Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1086
 

Dünyamızı yöneten gizli örgütler: Scientology

Dünyamızı yöneten gizli örgütler: Scientology
 

Scientology'nin Los Angeles'deki uluslar arası merkezi


ABD’li bilim kurgu yazarı L.Ron Hubbard’ın kurgusuna göre, 75 milyon yıl önce galaksiler konfederasyonunun lideri “Xenu” isimli bir diktatördü. Anlaşmazlık yaşadığı varlıkları bir nevi sürgün gibi, Dünyaya göndermiş, bir yanardağa attırmış, üstlerine bir de bomba attırarak acı çeken kaynaşmış tek ruh haline gelmelerine neden olmuştur.

İnsanın da ruhu yoktur. Kendisi zaten ruhtan ibarettir.

Sürekli olarak yeniden doğar.                                     

İnsanların ruhları milyonlarca yıldır o dünyaya atılmış acı çeken ruhların etkisiyle acı çekmektedir.

Ruhlara “thetan” denir. (Yunanca theta "?" harfinden) 

Çektiğimiz acıların (enigma) bitmesi ve huzura kavuşabilmek için, öncelikle bu ruhların manevi baskısının ne kadar etkisi altında olduğumuzu tam olarak bilmek, daha sonra da doğru yöntemlerle, sürekli çalışarak bundan kurtulmamız gerekir.

Bu ucuz bir bilim kurgu romanının veya filminin konusu olabilecek hikâye Scientology inancının özüdür!

Scientology (sayntoloci olarak okunur) başlangıçta kişisel gelişim için hazırlanmış bir felsefeydi. Zamanla bir inanca dönüştü.

1967 yılında Scientology Kilisesi ve merkezi kuruldu.

Hubbard, 2. dünya savaşında denizciydi. Daha sonra savaş gazilerinin ruhsal sorunlarıyla ilgili bir örgütte çalıştı.

Ama Scientology bir örgüt kurulduktan sonra bir savaş kahramanı olarak pazarlandı.

Hatta mucizeler uyduruldu: Kör olmuş sonra gözleri açılmıştı, iki kez ölmesine karşın tekrar dirilmişti!

ABD özgürlük yasaları örgütlemeyi engelleyemedi.

Scientology, 1986’da Hubbard’ın ölümünden sonra daha da büyüyerek yeni bir din haline geldi.

Latince, “Scio”, “kelimenin tam anlamıyla bilmek”, Grekçe, “logos” ise, “çalışma”, “söz”, “mantık” anlamına gelir.

Scientology’nin anlamı, “ kendisi, diğer evrenler ve yaşamlar için ruha hâkim olmayı bilme ve bunun için çalışma” olarak açıklanıyor.

Ruhları arındırmak için “dianetics” adı verilen terapiler, E-metre (elektronik psikoölçer-cilt yüzeyinden vücuttaki statik elektrik miktarını gösteren basit bir alet) ile yapılan seanslar gereklidir:

Bir saatlik seansın hediyesi 1.000 dolardan başlar, 15.000 dolara kadar çıkabilir!

1971’de bir mahkeme, Hubbard’in tıbbi iddialarını, E-metre cihazının bilimselliğini reddetti. Patolojik yalancı olmakla, din kurmakla suçlandı.  Sonuç değişmedi.

Örgüte bir kez bulaşınca kurtulmak neredeyse imkânsız.

Kurtulabilenler tehdit ve şantajlardan, korkutulduklarından söz ediyorlar. Ancak pek fazla bir şey kanıtlayamıyorlar.

Çoğunlukla ilaç verilerek yapılan seanslar sonucu kişiye ait pek çok sır öğreniliyor. Daha sonra alınan bu bilgilerle şantaj yapılarak veya seans sırasında ilaç etkisi altındayken yazılar imzalatılarak insanlar bağımlı hale getiriliyorlar.

Her şey kişinin özgür iradesi ve isteği üzerine yapılmış gibi göründüğü için savcılar bir şey yapamıyorlar.

Dava edildikçe, davaları kazanan Scientology avukatları ve örgüt daha da güçleniyor.  

Her şeyini vermesine karşın kurtulamayanlar içinde intihar edenler var.

İnternet sitesine göre binlerce Kilisesi var. Üye sayısının 8-15 milyon arası olduğunu söylüyor. Ancak inandırıcı bulunmuyor.

ABD’de yapılan Dini Kimlik Araştırması raporlarına göre 2001 yılında ABD’de 55.000 üyesi var. Diğer bir araştırmaya göre 25.000 kişi.

2006 yılında Örgüt Yeni Zelanda’da 5.000-6.000 üyesi olduğunu ileri sürerken yapılan araştırmada 357 kişi olduğu tespit edilir.

Dünya çapında 100.000-200.000 kişinin örgüt üyesi olduğu sanılıyor.

İngiltere’de ve Almanya’da kontrol altında olmasına karşın başka pek çok ülkede hayırsever örgüt ve yeni din olarak kabul edilmeyi başarmış durumda. Kar amacı gütmeyen hayır kurumu veya yeni bir  din olarak da vergiden kurtuluyor.  

Karşıt görüşte olanlara göre ise, vergi vermemek için vakıf ve din perdesi arkasına saklanmış kriminal bir ticari örgüt.

Parlak zekâlı, tanınmış, başarılı insanları içlerine alıyor, böylece daha çok tanınıp daha çok kazanıyor.

Tom Cruise, John Travolta, Sony Bono, Chick Korea ve daha birçok tanınmış isim üyeler arasında sayılıyor.

John Travolta uzun süre örgüt sözcüsü olarak çalışır. 1983 yılında ise örgütün çalışmalarından hoşlanmadığını belirten açıklamalar yapar. Ama açıklamaların devamı ve detayı gelmez. Çünkü, iddiaya göre,  Travolta zamanında porno filmlerde  oynamıştır, homoseksüel eğilimleri de vardır. Örgütün elinde bunlarla ilgili belgeler vardır. Travolta susmaya devam ediyor!

Örgüt danışmanlık, yayıncılık, eczacılık, Hollywood yıldızlarına bir çeşit menajerlik yapıyor.

Aleyhte yayın yapanları, simgesi olan haçı, kendisiyle ilgili kitapları, üyeleriyle yapılan röportajları yayınlayan veya web sitesine koyanları mahkemeye veriyor. Yüksek telif hakları talep ediyor. (Örneğin, Tom Cruise ile yapılan bir röportajı yayınladığı için Youtube’u da mahkemeye vermişti.)

Örgüte yeni üyeler kazandıran üyelere para veriyorlar. Özellikle depresyondaki insanları kendilerine çekiyorlar. Psikiyatrik tedaviye karşılar. Kendi yöntemlerinin doğru olduğunu ileri sürüyorlar.

Üyeler  örgütün kitaplarını, yayınlarını satın alarak,  satın alınmasını sağlayarak da örgüte para kazandırıyorlar.

Kendi televizyonu, binlerce kilisesi, kullandığı 800-900’lü telefonları var.

“Ruhsal Teknoloji Kilisesi” adını verdikleri kuruluşlarının sadece 1987’deki gelirinin 503 milyon dolar olduğu mahkeme kayıtlarına geçmiş bulunuyor.

Kiliselerinden başka alt kuruluşları var. “Yurttaş İnsan Hakları Komisyonu” adını verdikleri bir örgütleri anti depresan olan Prozac´a savaş açtı; Prozac´ın intiharlara ve cinayetlere neden olduğunu iddia ediyorlar.

“Sağlık vakfı” sağlıklı yaşam ve dietle ilgili, “Criminon” suçluları topluma kazandırmak için, “Narconan”, uyuşturucu bağımlılarını rehabilite etmek için kendi yöntemleriyle çalışıyor.

Bu kuruluşlar örgüte karşı sempatiyi artırarak yeni üyeler kazanmak için de olanak yaratıyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlginçmiş. Dünyayı tarikatlar yönetiyor zaten. Ardına en çok sığındıkları araç ise din. Bir de bizim örgütümüz var buna benzer biliyorsunuz. Her ne kadar kendini besleyip büyüten Amerika'nın bile bazı rahatsızlıklarının olduğu zaman zaman yansıyorsa da basına dünya çapında yayılmaya devam eden Fethullah Gülen tarikatı. Bir gün onu da yazarsınız umarım. Saygılar

Ayrıntıda gezinmek 
 27.10.2012 16:15
Cevap :
Bizim örgütümüzü ABD’nin besleyip büyüttüğü doğru. Gülen ABD için, “Dünya gemisinin kaptanı” diyor. Sonuçta örgüt İslam ülkelerindeki ABD karşıtlığını yok etmekte de işe yarıyor. Orada okuyan seçme öğrenciler İngilizceyi de öğreniyorlar. Yarın kendi ülkelerinde bir yerlere geldikleri zaman ABD ile iyi ilişkiler kuracaklarını bilmek için kahin olmaya gerek yok. Ama bu konuda yazı yazınca yayınlanacağı şüpheli. Selamlar…  27.10.2012 18:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 174
Toplam yorum
: 110
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 4336
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

1958  doğumluyum. Arkeologum. Evliyim. Çocuğum yok. Çalışmıyorum. Yıllarca çalıştıktan sonra, zam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster