Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '18

 
Kategori
Sanat Tarihi
Okunma Sayısı
62
 

Dünya Mirası Dünya'ya!

Dünya Mirası Dünya'ya!
 

Henüz İngiltere'de yaşadığı günlerde 'yazı' vasıtasıyla tanıdığım, önce okurum, sonra da dostum olan Atalions Başkanı Handan Meriç zaman zaman Lions toplantılarına davet eder beni.
Davetinde belirleyici olan o geceki konuktur. Dünyaya ve hayata olan bakışımı bildiğinden olsa gerek, davetleri her zaman cuk oturur.
9 Ekim Perşembe geceki rutin toplantılarının konuğu da yine tam benlikti. Atila Ege ve yanında hayat ve yol arkadaşı Nihal Ege.
Yıllardır dünyayı gezen, gezmelerini dünyanın EN'lerinden UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren yerlere kaydıran, listeye aday olan yerleri dahi atlamayan bir gezgin o.
 
Atila Ege'nin önce kendisini tanımalı kısaca:
Ege, 1944 yılında Edremit'ın Avcılar Köyünde doğmuş. Eğitim hayatını 1968-1970 yılları arasında İşletme Fakültesinde doktora çalışması yaparak taçlandırmış. 1968'den beri iş hayatında. 1971 senesinde yurt dışı seyahatlerine başlayan Egeler, 2000 senesine dek 29 sene gezginlik yapmış ve 70-80 ülke gezmişler. Ancak 2000 yılında UNESCO listesini öğrenmişler. Ondan sonra da listedeki yerleri gezmeye başlamışlar.
 
"Biz dünyayı gezerken aday olan eserleri görmek istiyoruz"
Gezilerinde Dünya Mirası listesine girmenin o yerlere ve bölgeye katkılarını incelemiş ve edindiği bilgi birikimlerini Türkiye'nin çeşitli illerinde çeşitli topluluklarına verdiği konferanslarla paylaşıyorlar. Ülkelerin UNESCO Dünya Mirası Listesine giren yerlere verdikleri önemi ve bu özenin ülkelerine yaptığı katkılarını gördükten sonra bunun kendi memleketinde de görmek için 13 yıldır mücadele veriyorlar.
Atila Ege'yi tanıdıktan sonra bir de Dünya Miras Listesi nedir ne değildir ona bakalım.
Dünya Miras Listesi; bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen evrensel değerlere sahip kültürel ve doğal varlıkları dünyaya tanıtmak, toplumda söz konusu evrensel mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmak ve çeşitli sebeplerle bozulan, yok olan kültürel ve doğal değerlerin yaşatılması için gerekli işbirliğini sağlamak amacıyla UNESCO tarafından kurulmuş ve 16 Kasım 1972 tarihinde "Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme" kabul edilmiş. 2014 yılı itibariyle Dünya genelinde UNESCO Dünya Miras Listesi'ne kayıtlı 1007 kültürel ve doğal varlık bulunmakta ve bunların 779 tanesi kültürel, 197 tanesi doğal, 31 tanesi ise karma (kültürel/doğal) varlıklar. Her yıl gerçekleşen Dünya Miras Komitesi toplantıları ile bu sayı artıyor.
 
13'ler çoğalsın
Ülkemizin, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğu altında yürüttüğü çalışmalar neticesinde bugüne kadar UNESCO Dünya Miras Listesi'ne 13 adet varlığımızın alınması sağlanmış.
İstanbul'un Tarihi Alanları [1985]
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas) [1985]
Hattuşaş (Boğazköy) - Hitit Başkenti (Çorum) [1986]
Nemrut Dağı (Adıyaman - Kahta) [1987]
Xanthos-Letoon (Antalya - Muğla) [1988]
Safranbolu Şehri (Karabük) [1994]
Truva Antik Kenti (Çanakkale) [1998]
Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi (Edirne) [2011]
Çatalhöyük Neolitik Kenti (Konya) [2012]
Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (İzmir) [2014]
Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu (Bursa) [2014] kültürel olarak;
Göreme Milli Parkı ve Kapadokya (Nevşehir) [1985]
Pamukkale-Hierapolis (Denizli) [1988] hem kültürel, hem doğal miras olarak listeye alınmış.
 
Biz listedeyiz!
Bursamız Dünya Mirası Listesi'nde olmasının ne kadar büyük bir başarı ve ne kadar büyük bir onur olduğunun altını çizelim.
Bilen heyecanlanır, bilmeyen heyecanlanmaz diyor Ege ve "Genelde yerel yöneticiler aday olmayı bile istemezler, çünkü aday olduktan sonra oraya tek bir çivi dahi çakamazlar. Çok başkan dosya dahi hazırlatmaz." diyor. Bursa, Dünya Miras Listesi'ne girmeye 99'dan beri aday ve harcanan onca emek sonrasında listeye alınmayı başardı. Bu konuda Alan Başkanı Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu ve ekibinin özverili çalışmaları takdire şayan.
 
Nasıl başladı?
Atila Ege bu listede olmanın ne demek olduğunu ve bu listenin ilk nasıl oluştuğunu anlatıyor.
Örnekler veriyor bolca. Mesela;1954 yılında Mısır hükümeti Asvan Barajı'nın inşası sırasında suların 50 metre yükseleceği ve dağa oyularak yapılmış olan Abu Simbel tapınağının sular altında kalmaması için küresel bir çalışma başlatır. Bu çalışmayla tapınak parça parça sökülerek 62 metre yükseklikteki yeni yerine taşınır. Proje 50 ülkeden toplanan paralarla 80 milyon dolara mâl olur.
 
Lakin ufak bir hata payıyla.
Kayaların içindeki 2500 yıllık Abu Simbel tapınağına güneş senede iki kez giriyor ve tapınağın en derinindeki 4 insan heykelinden üçünü aydınlatıyormuş.1960 teknolojisiyle yeniden yapılan tapınağa güneş bir gün rötarla, 21 Mart yerine 22 Mart'ta giriyor.
Bu tapınağın dünya tarafından el atılarak kurtarılması "dünya mirası" diye bir olgu yaratıyor.
1972'de Dünya Kültür Mirası kuruluyor, ABD'de kültür az olduğundan olsa gerek ABD Miras'a 'doğa'yı ekliyor ve Dünya Kültür ve Doğa Mirası Listesi oluşuyor.
 
Kısa kısa;
Dünya Kültür ve Doğa Mirası Listesi'ne 193 BM ülkesinden 191'i imza koyuyor. Doğu Timor ve Kuzey Sudan ise imzalamıyor.
UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne Türkiye 1983'de imza koyuyor.
Ardından amblem oluşturuluyor. Listeye girmeye hak kazananlar amblemi her yerde ve her şekilde kullanabiliyor.
Venedik listeye girmek için gereken 6 kriterin 6'sına da sahip olarak giriyor listeye. Bursa 6 kriterin 5'incisi hariç 5 kritere uyarak giriyor.
İtalya 50 yer ile listenin ilk sırasında.
Türkiye listede 13 yer ile 20. sırada yer alıyor.
1000 ülkeden Bursa 998., Bergama 999. sırada giriyor listeye.
Dosya hazırlanmadığı sürece aday olunamıyor. Efes ya da Sümela Manastırı ya da onlar gibi pek çok yer olmasına rağmen dosya hazırlanıp başvurulmadığı için bu müstesna yerler Dünya Mirası Listesi'nde değiller.
UNESCO kendi kendine gelip ben sizin ülkenizde şu şu şu eserleri listeye alacağım demiyor. Kısaca kimsenin hanesine burnunu sokmuyor.
Şu anda UNESCO'da Türkiye'den 52 aday var.
İtalya, Çin ve İran çok çalışıyor.
Son yıllarda listenin değeri anlaşıldı ve aday gösterme sıralamasında Türkiye 1. sırada. Doğal miras adayı olarak sadece Tuz Gölü var ve 51. sırada aday. Diğerleri hep kültür mirası.
Her ülkenin senede 3 teklif verme hakkı var. 1- İnsan yapısı Kültürel 2- Tabiatın yarattığı Doğal 3- Karma olarak.
Günümüzde listede olan 31 varlık tehlikede.
2000'den önce listeye girmek daha kolaydı. O güne dek 480 yer vardı. 2000'den sonra kriterler gözden geçirildi ve ince elenip sık dokundu.
Kültürel Miras seçilebilmek için 6 kriter, Doğal Miras seçilebilmek için 4 kriter gerekiyor.
 
Atila Ege devam ediyor:
Dünya Mirası Listesi'ni 2002 senesinde öğrenen Ege Türkiye'de dokuz yerin listede olduğunu öğrenince hayrete düşüyor. Hayrete düşmesi çok normal, listedekilerin kendilerinin dahi haberi yok ki önemseyip de anlatabilsinler. O da Kültür Bakanlığı'na başvurup bunun önemini anlatmak için randevu kopartmaya çalışıyor. Sonunda başarıyor ve bir konferansın son konuşmacısı olarak sunum yapıyor. Sunumun ardından olayın önemini fark eden dönemin müdürü Orhan Düzgün tarafından Ankara'ya çağrılıyor. Ege tarafından personele konunun önemi anlatılıyor ve 'eldeki sertifikaları getirin de çerçeveletelim' diyorlar.
O da ne!
Sertifikalar yok! Kayıp!
UNESCO'yla yazışmalar sonunda tüm sertifikalar tekrar yollanıyor ve hepsi olmaları gereken yerlerini alıyor.
Bir ilginç anı da Edirne'den:
Dosya hazırlayıp aday olmak ve listeye girmek bazen cezalandırılabiliyor. Mesela Edirne Selimiye Camii yoğun çalışmalar sonrasında listeye girmiş fakat dönemin belediye başkanı "Dünya kazandı ama biz kaybettik" diyerek listeye girmekte emeği olan kişileri işinden etmiş.
 
Listeden çıkmak da var!
Bu arada; listeye girmiş olmak listede kalacak olmak demek değil.
UNESCO her sene rapor istiyor ve denetliyor. Eğer uygunlukta sorunlar çıkıyorsa 'yer' kırmızı listeye alınıyor. Ki bu da bir utanç kaynağı.
Mesela Almanya'da Elbe Vadisi otoyol yapılacağı için 2009 yılında, Umman'da Oriks barınağı petrol bulunduğu ve işletileceği için 2007 yılında listeden çıkartılmış.
 
Şaka haber kıymet bildirdi
Listeden çıkmak demişken; 13 Ekim günü Bursa Mimarlar Odası'nın, Dünya Mimarlar Günü'nde dikkat çekmek amacıyla gazetelere tam sayfa verdiği ilanlarda yer alan şaka haberler hepimizin yüreğini ağzına getirdi. Haberlerden birinde Ulu Camii taşınıp yerine AVM yapılacak, bir diğerinde ise Bursa, Dünya Mirası Listesi'nden çıkartılacaktı.
"Nasıl yani?" derken işin aslı astarı ortaya çıktı. Neyse ki durum sadece şakadan ibaretti ve mimarlar istenen dikkati çekmişti.
Lakin Doğanbey hâlâ yerli yerindeydi....
 
Levhalar nerede?
Atila Ege konuşma arasında bir soru sorarak hepimizin algısını yokladı.
Dünya Mirası Listesi levhası gördünüzü mü hiç?
"Görmedik. Gördüysek de bilmedik...."
"Aslında Kültür Bakanlığı tarafından 400 adet Dünya Mirası Listesi levhası hazırlanmış ama hiçbirisi görünmüyor. Çünkü levhalar hiç dikkat çekmiyor." diyor Ege.
Miras ne demek, liste ne demek bilinmeyince..... Konunun ne olduğunu bilmeyen amblemi nereden bilsin. Algıda seçicilik önce bilmekle başlar.
Bu konunun üzerine gidilerek daha belirgin hazırlanan levhalar olmaları gereken yerlere konmuş. Lakin bu kez de çoğu duble yol yapımına kurban gitmiş. İnşaat esnasında yerinden edilen levhalar inşaatın bitiminin ardından tekrar yerlerine yerleştirilmemiş.
Bu da neyin nesi deyip bir köşeye atıldılar ihtimal...
Dünya ülkeleri ise almaya hak kazandıkları amblemi istedikleri şekilde kullanmışlar. Taksilerde, duvarlarda, zeminlerde, tişörtlerde, aklınıza gelebilecek her yerde logo mevcut.
 
Listede olmak demek
Onlar biliyorlar ki listede olmak demek turizm demek, gelir demek, onur demek...
Biliyorlar ki gerçek gezgin olan hiç kimse artık rastgele bir yere gitmiyor ve artık tur şirketleri de bunu önemsiyor. Böylece gelen turistin kalitesi de yükseliyor...
Öyle ki; Tanzanya'da, Ngorongoro Koruma Parkı içinde yer alan ve aynı adla anılan doğa harikası krater, 1978 yılından bu yana Dünya Mirası olarak kabul edilmiş ve tamamen koruma altına alınmış. Buradaki zenginliğe zarar veren oranın yerlileri Masailer alandan uzaklaştırılmış. Dünya malı dünyaya kalmış...
****
Atila Ege o gece o kadar çok şey anlattı ve bizler o kadar çok şey öğrendik ki...
En çok da öğrenecek daha ne kadar çok şeyimizin olduğunu öğrendik.
Hayat yoluna çıkmışken an be an öğrenmek en güzeli. Öğrenmenin heyecanını yaşamak, üstüne üstlük bir de öğrendiklerini herkese anlatmak istemenin heyecanıyla sabırsızlanmak...
****
Çok yaşayan mı bilir çok gezen mi bilir deyişine en güzel örnek gösterilebilen Atila Ege, hem gezen, daha da ötesi gezdiklerini gördüklerini paylaşarak insanları bilgilendiren bir gezgin.
Gece, bizlere bu keyifli sunumu yapan Ege'ye Atalions Kulüp Başkanı Handan Meriç tarafından teşekkür edilmesiyle nihayetlendi.
Keşke bazı insanlar için ölümsüzlük olsaydı da bilgilerinden sonsuz yararlanılabilseydi.
Bu henüz mümkün olmadığına göre onlar öğrendiklerini paylaşmakla, bizler de aktarmakla mükellefiz.
Ki zincir kopmasın...
Bu yazıyı okuyan herkes bundan böyle çevresine bir kez daha alıcı gözle bakacak. Dünya Mirası Listesi levhası var mı diye önce, sonra da acaba çevremizdeki listeye girebilecek yerler nereler olabilir diye.
Yerel yönetimlerde henüz daha bu konuyla yolu kesişmemiş olanlar kendi dönemlerine onurlu bir imza, geleceğe onurlu bir miras bırakabilmek için kolları sıvayacaklar.
Dünya malına tamah etmeyip dünya mirasını yine dünya'ya bırakacaklar...
 
18 Ekim 2014 / C.E.Y.
SAHAFÇA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar günümüz manzarasına bakarsak eğer "dünya malına tamahı" çokça görmekteyiz. Okumayan öğrenmeyen bir toplumum başına her şey gelir. Tarihi kalıntılara "çanak çömlek" denilmiyor muydu bizde?! Bu değerli bilgi paylaşımı için teşekkürler. Sevgiyle,selamlar ile

SAHAFÇA 
 06.04.2018 23:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 334
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 303
Kayıt tarihi
: 22.03.16
 
 

Bursa / Karacabey Lisesi / 1979 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster