Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '10

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
583
 

Dünya Tiyatro Günü

Dünya Tiyatro Günü
 

Antik çağlardan günümüze değin, popülaritesini korumuş görsel sanatlar içerisinde tiyatronun ayrı bir yeri vardır benim için. Sinema, değişen teknoloji sayesinde, efektler, fantastik animasyon, atraksiyon figürlerle perdeye görsel bir zenginlik kazandırsa da tiyatro sahnesinde sergilenen oyunların canlı performansla yaşattığı heyecanlar tarif edilemez duygular yaşatır seyirci de. Çünkü, edebiyat, müzik, dans, mimarlık, kostüm ve makyaj gibi güzel sanatların bir çoğu tiyatroda buluşur.

Müzikal uyarlamalarla sergilenen bazı oyunlar, eğlendirmenin yanı sıra, sanki içinde yaşıyormuş hissini uyandırırken, oyuncu ile izleyici arasında yakın bir iletişim kurar. Sahnelenen eserin bitiminde seyirciyi saygıyla selamlayan oyuncular, ayakta ve coşkulu alkışlar eşliğinde uğurlanırken sıcak bir atmosfer yaşanır. Ardından, bordo renkli perdelerin kapanmasıyla seyirci ve oyuncu arasında duygu yüklü anların yaşandığı bir ambiyans oluşur.

Tiyatro aynı zamanda toplum kültürünün aynası ve yaşamın bir parçasıdır. Son yıllarda ülkemizde, Kültür Bakanlığı Devlet Tiyatrolarında sergilenen oyunları izlemek üzere, internet üzerinden bilet temini seyirci potansiyeline kolaylık sağlamasının yanında, artan talebe de cevap verememe gibi sorunları beraberinde getirmekte. Bu yüzden, takip ettiğim oyunlara bilet temininde güçlük çektiğimden, sezonun sonlarına doğru izleme imkanı bulabiliyorum ancak!

Bugün, Dünya Tiyatro Günü!

Uluslar arası Enstitünün aldığı bir kararla İlk kez Paris de oluşturulan bir festivalle 1961 yılından bu yana 27 Mart tarihi “Tiyatro Bayramı” olarak kutlanmaktadır. Bizde ise tiyatro olgusu; çok eskilere dayanan orta oyunu ile onun gölge oyunu biçiminden başlar. Gölge oyunu arkadan ışıklandırılan beyaz bir perde üzerine belli tipteki kuklaların hareket ettirilmesi ve konuşturulması ile yansıyan “Karagöz” oyunlarıdır bilindiği üzere…

Duyguların yaratıcı gücü sanata, sanatçıya ve onların yarattığı eserlere sahip çıkarak, gelecek nesillere bu kültürel değerleri aktaracak bir Türkiye diliyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün de özdeyişinde ifade ettiği gibi “Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından birisi kopmuş demektir”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

diye bir şey vardır bilirsiniz. Çocukluktan ileri yaşlarıma bir çok anım olduğundan o tozu yutmuş birisi olarak nedemek isteğinizi çok iyi anlıyorum. Bir çocuğa verilebilecek en güzel hediyedir o tozu yutturmak. Galiba sizin de benzer sahne tecrübelerini var. Ne hoş anılardır değil mi?

Hakan ERSAVAŞTI 
 10.04.2010 14:34
Cevap :
Çocukluğumdan beri izlerken, heyecanla tarif edilemez derin duygular yaşatan farklı bir atmosferdir tiyatro benim için. Sahne sanatları konusunda bizzat müdahil olamasam da, ilerleyen yıllarda çok değerli devlet tiyatrosu sanatçılarından bir kaçı ile şahsen ve yakınen tanıma fırsatım olması sahne sanatlarına ve sergileyen bu yeteneklere karşı alâkamı, saygımı daha da artırdı sanırım. Sahne tecrübelerinize dair anılarınızı blogunuzda paylaşmak isterseniz, sizin kaleminizden okumak keyif verecektir belirtmek isterim. Sevgiyle kalın.  10.04.2010 22:16
 

sinema ve tiyatro izlemeye vakit bulamıyorum :( Sanırım en son geçen sene Beyoğlu'nda "Komedi Dükkanı"na gittim. Bir de Bostancı Gösteri Merkezi'nde "Çok güzel hareketler bunlar"a ! Gecede max 5 saat uyusam da bir günün bana yetmesi mümkün değil. Allah ömür verirse 65 yaşımdan sonra yapacak ne çok şey var ! Sevgiler..

Ata Kemal Şahin 
 27.03.2010 18:23
Cevap :
Ne güzel Ata bey:)) vakit bulamamak ve zaman mefhumunun yetersizliği hayatı dolu dolu yaşıyorsunuz anlamını taşır. Oysaki, rutin geçen yaşamlarda en çok duyulan "sıkılıyorum" ifadesi size çok uzak bir kelimedir tahmin ederim. Bırakın! tiyatroda ileri ki yaşamınızda vakit geçireceğiniz bir aktiviteniz olsun! Sağlık ve huzurla geçen uzun bir ömür dileklerimle...Sevgiler...  27.03.2010 20:16
 

Çocukluğumdan hatırlıyorum ilk paramı belkide tiyatrodan kazandım..:) Eskiden bayağı eskiden..Küçücükken,tertemizken tahta lokum sandığının altını çıkartıp beyaz bez gerip onu perde yapardım.. Kullanılmayan eski bir evin karanlık odasını salon olarak kullanırdım,çocukları toplar mum ışığının yardımıyla birşeyler yapardım...:) selamlar

cinford 
 27.03.2010 12:38
Cevap :
Bizim kuşağın çocukları, yaratıcı, üretken ve üstelikte de küçük şeylerle mutlu olabilmeyi başaran bir nesil. Şimdi ki kuşaklara bakıyorum da üretmek bir yana, sahip oldukları bir çok şey onları mutlu etmeye yetmiyor malesef! Paylaşım için teşekkürler Ali bey, Sevgiyle kalın  27.03.2010 19:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 187
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1779
Kayıt tarihi
: 17.07.09
 
 

Bir Nisan akşamı kışı uğurlayan, baharla gelmişim dünyaya…  Hobi olarak çeşitli tasarım etkinlikl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster