Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '19

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
39
 

Dünyayı Gezenler

Çağrı Çankaya, sırtında çantası, elinde haritası aylak aylak dünyayı gezenlere pek benzemiyor. Onun formülü tasarım yapmak! Nitekim gittiği ülkelerdeki reklam ajanslarında çalışarak kazandığı parayla geçimini sağlıyor ve bu parayla dünyayı geziyor. 3 yıl önce beş kuruşsuz yola düşen Çankaya, 4 rota ve 23 ülkeyi geride bırakmış bile. Rutin hayatı özlediği için şimdilerde Türkiye’de olan Çankaya’nın bu hayali gerçekleştirmesini tetikleyen hikâye de ilginç. Reklam ajansında yoğun tempoda çalışan Çankaya, evle iş arasında mekik dokuyor. Ne yaptığı iş ne de sosyal hayatı onu tatmin ediyor. Dedesinin vefatından sonra radikal bir karar alıyor: “Dedem hâkimdi, güçlü ve otoriter bir karakterdi. Onun yaşlılık sürecine şahit oldum. Kulakları ağır işitmeye başladı, kalp pili takıldı, oksijen tüpüyle yaşıyordu. Derken vefat etti. O güçlü dedem musalla taşında küçücük göründü gözüme. Günün sonunda geleceğim yer burasıydı ve ben Amerikan burgeri satmak için kampanyalar hazırlıyordum. Gençliğimi yok ettiğimi fark ettim.” diyor. Ev kredisi, aile geçindirme sorumluluğu, eşi çoluk çocuğu da yok. Ancak 2 yıl daha geçerse bunlardan biri hayatının köşe taşı olacak. ‘Ya şimdi ya asla’ diyor! Dünyayı gezecek parası olmasa da altın bir bileziği var: Tasarım. İstanbul Dizayn Haftası’nda tanıştığı Hint arkadaşı Sudhir Sharma’ya mail atıyor. Arkadaşı ona kendi ajansında iş teklif ediyor. Mevzuyu ailesine söyleyen Çankaya, pek olumlu tepkiler almıyor. Babası bunun çocuksu bir hayal olduğunu, garsonluk yaparak para kazanabileceğini ama tasarımla bir şeyler yapmanın güç olduğunu anlatıyor.

“Çocukken uçak görünce gittiği ülkelerdeki hayatları merak ederdim ve bir gün o ülkelere gideceğimi düşünürdüm.” diyen Çankaya, yolculuğa başlıyor. Gittiği ülkelerde ajansların çatı katında, yer yataklarında yatıyor. Öyle yerlerde kalıyor ki, kendi deyimiyle köpek bağlasan durmaz. Sri Lanka’da kaldığı ev için, “Hangi kapıyı açsam bir hayvan diğerini yiyordu. Mutfakta öyle bir örümcek vardı ki, o ev sahibi ben misafirdim. Gece karıncalar yerdi, sabah bir uyanırdım, vücudum şişmiş. Eve yılan girerdi, köpek onu kovalardı.”

Çankaya, dünyanın dört bir yanındaki reklam ajanslarına 1.408 mail atıyor ve altı tanesinden olumlu cevap alıyor. O altı şirkete göre rotasını belirleyen Çankaya’nın ‘Designer of the road’ projesi öyle tutuyor ki, bir süre sonra kendisi gelen teklifleri değerlendirmeye başlıyor. Kaldığı yerlerin çıtası da gittikçe yükseliyor.

Vietnam’da mide kanaması geçirmiş

Çankaya, Hindistan’da hastalanmış. Muayene olacak parası yok tabii. Hindistanlı doktora tasarım yaparak dünyayı gezdiğini anlatmış, nazar boncuğu hediye etmiş. Doktor, bu hediye karşılığında Çankaya’yı muayene etmiş. Vietnam’da da düşük bir maaşla çalıştığı için ucuz sokak yemeklerinden yiyormuş. Midesinden rahatsızlanmış. Doktor kuzenini arayıp kan kustuğunu, baygınlık geçirdiğini anlatınca “Mide kanaması geçiriyorsun, şu an bile ölebilirsin.” cevabını almış. Cebindeki 200 dolarla hastaneye gitmiş fakat muayene ve testler 300 dolar tutuyor. Görevliler kan testinde bazı değerleri ölçmemişler. Doktor ilaç yazmış, hastanedekiler de Çankaya’ya yol vermiş. Ertesi gün Kore’ye gidecek olan Çankaya, hazırlığını yapmış ancak otel görevlileri son haftanın parası ödenmediği için onu rehin almış. Ajansa durumu anlatan Çankaya, bir arkadaşının ödemeyi yapmasıyla otelden çıkmış. Hasta hasta Kore’ye giden Çankaya’nın irtibata geçtiği ajans onu dünyayı gezen zengin çocuğu zannetmiş, onu lüks otellere yönlendirmiş. Havaalanına almaya da gelmemişler. “Herhalde bu akşam burada ölürüm” düşüncesine dalmışken telefonundan gelen ses dikkatini dağıtmış, şarjı bitmek üzereymiş, kontörü de çok az. “Son kurşunu iyi bir yere sıkmalıyım.” diye düşünüp rehberini kurcalamış ve 2007’de Kore’ye geldiğinde tanıştığı arkadaşının numarasını görmüş. Altı saniyede durumu özetleyen Çankaya, “Tamam geliyorum.” cevabını alamadan telefon kapanmış. Öylece beklerken bakmış ki arkadaşı orada!

Bali’de sörf yapmanın dayanılmaz hafifliği!

Çankaya, gittiği ülkelerde hızlı trenlere biniyor, dalış yapıyor, paraşütle atlıyor, dağa tırmanıyor. Denemediği spor yok. Endonezya Bali’ye gidip de sörf yapmamak olmaz elbette. Hazırlığını yapmış, sörfe başlamış. Keyifli geçen saatlerden sonra motosikletinin yanına geldiğinde ne görsün! Motosikletin kilitli dolabını açıp cüzdanını çalmışlar. Yine 5 kuruşsuz kalan Çankaya’nın yemek masraflarını arkadaşları karşılamış. Guatalamo’da da benzer bir hadise yaşamış. Brezilya’da güzel para kazanan Çankaya, parasını kilitli olan bavuluna koymuş. Türkiye’ye uğrayıp anne böreği yemek istiyormuş ve aktarmalı uçuşlarla gelecekmiş. ‘Üzerimde taşımam riskli olur’ diyerek bavuluna koymuş ve bavul görevlileri, kamerasız bir yerde kilidi kırıp parayı almış. Çankaya işin peşini bırakır mı? Bir yıl uğraştıktan sonra parasının yarısını geri almış. 23 ülke gezip de iki kere karakolluk olmak Çankaya’ya göre az bir mesele. Rutin hayatı özlediğini anlatan Çağrı Çankaya, ev alıp kiraya vermek istediğini anlatıyor. “Asya ülkelerinde kokonat suyu uçup büyük tuvallere dev resimler yapmak istiyorum bahçemde.” deyip gülüyor.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 30
Kayıt tarihi
: 06.01.19
 
 

Aktivist / Gazeteci ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 30
Kayıt tarihi
: 06.01.19
 
 

Aktivist / Gazeteci ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster