Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
4184
 

Dünyanın ilk transeksüeli: Lili Elbe

Dünyanın ilk transeksüeli: Lili Elbe
 

David Ebershoff tarafından yazılan Danish Girl adlı roman 2001 yılında tüm dünyada konuşuldu. Şimdi bu romanın beyazperdeye uyarlanması konuşuluyor. Başrolünü Nicole Kidman'ın oynayacağı film, Danimarkalı bir ressamın hayatını anlatıyor. Elbette kitabın bu kadar ilgi görmesinin sebebi sadece bir ressamın hayatını anlatması değil. Konu edilen Danimarkalı ressam Lili Elbe (gerçek adı: Einar Wegener).

Kitabı ilk okuduğum gerçekten çok sevmiştim. Konusu, anlatış biçimi, her sayfa için sanki özenle seçilmiş muhteşem cümleler ve olaylar zinciri. Gerçek bir hayat hikayesi olmasınında etkisi büyük tabi. Film olayı duyurulunca çok heyecanlandım. Nicole Kidman sevdiğim bir oyuncu. Eminim bu rolün altından başarıyla kalkacaktır.

***

Lili Elbe'nin hayatı olaylı olduğu gibi bir o kadar da trajik. Erken olarak dünyaya gelen Einar, üniversite yıllarında, kendisi gibi ressam olan Gerda Gottlieb’le evlendi. Gerda'ya kadın kıyafetleri içinde pozlar veren, ikinci bir kadın kişiliğine bürünüp eşiyle lezbiyen ilişki yaşayan Wegener, aynı zamanda tarihin ilk transeksüeli. Evlendiklerinde Einar 22, eşi ise 19 yaşındadır. Kopenhag Sanat Okulu'nda tanışmışlardır.

Gerda'nın resimlerindeki güzel gözlü, boyalı çekici kadın herkes tarafından merak ediledursun, karı koca kimi zaman Wegener'in Lili adlı dişi karaktere bürünüp çekici bayan kıyafetleri giymesiyle cinsel hayatlarına oldukça renk katmaktadır. Kaynaklara göre Gerda eşini bazen Einar bazen de Lili olarak görmek ister.

Danimarkalı ressam Einar Wegener’in (Lili Elbe) koca bir trajediyi içinde barındıran yaşamı öylesine sıradışı ki, sinemadan edebiyata, popüler kültürün pek çok alanında ilham kaynağı olmasına şaşırmamak gerek.

1913 yılında ise bu olay açığa çıkar ve o zamanın Danimarka'sından hiç hoş karşılanmaz. Çiftimizde soluğu Paris'te alır. Paris'te yaşadıkları sıradışı hayatı gizlemelerine gerek yoktur; hatta gece dışarı çıkarken rahatça feminen kıyafetler giyebilir Wegener.

Yakınları tarafından çiftin ilişkileri bilinirken, yabancılar Lili Elbe adındaki kadını Gerda'nın kadın kılığına girmiş eşi olarak değil de kızkardeşi olarak bilmektedir.

Çift hakkında dedikoduların arkası kesilmez, hatta sonradan cinsiyet değiştirme operasyonları sırasında hayatını kaybeden Wegener'in ölümünden karısı Gerda sorumlu tutulur.

1930 yılında hissettiği kadınlık duygularını fiziksel olarak da hayata geçirmek için ilk ameliyatını olur Wegener. İlk ameliyat sonrası çiftin evlilikleri de geçerliliğini kaybeder ve sonrasında Gerda başkasıyla evlenerek Fas'a yerleşir. Ameliyatla testisleri alınan ve evliliğini bitiren Lili Elbe ressamlığı bırakır, çünkü ona göre resim yeteneği olan kişi artık bedeninde ve ruhunda yaşamayan Einar Wegener'dir ve o artık Lili Elbe'dir. (İlk ameliyatı yapan doktor: Magnus Hirschfeld).

Vücuduna yumurtalık yerleştirmek için ikinci bir ameliyat daha olur Lili Elbe. 26 yaşında bir kadından kendisine yumurtalık nakil edilir ve sevgilisine çocuk doğurmayı amaçlayarak ölüm riskine ragmen üçüncü, dördüncü ameliyatı da kabul eder. (İkinci operasyonu yapan doktor: Dr Warnekros)

Dördüncü ameliyattan sonra şiddetli karın ağrıları çeken Lili Elbe'nin vücudu yumurtalıkları reddeder ve beşinci ameliyattan bir süre sonra hayatını kaybeder, kadın olarak da gömülür. Bazılarına göre ölümünün sahte olduğu, rahat bir hayat yaşamak için böyle bir plan yaptığı bile söylenir. Öldüğünde 49 yaşındadır.

Lili Elbe, nam-ı diğer Einar Wegener'in ölümünü duyan eski eşi Gerda çok üzülür ve İtalyan olan eşinden ayrılarak Einar ile ilk tanıştıkları, ilk görüşte aşık oldukları ve evlendikleri şehir olan Kopenhag'a yerleşir. Çevredekilerin eski eşinin ölümünden, onu kadın olmaya teşvik ettiği için kendisini suçlamaları Gerda'yı alkole sevkeder. Ressam olarak da kariyeri biten ve eski şöhretini kaybeden Gerda Gottlieb Wegener Porta, 1940 yılında kiralık bir dairede yalnız olarak hayatını kaybeder.

***

Lili Elbe'nin hayatı böyle sıradışı, böyle sansasyonel. Gerçekten de kitaplara, filmlere konu olacak cinsten.

Bu trajik hikâye müzik dünyasını da etkiledi. The Stripper Project’in 2008 yılında piyasaya sürdüğü Filthy Wonderful’ın ilham kaynağı da Lili Elbe’den başkası değil.

Eşcinsellik son yılların en çok tartışılan mevzularından biri oldu. "Aynı cinsiyetten birine âşık olmak bir hak mıdır? Hemcinslerle evlenmek caiz midir?" minvalinde kafa karışıklıkları medyanın da katkılarıyla akıllarda cızırtı yaratırken, Tomas Alfredsson’ın rejisör makamına kurulacağı "Danimarkalı Kız" adlı film, konuyla ilgili suni tartışmaları gölgede bırakıp gündemin en güneş alan yerine oturdu.

En azından Danish Girl kitabını edinip okumanızı tavsiye ederim. Bir hayat hikayesi ne denli acayip olabilir ki? sorusuna en güzel cevaplardan birini alabilirsiniz. Filmi ise hiç demiyorum, vizyona girer girmez izleyeceğim çünkü.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 50
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2341
Kayıt tarihi
: 09.08.08
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencisiyim. Yazılarımla, paylaşımlarım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster