Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Kasım '16

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
2877
 

Dünyanın en garip ve iğrenç 6 yemeği

Dünyanın en garip ve iğrenç 6 yemeği
 

İğrençliğin de ötesine geçmiş, dehşet verici bazı şeyleri insanlar severek yiyor.


Eğer mideniz iğrenç şeyleri kaldırmıyorsa bunun sakın okumayın ve okumaya başladıysanız burada bırakıp hemen çıkın. Zira, bırakın insanı, akbaba veya sırtlan gibi leş yiyen hayvanların bile yemesine şaşılacak kadar iğrenç dünyanın en tuhaf yemeklerinin bir listesini görmek üzeresiniz. Bu yemekler yalnızca tat alma duyusuna hakaret değil, aynı zamanda toplum sağlığına ciddi birer tehdit ve hazırlanmaları zaman zaman hayvanlara yapılan vahşetin sınırlarını zorluyor. İşin garip yönü ise insanların bunları severek yemesi ve -çoğunlukla- hayatta kalmaları ve dahası bu yemeklerin(?) şifalı olduğuna falan inanmaları. Öyle ki bunlardan bazıları korkunç ve tiksindirci gelenekleri bitirmek isteyen hükümetler tarafından yasaklanmış ama yasaklar halkı caydırmamış ve bir türlü uygulanamamış.

Öte yandan, eğer kelle paça yada kokoreç yemiyorsanız; bamya ve kabak bana hitap etmiyor diyor ve yemek seçiyorsanız, bunu okuyun. Böylece burun kıvırdığınız birçok yemeğin aslında ne büyük nimetler olduğunu ve mutfağımızın bütün iğrençliklerden müzenneh ve dünyada bir numara olduğunu kesin olarak görürsünüz.

Hazırsanız başlıyoruz…

1-) Ortolan

Şoka girmenizi engellemek için en az iğrenç olandan başlıyorum. Ortolan, öteki adı Bayağı Kiraz Kuşu olan bir kuş. Serçe büyüklüğünde, Fransa’da yaşıyor ve soyu tükenmek üzere. Fransız mutfağının en güzide lezzetlerinden birisi olması ne yazık ki ortolan ırkının laneti haline gelmiş. Aslında bu kuşun yenmesi yaklaşık yirmi yıldır yasak ama Fransa devleti bu konuyu sıkı tutmaya 2007 yılında karar vermiş. Yine de Fransızlar ve özellikle politikacılar ve iş adamları gibi üst sınıf insanlar bu kuşu gizli gizli yiyor ve bunun için büyük meblağlar ödüyorlar. Buraya kadar sadece vahşi yaşama verilen zarardan söz ettik ama asıl iğrençlik kuşun yemeye hazırlanmasında. Doğada yaşayan Kiraz Kuşları özel ağlar ile yakalanıyor ve hayatlarının kalanını işkence altında geçiriyorlar. Hayvanın gözü kör edilerek yada karanlık bir yere konularak sürekli gece olduğunu sanması sağlanıyor. Kiraz Kuşu, gece beslenirmiş. Hep gece olunca hayvan sürekli kendisine verilen buğdayı yiyor ve normalin iki katı büyüklüğünde obez bir varlığa dönüşüyor. Tam bir yağ tulumu haline gelen zavallı kuş canlı olarak armanyak adı verilen alkol oranı çok yüksek bir içkinin içine atılıyor ve boğuluyor. Burada bir süre kalan kuş çıkarılıp sadece tüyleri ve ayakları söküldükten sonra kafası, gagası ve iç organlarıyla beraber pişirilip sofraya geliyor. Ortolan yemenin de bir adabı var. Bir lokmada yiyeceksiniz ve kafası ve gövdesinin içinde ne varsa mideye inecek. Sadece çiğnenmeyecek kadar sert kemik varsa çıkarıyorsunuz. Bir de bunu yaparken kafanızın üstüne bir örtü koyup tabağa eğilmeniz gerekiyor. Dediklerine göre bunu oburluklarını Tanrı’dan gizlemek (haşa) için yapıyorlarmış. İğrençliğin felsefesi de oluyormuş demek ki…

2-) Balut

Şimdi biraz daha iğrençleşelim ve Filipinler’de sokakta midye dolma misali satılan Balut’a bakalım. Eğer Filipinler’e gidip sokakta yumurta satıldığını görürseniz hemen uzaklaşın çünkü o Balut’tur. Bu şey kuluçkaya yatırılıp içinde civciv büyümüş bir ördek yumurtasıdır. Yumurta yavru ördekle birlikte pişirilir ve tüyü ve her uzvuyla yavru ördek yumurta kabuğunun içinde yenir. Filipinliler en çok 21 günlük yumurtayı kullanırken komşu Vietnam’da 25 günlük yumurtalar tercih ediliyormuş. Biraz daha olgun olsun istiyorlar. Korkunç…

3-) Casu Marzu

Çürük peynir anlamına gelen bu yiyecek olduğu iddia edilen şeyin yanında küflü eski kaşar inekten yeni sağılmış süt gibi taze gözükür. İtalya’nın Sardinya adasına has bu sözde peyniri yapmak için büyük kaşar tekerleri açıkta bırakılıyor. Belli bir sinek türü açıktaki peynire yumurtladıktan sonra yumurtalar açılıyor ve kurtçuklar peyniri yemeye başlıyor. Kurtçuklardan çıkan dışkılar asitli ve peyniri içten içe eritip yumuşatıyor. Casu Marzu böylece ortaya çıkıyor. Casu Marzu içindeki canlı kurtçuklarla birlikte tüketiliyor. Kurtçuklar canlı olmak zorunda yoksa zehirlenme yapabiliyormuş. Casu Marzu’nun ne kadar iğrenç birşey olduğunun içindeki kurtçuklar da farkında olmalı çünkü ilk fırsatta zıplayıp kaçmaya çalışıyorlarmış ve insanların üstüne de sıçrıyorlarmış. Tabi ki kurtçuk yiyen birisi için kurtçuğun üstüne sıçraması problem olmasa gerek. İyi haber, Casu Marzu’nun tamamen yasaklanmış olması. Bunu hala satmaya çalışanlara ağır cezalar var ama kara borsada hala çok pahalıya satılıyormuş.

4-) Hakarl

Bunun ne olduğunu anlatmadan önce İzlanda halkının hakkını vermem gerek. Bu kadar iğrenç bir yemek icat etmişler ama bunu kesinlikle keyiflerinden yapmamışlar. Vikingler bin yıldan uzun süre evvel kuzeydeki donmuş ada İzlanda’ya geldiklerinde eti zehirli bir köpekbalığı dışında yiyecek hiçbirşey bulamamışlar ve mecburen bunun zehirini çıkartmanın bir yolunu aramışlar. Yiyenlerin dünyanın tadı en kötü ve tiksindirici yemeği olarak teyit ettiği Hakarl işte böyle bir zorunluluktan ortaya çıkmış. Köpekbalığının organlarını çıkarttıktan sonra fileto yapıp  taşlarla birlikte yerde bir çukura gömüyorlar ve 2-3 ay orada tutuyorlar. Bu süre zarfında köpekbalığının zehirli suları akıyor ve eti fermente oluyor yani çürüyor. Tadanlar, Hakarl’ın sert bir amonyak tadına sahip olduğunu söylüyor. Böyle bir tadı olması normal çünkü neticede çürümüş balık etinden başka bir şey değil.

5-) Kiviak

İğrençliğin baş döndürücü çekim alanına artık girdik. Kiviak, İzlanda’dan bile daha zor şartların hüküm sürdüğü Grönland’da yine mecburiyetten icat edilmiş bir yiyecek. Karanlık kış aylarında evden bile çıkmak mümkün olmayan bu ülkede eski zamanın avcıları kışlık yiyeceklerinin böyle turşusunu kurmuş. Kiviak, kısaca şöyle yapılıyor. Belli bir kuş türünden 20-30 adet topluyorsunuz ve iç organları çıkarılmış fok balığının gövdesinin içine tüyleriyle birlikte bütün olarak yerleştiriyorsunuz. Havasını mümkün olduğu kadar boşalttıktan sonra bu mide bulandırıcı et torbasını kapatıp üstünü fok yağıyla sıvıyorsunuz. Açılmasın diye üstüne ağır bir kaya koyup bir çukura bırakıyorsunuz. Aradan 6 ay ile 1 buçuk sene geçtikten sonra gelip turşunun kapağını açıyorsunuz ve çürümüş kuşlarınızı tüylerini yolup yemeye başlıyorsunuz. Birkaç yıl önce bir adam bu yemeği yanlış kuş türüyle hazırlamış ve ortaya çıkan zehirli Kiviak birkaç kişiyi öldürmüş. Elbette böyle birşeyi hazırlayıp yemek ve hayatta kalmak için yüzyıllar öncesine dayanan tekniklere hakim olmak lazım ve modern hayatın gelişimiyle insanlar artık bu teknikleri unutuyorlar. Kesinlikle artık terkedilmesi gereken bir gelenek Kiviak…

6-) Bebek Fare Şarabı

Bırakın içmeyi, görmek, düşünmek ve hatta bin kilometreden daha yakınına gelmek bile istemediğim bu cehennem iksirinin ayrıntılarını okumadan çıkmak için hala bir şansınız var. Bebek fare şarabı, Çin ve Kore’de başta astım olmak üzere birçok hastalığa iyi geldiği düşüncesiyle tüketilen oldukça popüler bir içkidir. Tadını kesinlikle öğrenmek istemeyeceğiniz bu içki alkollüdür ve normal şaraba benzer ama bir malzeme onu tüm şaraplardan farklı kılar. Bebek fare şarabı hazırlamak için en çok üç günlük, gözleri açılmamış ve hiç tüyü çıkmamış yavru fareler toplanır. Onlarca canlı fare yavrusu bir büyük kavanoz yada fıçının dibine yerleştirilir. Daha sonra hala canlı oldukları halde üstlerine şarap dökülür ve kapak kapatılır. Saydam şarap kavanozlarında alkolün içinde aynen korunmuş minik fareleri görmek mümkündür.

Sonuç Yazmak İsterdim

Sonuç yazmak isterdim ama yiyecek olarak görülen bu korkunç karışımlar beni sarstı ve o yüzden pek bir yorum yapmadan yazıyı bitirmek zorundayım. Size tavsiyem elinizin altındaki nimetlere şükretmeniz ve tuhaf ülkelere gidiyorsanız yanınıza bol bol konserve ve bisküvi almanız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 6504
Kayıt tarihi
: 11.10.15
 
 

Sağlıklı ve lezzetli gıdalarla beslenmek, temiz ve huzurlu bir ortamda sade ama keyifli bir yaşam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster