Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
28
 

Dünya Kız Çocukları Günü

Güzide Türk erkek annelerinin gönlümüzde yeri ayrıdır. Oğlunu her şeyin önüne ve yerine koyan; bu nedenle aslında ona aşıkmış gibi görünüp aslında ona zarar vermek isteyen sinsi gelinlerine pabuç bırakmayan, evladını onlardan her şartta ve her zaman koruyan annelerimiz baş tacıdır.
 
Bir derece anlayabiliyorum. Koca ortalama bir Türk erkeği, haftada bir eve çiçek gelmiyor, "seni seviyorumlar" havada uçuşmuyor, sevgi dilde değil ama gönülde, bazen ikisinde de değil ama eskiden pek boşanma da yaygın değilmiş, bir ömür aynı eve hapis, geçim derdi, o bu şu... Kadın ne yapsın?. Tüm duygusal yükleme oğlunda. Paşa aşağı paşa yukarı. Paşa anneyi hiç üzmüyor, hatta hep de özel hissettiriyor..
E kadın şimdi bu prensini niye versin el kızına?.
Dönsün yine eski yalnız hikayesine?!!..
 
Bir derece nispeten empati yapılabilir bir durum. Ki olmasa daha hoş. Rolleri bu kadar karıştırmanın bir gereği yok. O sadece bir evlat, yalnızlık odak noktası, ilacı, sevgi ihtiyacının tek sunağı değil.
 
Şimdilerde e eski osmanlı erkek annelerinin yeni bir rakibi daha var bana göre. Bu kez çocuğun cinsiyetinin erkek olması da gerekmiyor. Yeter ki çocuk olsun!
 
Çünkü anne baba boşanmış, sıklıkla tek çocuk.
Genelleme yapmayalım cümlesi de bir genelleme olmakla birlikte genelleme yapmayalım. Sorun eşlerin boşanmış olmasından ziyade tek çocuk.
Doğru ya da yanlış ben çevremde öyle gözlemliyorum.
Ailenin, anne ya da babanın tüm odak noktası bu tek çocuk.
 
Bence çocuğa yazık. Cidden yazık. Ona iki gömlek büyük bir sevgi yükünün altına seçmeden giriyor. Sorsan ister mi acaba?.
Geçenlerde yine bir genç bir kız ile sohbet ediyorum, annesi onu 19 yaşındayken doğurmuş. Hala çok genç bir anne.
Sohbet ettiğim genç kız üniversiteyi bitirmiş ve bu arada anne baba da boşanmış.
 
Sohbet esnasında kıza da anlattım;
Üniversite dediğin şey sadece şehir dışında ya da aynı şehirde gidilen büyük bahçeli büyük binalar değildir. Üniversite kişinin çocuk olmaktan çıkıp birey olma yolunda ilerlediği, ailesi ile artık mesafesinin bir miktar arttığı, özel hayatını kurduğu dönemdir. Haftanın yedi günü annesi ile konuşan çocuk büyüyemez, tek başına karar almayı öğrenemez.
 
Misal bu kız üniversite bitirmiş işe başlamış, daha arkadaşları ile izinsiz tek çıkamıyor. Tüm kararlar annede. Bu tabii uçlarda bir örnek ama bu örneğin başka başka versiyonlarını da çok dinliyorum.
 
Gençken kendi hakkımı aramak adına söylüyordum şimdi onlarınkini aramak adına..
Bir ergen ya da genç ailesini çok mutlu ediyorsa, hiç pembe yalan söylememişse, arada kalıp kendisi için aileyi karşıya almamışsa bir yerde hata yapıyordur çünkü ailesinin hayatını yaşıyordur, onların doğrularını..
Oysa hiç birimizin annesi ya da babası, kendi anne ya da babasının hayatını yaşamadı. Yaptıysa da kendisine yazık etmiş.Herkes kendi yolunu seçti, bizde seçtik ve bu çocuklarda kendi hayatlarını yaşayacaklar. Bizim doğrularımızı değil, sadece bizim doğrularımızı değil en azından. Çocukken ne verdiysek o, gerisi onların seçimleri.
 
Kızın annesi şimdi yanına yerleşmek istiyormuş. Ammman dedim sakın haaaaa....
Sakın hayatına çökertme, gerekiyorsa yalnızlıktam depresyona girsin ama kendi kanatları ile uçmayı öğrensin. Kız kanatlarını takmış aslında, uçmaya başmış ama anne ayaklarına ısrarla bağlanmaya, onun hayatını yaşamaya çalışıyor. Ve bu anne maalesef içimizdeki binlerce anneden birisi. Elbette hakları ödenemez ama ödemek adına bir ömür ya da gençlik de feda edilemez.
 
Lütfen ama lütfen genç enerjileri kendi hayatımız için emmeyelim.
Bırakalım bu çocuklar özgür olsun, bilhassa kız çocukları...
Herkes kendi hayatından mesul. Onlar bizim duygusal açlıklarımıza ya da yalnızlığımıza çözüm olarak gelmediler dünyaya.
Bütün kız çocuklarının #dünyakızçocuklarıgünü kutlu ve mutlu olsun. Özgür ve rengarenk kelebekler olsunlar :)
Bu arada süreleri İHA üreten, habire bu teknolojiyi geliştiren ama insansız temizlik aracı İTA konusunda parmak bile kıpırdatmayan bilim dünyasına son derece kırgınım. Bilmiyorum ne kadar ipliyorlar beni ama ayıp be ayıp yıl olmuş 2020 hala annemizin usülleri ile temizlik yapıp dağılıyoruz...
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 761
Kayıt tarihi
: 18.03.12
 
 

Edebiyatı, okumayı ve yazmayı çok seviyorum... Günlük hayata ve kavramlara dair söyleyecek sözüm ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster