Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '15

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
944
 

Dünyada çok önem verdiğiniz şeylerin ahiretteki konumu ne?

Dünyada çok önem verdiğiniz şeylerin ahiretteki konumu ne?
 

İnsanların çoğuna “bu dünyadaki en değer verdiğiniz şey ne” diye sorsanız annesi, babası, kardeşi veya eşi olduğunu söyleyecektir. Ama iman eden bir insan için en değerli şey Allah’tır ve Allah’ın rızasını kazanmaktır. Bazen insanlar başka insanları Allah’tan önde tutarlar. (Allah’ı tenzih ederim) Onları Allah’ı sever gibi severler. Bu sevgi aslında onları ahirette çok büyük kayba uğratacak türden bir sevgidir. Rahmani değil, tamamen nefsani bir sevgidir. Kuran ahlakından uzak yaşayan, Kuran ahlakını bilmeyen insanlar Allah’ı sevmek yerine, Allah’ın yarattıklarını severler ve Allah’ı unuturlar.

Bu da aslında Allah’ın hiç affetmeyeceğini bildirdiği şirk içinde yaşanan bir sevgidir. İman edenler ise Allah’ın yarattıklarının hiçbir müstakil gücü olmadığını bilirler. Karşılarındaki kişiyi tüm özellikleriyle Allah’ın yarattığını bilirler. Karşılaştıkları tüm insanları, çocuklarını, eşlerini, annelerini, babalarını Allah’ın yarattığını bilir ve bu yüzden asıl sevgilerini tüm bu güzellikleri onlara veren Allah’a yöneltirler.

Bu demek değildir ki, kişi kendi anne, babasını, çocuğunu, eşini sevemez. İnsan tabiki ailesine, eşine ve çocuklarına karşı sevgi duyar. Ama insanlara duyulan bu sevgi de Allah sevgisinden kaynaklanır. Müminler yakınlarını, dostlarını, akrabalarını Allah’ın bir tecellisi olarak gördükleri için severler. Bazen insanlar para, mal, ev, araba gibi cansız maddelere de çok büyük bir sevgi duyarlar. Para kazanmayı bir tutku haline getirir, bir ev, araba almak en büyük idealleri olur. Böyle büyük bir tutku da aslında şirki beraberinde getirir. İmanla doğru bir biçimde yönlendirilmeyen her türlü sevgi insanı büyük bir şirkin içine sokar. Oysa iman etmeyenlerin ahirette şirk koştukları kişileri veya mallarını tamamen verip kurtulmak isteyeceklerini Allah Kuran ayetlerinde şöyle bildiriyor:

Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister;

Kendi eşini ve kardeşini,

Ve onu barındıran aşiretini de;

Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa. Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir.  (Mearic Suresi, 11-15)

Kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar; Annesinden ve babasından,

Eşinden ve çocuklarından, O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır. (Abese Suresi, 34-37)

Ayetlerden gördüğümüz gibi hesap günü Allah’a iman etmemiş insanlar dünyadayken adeta bir ilah edindiği her şeyi azaptan kurtulmak için fidye olarak vermek istiyorlar. Ama bu çabaları onlara hiçbir şey kazandırmıyor. Bir ayette Allah başka insanları Allah’ı sever gibi seven insanların varlığından şöyle bahsediyor:

“İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür...” (Bakara Suresi, 165)

İşte burada önemli olan Allah’ın yarattığı tüm varlıkları Allah’ın bir tecellisi olarak görüp sevmektir. Şirke dayalı bir sevgi anlayışı ahirette insanı çok büyük bir kayba sokar. Şirk koşmak deyince bunu sadece taştan, tahtadan yapılan putların önünde secde etmek olarak algılamamak gerekir. Başka bir insanı veya başka bir varlığı Allah’ı sever gibi sevmek de şirktir. Bir insanın en büyük hedefi mal, makam sahibi olmaksa bu da şirktir.

Hesap gününde kişinin belki tüm hayatı boyunca uğruna çalışıp çabaladığı hiçbir şeyin bir önemi kalmayacak. Allah’ın huzura getirildikleri an, inkar edenler yok olup gitmeyi isteyecekler, dünyada Allah’a ibadet etmiş olmayı, şirk koşmamış olmayı isteyecekler. Dünyada sahip oldukları, malın, mevkiinin, gücün ahirette onlara hiçbir faydası olmayacağını görecekler. İman etmeyenlerin bu pişmanlıkları Kuran’da şöyle anlatılıyor:

Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: "Bana keşke kitabım verilmeseydi."

"Hesabımı hiç bilmeseydim."

"Keşke o (ölüm her şeyi) kesip bitirseydi."

"Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı."

"Güç ve kudretim yok olup gitti." (Hakka Suresi, 25-29)

Kimin de kitabı ardından verilirse,

O da, helak (yok olmay)ı çağıracak,

Çılgın alevli ateşe girecek.

Çünkü o, (dünyada) kendi yakınları arasında sevinçliydi. Doğrusu o, (Rabbine) bir daha dönmeyeceğini sanmıştı. Hayır; gerçekten Rabbi, kendisini çok iyi görendi. (İnşikak Suresi, 10-15)

Kuran’da detaylarıyla anlatılan hesap günü iman etmeyenlerin, şirk içinde yaşayanların durumları da bizlere çok detaylı anlatılmış. Dolaysıyla bu ayetleri okuyan bir kişi ahiretteki bu durumdan habersiz olduğunu da söyleyemez.  Ahirette bu geri dönüşü olmayan pişmanlığı yaşamamak için de kişinin yapması gereken Allah rızası için yaşamak, Allah’ın hoşnut olacağı şekilde yaşamaktır. Zaten Allah’ın hoşnut olacağı şekilde, Kuran’a uygun yaşayan bir insan da çevresindeki herkesi en güzel şekilde sever, Allah’ın yarattığı güzellikleri en güzel şekilde takdir eder. Şunu da unutmamak gerekir ki bu dünyada insanlara, mallara, oğullara duyulan tutku sadece dünya hayatının çekici birer süsüdür. Allah bir ayetinde bunu bize şöyle bildiriyor:

"Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara süslü ve çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah katında olandır." (Al-i İmran Suresi, 14)

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1166
Kayıt tarihi
: 22.10.14
 
 

İstanbul doğumluyum. Orta okul ve liseyi Nişantaşı Anadolu Lisesi’nde okudum. Boğaziçi Üniversite..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster