Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '15

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
131
 

Dur Asker

Dur Asker
 

mobidik.com isimli sitede yayımlanan e-kitabımın kapağı


Hayat, uzun uzadıya anlatılamayacak kadar kısa. Sadece yaşanılan anların ağırlığı ve hafifliği var ruhumuzda. Her şey gelip geçiyor; insanlar ve zaman gibi. Bir tek geriye kalan anlar ve o anları gülümseterek veya hüzünlü bir şekilde hatırlatan anılar. 
 
Mobidik.com'da yayımlanan "ANILARIN YAMACINDA" isimli dördüncü eserimde hayatımda iz bırakmış pek çok hatıradan otuz ikisine yer vermiştim. Bunlardan bazılarını tanıtım amaçlı sizlerle paylaşıyorum. "Dur Asker" de yaşanmış hikayelerden biri. Umarım severek okursunuz.  
 
DUR ASKER
Aynı çatı altında pek çok ortak anı paylaşırsınız tanıdığınız veya tanımadığınız insanlarla. İş çıkışı mesai arkadaşlarınızla vedalaşıp servise bindiğinizde orada da hayat devam eder. Selamlaşır, sohbetler edersiniz aranızda. Konu;  genelde ya işle  ya da evle ilgilidir. Bazen gündemin etkileri yansır; politika, müzik, spor vs. Ne çok kanaat önderi, futbol yorumcusu, bilir kişi vardır toplumumuzda.  
 
Yine böyle zamanlardan biri. Askeri hiyerarşik düzene göre herkes yerine oturuyor. Platformdaki araçlar, kalkış saatini bekliyor. Kurallar hiç aksamıyor. Meydandaki askerin çaldığı düdükle birlikte bir plan dahilinde, sırayla semt servisleri harekete geçiyor. İçerdekilerden kimi çok yorgun, başını cama yaslamış gözlerini dinlendiriyor. Kimi açmış kitabını okuyor. Kimi yolu izliyor kimi de yanındaki arkadaşıyla muhabbet halinde. Trafik her zaman ki gibi akşam saatlerinde çok yoğun. Ankara, nüfus yoğunluğu en kalabalık şehirlerimizden biri. Bakanlıklar ve Kızılay bölgesi başka yerlere göre daha bir kalabalık. Meclis, Bakanlıklar, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve pek çok kurum hemen hemen aynı saatlerde paydos ediyor ve arap saçına dönüyor yollar. Dur, kalkla geçiyor zaman belli ayrımlara kadar. İskitlerden sonra bir rahatlama oluyor akışta. Birden servis duruyor. Önce bakınıyoruz sağımıza solumuza. Sorunun bizde olduğunu farketmemiz gecikmiyor. Kaza da olmadığına göre “kesin araç bozuldu” diyoruz ağız birliği etmişcesine. Derken araç komutanının sesi yükseliyor.  
 
“Asker dur!  Nereye oğlum?”
 
Askerden hiç bir cevap yok. Sadece koşuyor.
 
Firar mı etti acaba, diyor önden biri. Diğeri “yok artık!” diyor dudak bükerek. Araçtan bütün komutanlar iniyor. Askerin koştuğu yöne doğru yöneliyorlar hızlı adımlarla. Merak içinde bakıyoruz camdan dışarı. Az sonra araç şoförümüz  görüş alanımıza giriyor. Bu defa bize doğru koşuyor bir yandan da şapkasını tutuyor düşmesin diye. Selam verip, biniyor.
 
Öfkeli araç komutanı, servis hareket etmeden önce askerimizden yaptığının açıklamasını bekliyor ve bu arada yapılmaması gerekenleri sıralıyor peşpeşe.
 
“Yaptığın disiplin suçu haberin var mı? Öyle kafana göre çekip gidemezsin araçtan. Bilgi de vermedin! Olmaz böyle. Rapor edeceğim bu durumu!”
 
Bir o kadar sessizce cevap geliyor askerden. Herkes kulak kabartıyor. Sonra gülüşmeler başlıyor ama askerimizi utandırmamak adına gizlice.
 
“Özür dilerim Komutanım! Hani aniden örgütleşen kara bulutlar vardır. Sonra sağnak yağmura dönüşürler. İşte öyle bir şey oldu. Sıkışıverdim! Değil konuşmak hızlı nefes alsam kesin altıma kaçırırdım!”
 
 
Aysel AKSÜMER
 
 
NOT : Anıların Yamacında isimli dördüncü eserimden tanıtım amaçlı bir anıdır. E-kitabımdaki diğer hikayelere mobidik.com isimli siteden ulaşabilirsiniz. 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 327
Toplam yorum
: 398
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 461
Kayıt tarihi
: 22.03.10
 
 

1966 doğumluyum. Halkla İlişkiler bölümü mezunuyum. Iki çocuk annesiyim. Edebiyatın hep okuyucu t..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster