Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '07

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1127
 

Dünyanın gözüyle Nazım

Dünyanın gözüyle Nazım
 

Ben bir insan, ben bir Türk şairi Nazım Hikmet, ben tepeden tırnağa insan, tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret… diyor kendini tanımlarken Nazım Hikmet.
Evet, gerçekten o bir Türk şairiydi hem de gelmiş geçmiş en büyük Türk şairlerinden biri ama memleketinde elini kolunu sallayarak yürüyemedi, çocuğunu bağrına basıp doya doya sevemedi, denizini seyredip dalgalarını dinleyemedi, semalarına bakıp iç geçiremedi. Bir gün gizlice kaçtı memleketinden, bir daha da geri dönemedi.

“kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir, ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını, ben hasretlerin”
İşte böyle tanımlıyor kendini bir şiirinde. Fakat o öyle bir şairdi ki her zaman adından sözettirdi. Biz onu o kadar iyi tanıyoruz ki!. . Onu bir çok yazarımız, şairimiz bize tanıtmaya çalıştılar. Bir de bu toprakların dışından onu tanıtmaya, tanımlamaya çalışanlar var.

Mesela;
“kardeşim,
öyle derin duygular, düşünceler yarattın ki bende,
denizden esen acı rüzgar
kapacak olsa bunları
bulut gibi, yaprak gibi sürüklenir,
yaşarken seçtiğin
ve ölümden sonra da sana barınak olan
oraya, o toprağa düşerler. ”(*) diyor onun hakkında Şili’li şair Pablo Neruda.

Nazım’a Şili kasımpatılarından sunuyor bir demet. Çünkü onda halkların savaşını, yurdunun kederli davullarının boğuk gürültüsünü buluyor. Aynı yolda savaş verdiklerini biliyor yazar. Onsuz bir dünya da tasarlayamıyor. Onu örnek alamadan nasıl yaşaması gerektiğini sorguluyor. En son ona teşekkürlerini sunuyor.

Nazım’ın taşıdığı gibi özgür bir ruh taşıyan, yüzyılın yazarları arasında yer alan Jean Paul Sartre ise şöyle bahsediyor ondan:

“Ben her şeyden önce onun insan olarak büyüklüğünü ve kabına sığmaz enerjisini hatırlatmak istiyorum. Onu ağır hastalığı sırasında tanımış, yaşamak ve savaşmak iradesi karşısında şaşıp kalmıştım. Ama beni asıl etkileyen onun hüzünlü ve alaycı uyanıklığı oldu. Eziyetlerden, ölümlerden kaçıp kurtulan bu adam - başkalarının yaptığı gibi - dinlenmiyordu. Biten hiçbir şey yoktu onun için. Dıştaki düşmanla savaşırken içteki dostların hatalarına karşı da kardeşçe bir savaşı sürdürüyordu. ”(**)

Gerçekten onda hiç yorulmayan bir ruh vardı. Her zaman insanlık adına hizmet etmek, onun için en büyük gayelerden biriydi. Barış uğruna varını yoğunu ortaya koydu. Hastalık dönemlerinde bile yatağına bağlı kalmak istemedi. Durup dinlenmedi.

“Yaşamının bazı dönemlerini tanıyordum yalnızca; uğradığı ve üstesinden geldiği deneylerin bazılarını biliyordum. Masallaşmıştı. Bakışıyla karşılaşınca insan, onun kaderinin örnek bir kader olduğunu görmezden gelemiyordu. Korkunç acı çekti uzun zaman, ama hiç yenilmedi. (. . . ) Şiirleri, bilindiği gibi, hayran olunası şiirlerdi. Şiirlerini okuyanlardan, dinleyenlerden hiçbiri, okumalarından, dinlemelerinden önceki gibi kalmadılar. ”(**) diyordu Philippe Soupault.
Ona hayranlığını hiçbir şekilde gizleyemiyordu. Onun büyük bir şair, bunun da ötesinde büyük bir insan olduğunu vurguluyordu. Nazım’ın parlaklığına sevinçle tutunuyordu. Gerçekten çok uzun yıllar acı çekmesine rağmen, nasıl onun böyle hala ayakta ve enerjik kalabildiğine herkes gibi o da şaşırıyordu.

Sovyet şairi Yevgeni Yevtuşenko ise Nazım’ın Yüreği adlı şiirinde onun hakkında şöyle diyordu: “Usanınca gerçeklerin yalanından, kaygan, yüzsüz baskıdan, tunç Nazım’ı anımsarım. ”(***)

Nazım’ın bitmeyen yürek ağrılarından, yaşadığı acılardan, yangınlardan bahsediyor ve sevdiği, takdir ettiği bu ölümsüz şairin duygularına ortak oluyor, aynı acıları yaşıyor ruhunda.

“hey gidi doktor… hastanız gitti
yaramadı çabalarınız
yüreğiyse onun gizli gizli çarparak
sürdürdü ağrısını
ölümünden sonra da.
İçindeki acı için ağrıyor
Türkler için, Ruslar için ağrıyor
Kendisi gibi mahpusta özgür olanlar için
Özgürlükte mahpus gibiler için
Ağrıyor. ”(***)

“Kendi duvarların nasıl tutamadıysa kelimelerini, bizim duvarlarımız da tutamadı, kardeşim, kelimelerin buldu bizi. ”(****) diyen Howard Fast’ın kalbi de Nazım’ın kalbi gibi bir türkü tutturmuştu. Nazım’ın kardeşliğine, kurtarıcı kişiliğine hayran kalmıştı hep. Kendi yüreğinin türkülerini, Nazım’a söylemeden de onun anlayabileceğini biliyordu.

Ömrünü sürgünden sürgüne, hapishane köşelerinde, vatan hasretliğinde tamamlamıştı Nazım. Onun için Luois Aragon; “Hapishane dışında öldün, bu da çok şey. "(*****) diyerek yaşamını kısaca özetliyordu.

İşte böyleydi dünyanın gözüyle Nazım. Örnek bir şahsiyetti onlar için. Gerçek bir insan, gerçek bir şairdi. Sözümü yine onun bir cümlesiyle bitirmek istiyorum. Buraya kadar söylemek istediklerimizi kendisi özetliyor:

“Hem bir tek elmadan, hem süpürülen topraktan, hem zindandan dönen insan ruhundan, hem kitlelerin daha güzel günler için savaşından, hem bir tek
insanın sevda kederlerinden bahseden şiirler yazmak istiyorum, hem ölüm korkusundan, hem ölümden korkmamaktan bahseden şiirler yazmak istiyorum. ”

(*) Çeviri: Ataol Behramoğlu
(**) Çeviri: Afşar Timuçin
(***) Çeviri: Ziya Yamaç
(****) Çeviri: Ülkü Tamer
(*****) Çeviri: Bertan Onaran

resim: www. ses. org. tr

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

m.cevdet anday şöyle demiş:bu topraklarda düşünceyi kuduz köpek gibi kovarlar bizde önemli olan düşünceni nasıl ifade ettiğin değildir ne düşündüğündür. Aslında bu da değildir belki kişi seni nasıl kodlamışsa onun için 'o'sun ne daha fazla ne daha gerçek... saygılar

Mehmet F. Özbay 
 08.02.2007 8:49
 

Nazım Hikmet Ran'ı blog' taşıdığınız için, onu şiirlerini, düşüncelerini, insan sevgisiyle dolu yüreğini ve memleket sevdasını yeniden anımsattığınız için...

Kuşkayası (Turgut Erbek) 
 06.02.2007 19:44
 

Eline sağlık.Daha önce duymadığım şeyler öğrendim yazından.Sevgiler.

Yorgun Çingene 
 02.02.2007 15:54
Cevap :
Demek ki yazım amacına ulaşmış.Teşekkür ederim.  02.02.2007 23:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 77
Toplam yorum
: 284
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 894
Kayıt tarihi
: 13.01.07
 
 

1979 Giresun doğumluyum. Kendimi bildim bileli kalabalığı sevmem. İnsanlara karşı mesafeliyimdir. He..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster