Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Hakan Karaduman (Akdenizli)

http://blog.milliyet.com.tr/akdenizli

06 Kasım '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
346
 

Duruş

Duruş
 

Az okunuyor olmanın büyük avantajlarından biri sayfanızda istediğiniz değişiklikleri yapabiliyor olmanız. Okuyucu genelde belli bir süzgeçten geçmiş bir anlayışla sayfanıza geliyor. Her şey belli normlarda olmalı onun için. Cümle kuruluşlarından, düşünce yapınıza kadar belli bir kategoriye oturmuş olmanızı bekliyor. Sonuçta benzer yazım prototipleri her yeri kaplıyor. Birbirine benzer, topyekun aynılıklar. Tabi hatalar veya yanlış tahlillerde de aynılıklar oluyor.

Yeni yüzyılda insanların kategorilere ayrılıp kolay tanınması ve kolay yönetilmesi isteniyor. Kalabalıkların yoğunluğunda sürtünmeleri önlemek için yasalarla çoğaltılmış insanın yalnızlığını arttıran çözümler ortak kabul görüyor. Temel korku herkesin herkesten korkması anlayışıyla kapalılaşarak evlere hapsolan yığınları doğruyor.

Doğumlar tek tek yerine yığınlar halinde birbirine benzeşen kalabalıklar şekline olmaya başlamasına kentleşme adını veriyorlar. Şimdilerde adını dahi duymadığımız birçok insanı anlamaya yönelik eğitim dalları aslında insanı nasıl yola getiririz amacından yola çıkıyor.

Tüm bunların dışında ister istemez kalan insanlar farklı gözlerle bakabiliyorlar olaylara. Ki, bazen bir olayın bütününü herkesten daha iyi görebiliyorlar. Örneğin ABD Irak’a girmek yerine üç trilyon doları insanlık adına, Afrika adına, çocuklar adına, açlık ve dünya çevre felaketlerini önleme adına kullanmış olsaydı son beş yılda nasıl bir gezegende yaşıyor olacaktık sorusu “farklı düşünen insanın”kafasında şekilleniyor.

Veya Atatürk’ü anlayıp onu anlatacak bir belgesel çekecek kişinin biraz olsun onun kişiliğine benzeşen yönlerinin olmasını bekliyor.

Magazinci, entel magazinci, benmerkezci bir elden onu anlatmak işin kolayı olduğunu görebiliyor.

Güçlü eller, kararlı duruşlar, net söylemler olmalı onu anlatacak kişide diyebiliyor. -Tabii sanatçı bir kişiliğinin olması bütünü tamamlayacaktır.-

Gerçeklere farklı gözlerle bakanlar, yalnızlaşan ve birbirini iten kalabalıklara, onların dilinden anlatmak değildir onu diyorlar. Gerçek hiç benzemez; çünkü bu denli kaygan bir zeminde hala cumhuriyetin ayakta durabiliyor olması bunun en güzel kanıtı; bu temel magazinsel bir anlatımla belgeselleştirilemez diyorlar.

***

Atatürk kafalarda yaşıyor, onu gün ışığına çıkardım diyor belgeselci.

Onun anlamadığı ve hiçbir zaman anlayamayacağı ise Anadolu insanın kafasındaki atası için düşündükleri oluyor.

***

Gazeteler internet üzerinden sürekli canlı ve kendini yenileyen duruma geldiler. Ama dikkat edin gazete yazarları hala bu hıza erişmiş değiller. Bir gün önce yazdıkları ve çoğu kez güncelliğini yitirmiş yazılarıyla sürekli ters köşe olmaktalar. Halbuki işleriyse eğer, gün için internet üzerinden yazılarını yenilmeliler ve gündeme göre yeni yazılarını gün içinde yayınlamalılar. Mutlaka sayfalarında okur yorumları olmalı ve hepsinden daha önemlisi bunlara yanıt vermeliler. İnteraktiflik budur.

İşte o yüzden gerçeği yaklamakta zorlanıyorlar; tahlilleri gerçeğe yaklaşamıyor.

O yüzden kendi kafalarındaki herkesin atasını belgeselliyorlar. Lafların nerelere gidebileceğini hesaplayamıyorlar, ortaya koydukları değerlerin herkesin önünde çırılçıplak kalacağını düşünemiyorlar.

Böyle olunca da şeytan yumurtalarını kolayca onlardan alıyor. Gözleri kamaşıyor onları bekleyen parlak günlere bakarken. Ama gerçek yumurtalarını erken kırıyor, boşluk başlıyor onlar için. Acınacak olabilecek durumlar onları bekliyor; asla hesap edemedikleri çıplak gerçek onları soymaya başlıyor. Deri değiştirirlerken derin acılar yaşayacaklarını hesaba katmadan kral olacakları günlere düşeyazıyorlar.

Her şey bittikten sonra, “kusura bakmayın, kızlığınızı bozmuşuz” deyip işin içinden sıyrılacaklarına yüzde yüz emin oluyorlar. Tıpkı sürekli suya yazdıkları ve herkese kabul ettirdikleri gibi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Birbirine benzeyen korku ile yola getirilmiş yanlız insanlar ,ayakta durabilme savaşında bütün pencereleri kapatılmış.Gerçekse korkusuzluk!Getirisi zarar olacak yaşam olmuş ülkemizde.Kim nasıl durursa dursun dışa vurulmayı sabırla bekleyen gerçek (yazınızda çok güzel belirtmişsiniz cumhuriyetin kaygan zeminde hala nasıl ayakta durabildiği gerçeği)bir gün su üzerine yazılmayacak değerli dostum.

zirve özden özpınar 
 08.11.2008 14:40
Cevap :
çok haklısınız. yüce yüreğinize teşekkür ederim. sağlıcakla kalın.  08.11.2008 17:36
 

*Akdenizli* bu remziyle hafızamdaki aşinalığı tedaî ettirdi... Blog sahifemin altıdaki baş sütunda gördüğümde rumuzunuzu o aşinalıkla hemen içine girdim. "Farklılığın farklılığını, farklılığının güzelliğiyle fark ettiren bir uslûpla kendini ortaya koyan farklı bir duruş yazının karakterinde farkediliyor..." *Kalabalıkların yoğunluğunda sürtünmeleri önlemek için yasalarla çoğaltılıp insanın yalnızlığını artıran çözümler ortak kabul görüyor. Temel korku herkesin herkesten korkması anlayışıyla kapalılaşarak evlere hapsolan yığınları doğuruyor* ifadesindeki gerçeğin bende, herkesin herkesten korkusundan ziyade, herkesin herkesten"kopmasından" kendini salıverdiği yalnızlık şeklindeki tecellisiyle çok kere kalabalıklarda da tek başıma içimi dinlediğim halvetimde karşıma çıkan yazınızda sizinle olarak yanlızlığımdan şu anki sıyrılışımla bu harika duruşunuzu seyrederek yazınıza not düşme ihtiyacını duydum... Duruşunuz da, görüşünüz de güzel... Niyetinize göre güzellikler dileklerimle.

Mustafa Benkli 
 07.11.2008 21:52
Cevap :
aldığım en güzel yorumlardandı. dadaşlığın yüce yoğunluğu ve mertliğiyle sıcak denizlerin insan sıcağı vardı içinde. ne çok mutlu olduğumu anlatmam imkansızdır. en içten saygı ve sevgilerimle. sağlıcakla kalın.  07.11.2008 23:09
 

Yazma sürecin boyunca irdelediğin yazma, kavrama boyutu doğal ki duruşla da ilgili.. İrdeleme sürecini ilgiyle "okuyorum".. burası yada başka bir yerdeki bu sürece olumsuz bakış biliyorum ya da bilmeliyiz geri durdurmamalı bizi.. sağol demeliyim çabana.. sevgiler, saygılar

yucel evren 
 06.11.2008 13:29
Cevap :
çok teşekkür ederim sevgili yücel. ama sanki havanda su dövüyormuşuz gibi bir hisse kapılıyorum çoğu zaman burada. düşünsene, binlerce kişiyiz ve yok sayılıyoruz; ne garip. sağlıcakla.  06.11.2008 15:55
 

Duruş lar şekilleniyor... İyi de oluyor... Adamı ve madamı tanıyoruz..

yeşilsoğan 
 06.11.2008 11:23
Cevap :
haklısın cicom. ama nedense burada pek eleştirel bakış sevilmiyor. ağı başlı olucan, bildik olucan, sürekli alkışlama halinde olucan, herkesle aynı yöne bakıcan, filan falan. sıkıcı olmaya başlıyor bir zaman sonra. sağlıcakla.  06.11.2008 11:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 470
Toplam yorum
: 1750
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 533
Kayıt tarihi
: 28.08.06
 
 

Ateşten denizleri mumdan gemilerle geçmeye" benzer hayatımız. Mutlaka mavi gökyüzü görünecektir. Gid..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster