Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
756
 

Dünyada hava korsanlığı yapmış olan ikinci kişiyi biliyor musunuz?

Dünyada hava korsanlığı yapmış olan ikinci kişiyi biliyor musunuz?
 

Benim çiçeklerim, benim objektifimden...


Kendimi yabancı sularda hissettim birden.Geçen sene bir haber okumuştum;uluslararası sularda ahtapot avlarken, Yunan deniz polisi tarafından, yakalanan Türk balıkçılarla ilgili. Kendimi o balıkçıların yerine koydum şu satırları yazarken. Blog kategorisinde yazmak için birilerinden izin mi isteseydim ne! Daha neler…

Ya da yabancı hava sahalarındaymışım gibi hissettim mi deseydim…Mesela bir uçak kaçırmışım ve başka ülkenin hava sahalarına girmişim…Daha heyecanlı sanki.Bir uçak kaçırma cesaretinde bulunamazdım ama o duygu nasıl bir şey merak edip, yazımın rotasını blog kategorisine çevirdim.

Konuyu buraya getirdim çok şükür ve küçük bir bilgiyi paylaşmak istedim.

Dünyada ilk uçak kaçırma hadisesini Bulgar Albay Mihailov gerçekleştirir. Dünyada ikinci hava korsanları ise iki Türk: Fevzi Gökdeniz ve Sadık Sagun. Türkler, 1955 yılında, filmleri aratmayacak bir senaryo ile Hürkuş Hava Yollarına ait bir uçağı Bulgaristan’a kaçırıyorlar. ( Kaynak :http://ogrenin.com/2009/08/29/vecihi-hurkus-ilk-sivil-turk-pilotu ) Bu trajikomik bilgileri Türkiye’de öğrendim.

Sadık Sagun’la çok ilginç bir şekilde tanışmıştım, Bulgaristan’da yaşarken. Sevimli bir ihtiyar…Bana heyecanla, İzmir Pilot Okulundan aldığı pilot diplomasını göstermişti. Ülkesinden kalan tek hatıra…İçim sızlamıştı. Soramamıştım, Neden kaçtınız Türkiye’den? diye. Hep merak etmiştim fakat.Oralarda, ülkesinden uzakta Plevne şehrinde kendine bir hayat kurmuştu.O zamanlar nasıl bilebilirdim ki… bir gün, ben, onun doğdu ülkede yaşayacağımı ve o ülkeyi çok seveceğimi… Ömür boyu, demirperdede yaşamaya mahkum gibi hissediyordum kendimi. Bir insan neden ülkesini terk eder diye sormuştum kendime. Benim yaşamayı bile hayâl edemediğim Türkiye’yi neden terk eder? Kendisi dünyada ikinci hava korsanı olduğunu da bilmiyordum o zamanlar. Bu konuyu belki ayrı güncede anlatmam daha doğru olacak.

Yine konuyu dağıtmadan anlatmak istediklerime dönmeliyim. Kısa ve öz yazmayı hiç beceremeyeceğim galiba. Edebiyat öğretmenimi hatırlıyorum sıkça: Bana lokum uzatmayın, diyordu. Düşüncelerimizi net ve öz anlatmamızı istiyordu. Blogta yazı yazmaya başlayınca, lokum uzatan bir öğrenciye dönüşüveriyorum. Konuya, dile hakimiyet olmayınca…

Milliyet Blog serüvenimi anlatmaktı niyetim aslında.

Okuduğum kitaplarla ilgili kendim için küçük notlar yazıyordum. Daha sonra, bilgisayarımda yine kendim için anılarımı yazmaya başladım. Bir arkadaşımın desteği ile Türkçemdeki eksikliklerimi gidermeye çalışıyorum hâlâ… Kendisine, yardımlarından ötürü bu satırlarımla bir kez daha buradan teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Bir gün yazdığım anılarımda, dingin, kelimesine takıldım ve google’a bu sözü nerelerde/ nasıl kullanılır diye sordum. Karşıma Yeşim Özdemir’e ait bir yazı geldi http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=30152 Okudum.Çok güzeldi. Bir baktım :Miiliyet Blog. Okuduğum ilk blogtu.Profesyonel yazarlar yazıyor diye geçirdim içimden. Daha sonra vaktim oldukça Miiliyet Blog’da yazılanları okumaya başladım ve hâlâ profesyoneller tarafından yazıldığını düşünüyordum. Sonra fark ettim ki bu site herkese serbest…

Cesaret edip üye oldum. O dönem internet bağlantım virüs nedeniyle mozilla fairfox’tan gerçekleşiyordu. Cesaretimi biraz daha topladım ve yazmış olduğum anılarımdan bir tanesini editörlere gönderdim. Onay yok! Arkadaşıma da yazılarımın beğenilmediğini anlattım. Eh! Profesyonel bir sitede benim yazılarımı mı yayınlayacaklar! Çok doğal karşıladım. Meğer daha sonra fark ettim ki sorun mozilla fairfox’tan kaynaklanıyor…Yazılarım editöre ulaşamıyormuş…

Diyeceğim şu ki burada isteyen herkes yazabilir, hem de istediği kategoride.

Hele ki benim gibi birisinin yazıları yayına alınabiliyorsa…buranın kapıları herkese açıktır demektir. Ne kadar güzel değil mi ! İnsanlar neyi paylaşamıyor burada algılayamıyorum…Herkes yazsın…İçinden geldiği gibi...Yazabildiği kadar. Neyi parselliyorlar burada, anlayamıyorum bazen. Blogdaki aksiyon çok tarjikomik…İnsanlar birbirlerine hakarete kadar gidiyorlar…Oysa herkesin açıkça fikirlerini söyleyebildiği bir platform burası. Eleştireler de olabilir elbette ki… yapıcı ve bir şeyler katan eleştiriler olurlar ise. Sonra okumak serbest…Beğenmeyen, okumaz…

İnsanları anlamak bazen çok zor. Geçenlerde bir yazı okudum gazetede. Şok…Pelin Batu, kendine şair demekten utanıyormuş. Neden mi ? Bu sözlerle anlatmış:“ Beş yaşından beri şiir yazıyorum ama artık yaptığım işten utanıyorum. Çünkü herkes şiir yazıyor”.Nazım Hikmet böyle bir demeç verebilir miydi bilmiyorum. Şahsen ben P.Batu’nun şair olduğunu bilmiyordum. Yıllar önce, Şeffaf Oda programıma pek “duygulu” okumuştu İngilizce yazdığı şiirlerini… Ben bir şey anlamamıştım, ama kendisine çok acımıştım. Güneri Cıvaoğlu böyle bir rezalete izin verdiği için de ayrıca kınamıştım. Tabii ki yazabilir ve bir İngiliz TV kanalında okuyabilirse yazdıklarını, gurur bile duyabilirdim …ama burası Türkiye. Neden İngiltere’ye gidip kendini şair olarak tanıtmıyor sorardım kendisine görebilseydim. Belki orada o utancı duymaz…

Konuyu yine dağıttım.

Milliyet Blog’ta çok güzel yazan arkadaşlar var. Bazılarını okumaktan büyük keyif aldığımı içtenlikle söyleyebilirim.Tanınmış isimlerden daha samimi buluyorum...Çok boş zamanım olmuyor , fakat her fırsatta okumaya çalışıyorum.

En yakın kendime bulduğum : Rujo - http://blog.milliyet.com.tr/Blogger.aspx?UyeNo=1189382

En çok beğendiğim: Ali Gülcü - http://blog.milliyet.com.tr/Blogger.aspx?UyeNo=515704

En eğlenceli ve en çok güldüğüm: silver 035 - http://blog.milliyet.com.tr/Blogger.aspx?UyeNo=997958

Burada, fikirlerimi paylaşma ve çok sevdiğim Türkçe dilimi geliştirme imkânı yaratan Milliyet Gazetesi ailesine en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

100 blog yazmışım ben de. Vay be!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Son yazınızı okurken korsan olayı ilgimi çekti nasıl olduda kaçırdım böyle heyecanlı bir yazıyı diye düşündüm. Sonunda bu kadar mutlu olacağımı bilemezdim elbette. Genelde Asosyal olduğum söylenir. Beni kendinize yakın bulmanız benim için iyi yazmaktan çok daha önemliydi. Çok çok teşekkürler.

Zaman sonra 
 15.12.2009 8:11
Cevap :
Merhaba sevgili Rujo! Bana ilk yorum sizden gelmişti, nasıl cevaplamam gerektiğini çözememiştim : ))) Ama ondan önce sizi okumuştum, beş bin kişi içinde nasıl bulduysam : ))) Siz, çok güzel de yazıyorsunuz...Asosyal? Neden bu sıfatı kendinize yakıştırıyorsunuz ki...Ben de size teşekkür ediyorum. Sevgilerimle.  15.12.2009 12:27
 

Objektifiniz biraz titremiş titrek ve hassas yüreğiniz gibi... Ama hep çiçekleri, renk cümbüşlerini, güzellikleri gören gönlünüze sağlık. Korsanı ise hiç merak etmedim doğrusu. Adı Ali olsun, Mihail olsun, Carlos olsun, ne fark eder. Önemli olan lakabı... Anayurt'tan Batı komşuya selamlar. Sevgiyle, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 28.11.2009 20:27
Cevap :
:)))Objektifim titrememişti aslında. Fotoğraf gerçekte çok güzel, boyut sorunu olduğu için tamamını sayfama alamadım. Güzel sözleriniz için teşekkür ediyorum. Saygılarımla...  28.11.2009 22:21
 

Ne mutlu size. Türkçeyi yaşatmanız demek geçmişle olan köprüyü sağlam tutmanız demektir. Devam edin, yazmaya, okumaya, okutmaya.. sevgiyle kalın

Ahmets 
 28.11.2009 15:05
Cevap :
Çok teşekkür ediyorum. Türkçe güzel bir dil, tınısı benim çok hoşuma gidiyor; yumuşak ve melodik. En iyi şekilde kullanmak istiyorum.Yıllarca konuşamamıştım, konuşma yasağı vardı çünkü demirperdede.İçimde ukte kalmıştı, bir Türk olarak, Türkçe konuşamamak ve yazamamak, Milliyet Blog sayesinde dilimdeki tüm eksikleklerini kapatmaya çalışıyorum. Saygılarımla...  28.11.2009 22:00
 

Çok teşekkür ederim ben de sizin yazılarınızı beğenerek okuyorum...

Ali Gülcü 
 19.11.2009 1:14
Cevap :
Merhaba Ali Bey, sizden söz etmenin bir yolunu buluyorum son zamanlarda...İnanın bilinçli değil. Sadece hissettiklerimi paylaştım.Bebeğinize iyi bakın... Ben griple uğraşıyorum şu an, küçük oğlum ateşli dün geceden beri. Sağlıklı günler diliyorum.  19.11.2009 16:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 330
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1777
Kayıt tarihi
: 13.03.08
 
 

Doğduğum ve büyüdüğüm şehir Kırcali, Bulgaristan. Yıl 1964. Makina Mühendisiyim. Evli ve iki çocu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster