Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mart '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
570
 

Dünyalı olmaya çalışmak

M.Ferit KOTAN 

Gazete okuyordum. "Dünyalı olmaya çalışıyoruz" tümcesini duyunca, televizyona baktım. TÜSİAD başkanı Sayın Ümit Boyner konuşuyordu. TÜSİAD hakkında kısa bilgi verdikten sonra, ülke sorunlarına değinen tümcelerini, gazete okumayı bırakarak daha dikkatli dinlemeye çalıştım. Türkiye’nin aydınlık yüzlerinden biri, arı Türkçesi ve düzgün tümceleri ile demokrasi dışı uygulamalara değiniyordu. Tam demokratik Türkiye içinde batı ile bütünleşmenin önemini vurguluyordu. 

Duraksadım. “Yerli burjuvazi” ve “Sol düşünce” kavramları, hiç barışık olmadı ülkemde dedim. Demokrasimizde yaşanan sıkıntıların kaynağını da düşüncemle özdeşleştiririm. Katı kuramsal bilgilere bağlı kalmadan ülkelerin gelişmelerinde, aydınlanmayı toplumsal süreçlerin ilki olarak görmekteyim. Ekonomik gelişmelerin aydınlanma ile daha sağlıklı bir yapı kazanacağı gerçeğine inananlardanım 

Gelişmekte olan ülkeler de, aydınlanmaya en açık sınıfın yerli burjuvazi olduğu görülmektedir. Ekonomik olanakları nedeniyle çağın tüm iletişim araçlarından yararlanabilen, yurt dışı olanaklarını da kullanarak evrensel değerlerle bütünleşme özellikleri de ortadadır. Çeşitli ülkelerde yaşananlar, bu savı kuvvetlendirmektedir. 

Türk burjuvazisi, 1980 lı yıllara kadar esnaf kültürünün ötesine geçen düşünce üretmeyi becerememiştir. Aydınlanmadan çok, Mütegalibenin temsilcisi olarak statükoyu koruma çabası ile ekonomik faaliyetlerini büyütmeye çalışmışlardır. Bu yaklaşım, yönetim biçiminde farklılık yaratmıştır. Bugün demokraside yaşanan sıkıntımızın kaynağını, bu açıdan irdelenmesi gerekliliği kanısındayım 

Türk burjuvasının ikinci ve üçüncü kuşakları, aldıkları eğitim ve küreselleşen dünyanın getirdiği sosyal süreçleri yaşayınca, içinde bulundukları toplumun yönetim biçimleriyle çatıştıklarını görmeye başlamışlardır. O nedenle "Dünyalı olmaya çalışıyoruz" tümcesiyle bir noktada günahlarını söylüyorlar. Dünyalı olmaya çalışmak değil, dünyalı gibi yaşanılması gerekliliği ortadadır. 

Türk Devletinin kurucularının gerçekleştirdiği kültürel devrimleri, geliştirilerek ve yaygınlaştırılarak bugünlere taşına bilse idi, bugün ülkemizde demokratik yapılaşma diyerek tartışılan konuların hiç birine gerek duyulmayacaktı. Liberal ekonominin yönetim biçiminin, çağdaş değerlerle örtüşen demokrasi olması gerekmektedir. 

"DÜNYA NASIL DEĞİŞİR" kitabının yazarı ünlü tarihçi Prof.Eric Hobsbawn" Karl Marx asıl 21. yüzyılın filozofu" tümcesini anımsadım. Ünlü filozof, dünya ekonomik krizi sonunda iş dünyasının sol ile daha fazla ilgilendiğini vurgulamaktadır. 

Üretimin iki önemli ayağı sermaye ve emek, teknolojiden yararlanarak değerler üretmektedir. Yaratılan değerlerin insanların refahı için bölüşüm ve paylaşımı da yeni yönetim anlayışlarını öngörmektedir. Sol düşünce, bu yapılaşmada toplumların aydınlık yüzünü yansıtmaktadır. 

Türk burjuvazisi, kontrol edebileceği yönetim şekillerini değil, ekonominin öngördüğü çağdaş değerlerin yönetimde kalıcılığını sağlayabilmek için yönetimi belirleme çabası içinde olmalıdır. Böylece, kuramsal olarak tartışılan alt yapının üst yapıyı şekillendirme ilkesi, yaşama aktarılmış olacaktır. Türk demokrasisinin sorununun, ekonomik yapısıyla uyuşmayan değerlerle yönetilmesinin bunalımını yaşadığını söyleyebiliriz. 

Sermaye gurubu, tarihi süreç içerisinde işlevini gerçekleştirebilse idi, tartışılan anayasa konularına gereksinme bile duyulmayacaktı. Komünizm öcüsü ile büyüdükleri için tutucu değerlerle özdeşleşen burjuva sınıfı, bilinçsizliğinin sorumluluğundan kurtulmak için, şimdi dünyalı olmak için tartışıyor. Tartışırlarken, topluma hakim olan değerler sistemiyle çatıştıklarının farkındalar mı? Başlarını ellerinin arasına alarak, ötekileşmekten nasıl kurtulacaklarını düşünmelidirler. 

Anayasadan “Cumhuriyet” kavramının dışında diğer değiştirilmez ilkelerin değiştirilebileceğini belirtmeleri, onları ilericilik kavramıyla bütünleştiremeyeceğini iddia edebilirim. Bu konuyu başka bir yazıda tüm boyutlarıyla tartışmayı düşünüyorum. Televizyonda izlediğimiz iki görüntüyü anımsatarak burjuva sınıfımızdan isteğim olacaktır. 

Arap Birliğinin toplantısına katılanların giysileri ile Sayın Başbakanımızı ziyaret eden Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri bakanının sergilediği görüntü. Çıplak ayağa giyilmiş terlik ile başbakanımızın karşısında bacak bacağın üzerine atarak oturması. Bu görüntüye Sayın Başbakanımız “Üşütmeyin” diyerek espri yapmıştır. Sayın Başbakanımızın görüntüden rahatsız olduğu kanısındayım. 

Ülkemizde, ekonomik yapımızın öngörüleri olan çağdaş değerlerin, (Modern) yaşam biçimimize hakim olmadığı ortadadır. Burjuva sınıfımızdan dileğim şudur. Anayasanın tüm maddelerinin değiştirilmesini talep edebilirsiniz. Ancak, 1925 yılında kabul edilen” Kılık Kıyafet Yasasını” koruma altına almayı unutmayınız. Dünyanın en büyük devrimini gerçekleştiren Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu mecliste, burkalı bayanların, entarili ve terlikli, sarıklı bayların yer almasını görmeden tanrının rahmetine kavuşmak istiyorum. 

Ülkenin kurucularının ileri görüşlülüğü olmasa idi, ”Dünyalı olmak” isteyen Sayın TÜSİAD üyelerinin entarili ve terlikli hallerini görmek isterdim. Hele bayan üyelerine, siyah çarşaf veya burka ne güzel yakışırdı. 

Dünyalı olalım diye çaba harcarken, hiçbir öğretisi ve haber değeri olmayan magazin haberlerinin, nerede ise tüm televizyon kanalarında verilmesi de çağdaşlık değildir. Uç değerlerin çatışması, kültürümüze olumsuz yönde etkilemektedir.  

25.03.2011 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 448
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster