Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '06

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
5250
 

Dünya Özürlüler Günü

Dünya Özürlüler Günü
 

Dün 3 Aralık Dünya Özürlüler Günüydü. Tüm yurt genelinde etkinlikler yapıldı, engelli bireylerin sorunlarına dikkat çekildi, protestolar yapıldı. Peki Türkiye’de engelli bireylerin durumu neydi? ”Türkiye Özürlüler Araştırması’ndan çıkan sonuçlara baktığımız da bu durumu rahatlıkla görebiliriz. İşte tablo.

*Engellilerin yüzde 36.3'ü okuma- yazma bilmiyor, yüzde 33.3'ü ilkokul, yüzde 1.8'i üniversite mezunu.

*Bedensel engellilerde okuryazarlık, görme, işitme, konuşma ve zihinsel engellilerden daha yüksek.

*Zihinsel engellilerin yüzde 66.9'u okuma-yazma bilmiyor, yüzde 14.1'i ilkokul, yüzde 2.1'i lise mezunu.

*Zihinsel engellilerin yüzde 63.9'u, konuşma engellilerin yüzde 45.9'u, bedensel engellilerin yüzde 27'si, işitme engellilerin yüzde 18.2'si, görme engellilerin ise yüzde 15.4'ü 'çalışamaz' durumda olduklarını düşündükleri için iş aramıyor.

*Bedensel engellilerin yüzde 5.5, görme engellilerin yüzde 4.5, işitme engellilerin 5.4, konuşma engellilerin 10.3, zihinsel engellilerin ise 7.8'i aradığı halde iş bulamıyor.

*Sağlık hizmetlerinden yararlanan engellilerin oranı yüzde 55.7 iken eğitim hizmetinden yararlananların oranı yüzde 12.27 olarak gerçekleşiyor.

*Bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden engellilerin sadece 5.9'u yararlanabiliyor. Meslek kursu, aile rehberliği ve danışmanlık hizmetiyle sosyal ve kültürel hizmetlerden faydalanamayan özürlülerin oranı ise yüzde 99.

*Engellilerin yüzde 68'inin yaşadığı bina, cadde, sokak ve yollarda engeline bağlı bir düzenleme yok.

Ve ardından engelliler günü nedeniyle yapılan açıklamalara bakıyoruz engellilerin yaşam koşullarının düzeltileceği vaat ediliyor. Ama diğer taraftan baktığımızda bu vaatlerin sözde kaldığını 16 yönetmelikten ancak beşinin çıktığı ve engellilerin yargı karşısında ayrımcılıkla ilgili davalarının sonuçsuz kaldığını görüyoruz.Kısacası bugün bir kez daha engelli olduğumuz, engellenen olduğumuz anlaşılıyor raporlara ve vaatlerin sonuçlarına bakıldığında.. Oysa bugüne gelindiğinde durumun böyle olmaması gerekirdi. Engelsiz yaşanılır hayatların en azından çok azı sunulabilmiş olmalıydı bizlere.

Peki bunda ki pay sadece devlet yetkililerinin miydi yoksa bizleri temsil ettiklerini söyleyen kurumlarında payı var mıydı?

Bence tek taraflı değil bunda bizlerin de daha doğrusu bizleri temsil ettiklerini söyleyen kurumlarında payı var. Neden mi? Bunu bir örnekle anlatayım.

03 Aralık 2006 Pazar günü saat 14:00’te Özürlüler Vakfı adı altında sözde bizi temsil eden (bizi diyorum çünkü bende bir engelli bireyim) bir Vakıf Star ekranlarında bir kampanyayı duyurdu. Bu kampanya ya göre 8,5 milyon özürlünün rehabilitasyonu için destek amaçlı yardım toplandı SMS’ lerle. Güya bu Vakıf Dünya Özürlüler gününe toplumun dikkatini çekmek istiyormuş. Programa bir çok ünlü isimde katılmıştı. Buraya kadar her şey normal görünüyor. Peki normal olmayan ne?

İlk başta bir engelli birey olarak utandım utanç duydum sloganlarından. Bizleri dilenci gibi göstererek mi üzerimize bu imajı yükleyerek mi toplumun dikkatini bu güne çekeceksiniz diye soruyorum Vakıf yöneticilerine? Ve ardından devam ediyorum. Bu Vakfın Rehabilitasyon merkeziyle ilgili projeleri yedi yıldır var. Yedi Yıldır Bir Engelli Yurdu Projesi söyleyip duruyorlar. Ve yedi yıldır bu amaçla çeşitli kampanyalar yapıldı ama ortada ne bir rehabilitasyon merkezi var ne de toplanan paraların nereye gittiği belli. Sadece bizlerin üzerine yıktıkları imaj duruyor. Gelelim programda yaptıklarına;

Program sunucuları Halit Ergenç ve Ceyda Düvenci ilk sunuma başlarken şunu söylediler.” Engelli mi Özürlü mü diye hitap edeceğiz bunu bilemedik yetkililere sorduk bize Özürlü kelimesini kullanmamız gerektiğini bunun doğru olduğunu söylediler” dedi. Bu yetkililerse bizi temsil ettiklerini söyleyen Özürlüler Vakfı yetkilileri. Yani onlara göre biz defoluyuz bize yükledikleri imaj bu ve bizi temsil ettiklerini söyleyebiliyorlar ardından. Bu sözde kurumun yanlış yönlendirmesiyle iki sunucumuzda ne yazık ki onların bu yanlış öğretileriyle sunumlarını yaptılar. Tabii sunucularımıza ve oraya katılanlara burada lafım yok. Bu talihsiz öğretiden sonra devam edelim yine programa.

Bu sefer konuklar konuştu ve manken bir kızımız Allah rızası için yardım edin diyor. O arada telefonla biri bağlanıyor adağım var diyor diyanetle ilgili konuğa soruluyor oda diyor ki Vakfın adakla ilgili birimi var mı? Sunucularımız var diyor. Ve diyanetçide olur o zaman diyor. İşte bir imaj daha yükleniyor hemen engellilere yardım için adaklarda olur. Bu imajı yine kim yükledi tabiki de sözde bizi temsil ettiğini söyleyen Vakıf. Daha bir çok şey yüklendi bu programda.

Bir ara Pakize Suda isyan etti. Nerde İzmirliler diye? İzmirliler yada halk bu programa onların beklediği ilgiyi göstermediler yani Vakfın beklediği ilgiyi. Nedenine gelince samimi bulsaydılar eğer sosyal sorumluluk adına yerlerini alırlardı bu çalışmada. Ama ne yazık ki samimiyetten uzak buldukları için programa beklenen ilgili gösterilmedi sadece üzüldüğüm bu işte kullanılan ünlülerdi.

Bu programın ardından bence bu Vakıf yetkililerine başta programa katılan sanatçılar ve medyamız bazı soruları sormalılar. Ben bir engelli birey olarak bu soruları sıralayacağım hakkım olarak umarım medyamız da bu pencereden bakarak olaya ışık tutar bu ve benzeri bizlerin üzerinden halkın duygularını sömürerek kazanç sağlayan kurumları sorgular.

Ve şimdi bu sözde Vakfa soruyorum sorularımı;

1- Yaptığınız bu program engellinin toplumda ki dilenci imajını yıkmakta ne kadar etkili olmuştur?

2- Yedi yıldır Engelli Yurdu söylemiyle toplanan paralar engellilerin toplumda ki sorunlarına ne kadar yaramıştır?

3- Vakfınızın bulunduğu binaya engellilerin girebileceği düzenlemeler yapılmış mıdır?

4- Engellilerin toplumda ki imajını tanıtım sitenizde buyrun bankaya diyerek mi düzeltiyorsunuz?

5- Vakıf yetkililerinizin kaçı engellidir? ( Ne tuhaftır ki adı Özürlüler Vakfı olan bu Vakfın yetkililerinin hiç birisi engelli değil.)

Bu sorular uzar gider burada sizleri sıkmak istemiyorum sadece bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum. Sanırım bu noktaları anlatabilmişimdir.

Şimdi olayı sorguluyorum engelli bir birey olarak. Bu günde bize yüklediğiniz anlamlarla bu açıklanan tabloda sizin hiç mi payınız yok? Sadece devlet yetkililerinin yada toplumun mu suçu var? Siz ve sizin gibi bizi temsil yetisi olmayan kurumlar sadece üzerimizden paralar toplayarak bizleri dilenci pozisyonuna sokarak mı sorunlarımıza ışık tutuyorsunuz? Biz sizlerden bir şey istemiyoruz sadece önümüzde engel olmayın yeter. Bugüne ayıbınızı vurarak bu utançta yerlerinizi aldınız bundan sonra yolumuzdan çekilirseniz bizler kendimizi daha iyi ifade eder toplumla el elle engellerimizi kaldırırız. Bunca yıl toplumun insani duygularını sömürerek engellerimize yeni engeller eklediniz bu yüzden bugün açıklanan raporlarda en büyük pay sizlerindir. Bizi temsil etmeyin isim hakkımızı da kullanmayın. Böyle bir günde bizler engellerimizden uzak olmak isterdik ama sizlerinde payı ile bu utanç tablosu içinde sorunlarımıza yeni utançlar ekleniyor. Ama şunu bilin ki toplum artık uyandı engellilerin sizlerin sergilediği imajlardan uzak olduğunu biliyor onlara fırsatlar verildiğinde önlerinde ki engeller kaldırıldığında neler yapabileceğini çok çok iyi biliyor.

Ben artık bir daha ki Dünya Özürlüler günün de bu utanç tablolarını görmek istemiyorum ve bununda toplumla el ele aşılacağına inanıyorum. Bu yüzden umutluyum siz sözde bizi temsil eden kurumların varlığına karşın bunları aşacağımıza inanıyorum.. Ve yine biliyorum ki artık toplum uyandı.

Engelleri Kaldır Hareketi:"Bu Bir Şaka Değildir' kampanyasıyla toplumsal bir farkındalık yaratılıp, bu farkındalığın bireyler ve kamu kuruluşları tarafından hayatın bütün alanlarında uygulanabilir, kalıcı çözümlere dönüştürülmesi hedeflenmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Makaleniz hem bir arşiv niteliğinde, hem de kanayan bir yarayı en yetkili ağızdan duyurma işlevinde... Türkiye'deki hemen hiçbir vakfa ve derneğe güvenemiyorum. "özürlüler Vakfı" yönetiminde hiçbir "özürlü" olmadığı gibi, "Mehmetçik Vakfı"nda da hiçbir "mehmetçik" yoktur. Bu şartlarda hizmet verdiği kitlelere samimi bir hizmetten söz edilemez. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 07.07.2010 14:10
Cevap :
Merhaba İsmail Bey, neredeyse dört yıl önce yazmış olduğum bir yazıma yaptığınız yorumla şunu da göstermiş oldunuz aynı zamanda. Dört yılda hala yerimizde sayıkladığımızı. Ve her gün samimiyetsizliklerin daha da artması buna paralel güven duygusunun yerini her alanda güvensizliğe bırakmasının bizleri çevrelediğini. Katkınız için teşekkürler. Saygılar…  07.07.2010 22:07
 

Maalesef ahlaksizlar, durumdan vazife cikararak utanmadan konulari saptirip varliklarini devam ettirebilmek icin her turlu yola basvurabiliyorlar, 25/8/2006 tarihinde bu konu ile ilgili olarak banane senin mevzuundan isimli baslik ile yazi yazdim. Demek istiyorumki hepimiz ayni haklara sahibiz, her an bizlerde kaza yada hastalik gecirerek tekerlekli sandalyeye mahkum olabiliriz. Onun icin sorunun uzerine hep beraber giderek sorunlariniza cozum yolu bulmaliyiz. Ama ilk once bu idarecilerden kurtulmak gerekir.

İsmail Keles 
 07.12.2006 19:34
Cevap :
Sanırım yazınızı kaçırdım. Ama okuyacağım. Evet kurtulmamız gereken bir hantal yapı var önümüzü tıkayanda sorunlarımızı iki katına çıkaranda zaten bu hantal yapı değil mi?  08.12.2006 0:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 561
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 3635
Kayıt tarihi
: 01.10.06
 
 

Milliyet Bloğa nasıl geldim ve nasıl yerimi aldım bilmiyorum. Sanırım uzun yıllar okuduğum bölüml..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster