak yardım ve eğitim faaliyetlerine katıldıkları gibi, himmet adı altında tarikat a yardımda bulunur ve desteklerler.

Moon Tarikatının yapılanması ise bire bir Opus Dei nin aynısıdır.

8- Bu üç tarikatın da kullandığı propaganda sloganları aynıdır. “Diyalog”, “Hoşgörü”, “Dini Araştırmalar” ve “Sevgi”.

9- Birde her üç tarikatın müştereken düzenlediği ve adına “Dinler Arası Diyalog ve Hoşgörü toplantıları” dedikleri, eşgüdüm toplantıları vardır: Bunun ilki ABD de, ikincisi ve üçüncüsü ise 1991 ve 1994 yıllarında İstanbul ve Urfa da yapılmıştır.

Gelelim sorularıma:

Soru bir:

Son zamanlarda Başbakan ile Tarikatlar arasında meydana gelen çatlak gizlenemez hale gelmişse; bu, Başbakanın dahi, uluslararası düzeyde hazırlanmış böyle bir projeyi(tüm kurum ve kuruluşlarıyla bir ülkenin ele geçirilmesi planı), taşıyamaz hale geldiğini göstermiyor mu?

Soru iki:

Başbakanın şahsında Hükümete saldırı, sadece tarikatlarlarla sınırlı kalmayıp, bizatihi CIA tarafından finanse edilip, kurdurulan ve kendine liberal yakıştırmasını yapan medya tarafından da, hakarete varacak şekilde yapılması bir tesadüf müdür?

Soru üç:

Hiçbir mantıklı açıklaması yapılamayan, istihbarat kurallarıyla taban tabana zıt, otuz yıldan beri terörle mücadele eden kuvvetlerin edinmiş oldukları deneyimle uyuşmayan, 35 vatandaşın öldüğü Uluderedeki bombalama olayı ile bu güçlerin bir ilgisi var mıdır?

Bu bilgiler ve bu sorular ışığında varın durumumuzu siz yorumlayın!...

Nihat Öner

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 137
Kayıt tarihi
: 30.11.09
 
 

Doğum yeri: Erciş-Van Doğum Tarihi:15.03.1943 Öğrenimi: S.B.F. Mesleği: Emekli Vali Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster