Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Hakan Karaduman (Akdenizli)

http://blog.milliyet.com.tr/akdenizli

23 Ocak '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
386
 

Düş..(3)

Düş..(3)
 

Güneşten kopmuştu üç ışık. Ateş küresinden aldıkları mektuplarla yola koyuldular. Tanrı’nın

“tükenmez kalemlerim” dediği insanlara doğru gideceklerdi.

Bir “kalem” öldürülürken “diğeri” kurumadan mürekkebi kaptı eline ve şunları yazdı insan: "Verilmişti karar ben doğmadan, verilmişti öldüğümde yaşayacaklarım; tüm yaşamım ve nedenim.

Nedeni neydi tüm yaşamımın.”

Üç ışık, hedef gezegen bozulan maviye yol alırken, atalarının aydınlattığı ellerine tutundular. Hep aydınlıktı yolları. Onlar sadece atalarının izlerinin peşindeydiler.Tüm evrenin karanlık hokkasına batırıp siyah mürekkebe, divitin ucundan kağıda dökülenleri hiçbiri merak etmiyordu. Akıllarında ortaktı tek düşünce:”Birazdan bitecek yolculuklarından en az eksilip uzamaktı evrene”. Daha çoban yıldızından aldıkları kör bıçakla kesilecek onca kör karanlık ve bilinmezin keyfiyle gizeme giden yollar vardı.

Büyük ışık ilk sözü açtı:

”Biliyorum keyifsizsiniz. Biliyorum 'neden biz' dedi daha ilk yönümüzü belleyince içiniz. Ama götürmeliyiz,ulaşmayı bekleyen herbir mektubu. Bittiğinde herşey, yolumuza döneriz herbirimiz, eksilsek de özgürüz.

Çekilmez yolculuklardır, yoksa, çalamazken ezgiden

Hele bir karıştır bakalım ne çıkacak heybenin cebinden?"

Karıştırırken ceplerini heybenin ortanca ışık ”Bach” dedi; çıktı şansıma. "Benim olsun bu ezgi. Bach’ı bilirim güneşten: 'Cantata no.51,Jauchzet Gott in allen Landen'...”

Müzikle kayarken üç ışık karanlığa yol, saman çöpleri aydınlık arkalarında bırakırken, büyük kardeş elleriyle tempo tutmaya başladı; ”Tanrı yaratırken düşünmüş Bach; ritm, enerji ve keyif...”

Geçmiş ışıkların izlerinden ölmüş meteor kırıntılarına sürtünerek geçtiler. En küçüklerinin yüzünde bir keyifsizliğin, sanrıların ve korkuların iç sıkışmaları vardı.

Büyük kardeş: ”Neden üzgünsün kardeşim?”

Söylendi küçük ışık: ”Neden tüm evreni dolaşmak varken kavgacıların gezegenine gönderildik? Yoksa güneş ana bizi sevmiyor muydu? Anayı kızdıran biz miydik?

Neden biz?”

Ortanca kardeş: ”Nedenleri ararken hep tecrübesizliğinden kötü taraflarındasın hayatın. Işığın aydınlatacakken bir insanın gözünde dünyayı, neden şüphelerin var verilen görevine karşı? Ay'ada çarpabilirdik; soğuk,emici. Belki bir kardenizine düşeriz şansımız varsa. Kırılmadan yükseliriz göğe ve yeniden özgür oluruz evrende."

Küçük ışık: ”Sanmam, düşünürken nedenleri, tüketecekler bizi. Elimde anadan mektup, elçiye zevaldir içimdeki.”

Büyük ışık: ”Kötü düşünen kötü şeyler yaşar. Az kaldı öğreneceksin yaşarken. Karıştır heybeni, güvercini ak, küçük kardeşim için ne koymuş güneş ana? Dinlediğinde seni kendinleştirip rahatlatacak.”

Ortanca ışık: ”Bir anadolu ezgisi, bir ağıt. Hani ağıt dediysem bir “nefes”, ağlamaktan değil; hüznü keyiften. Var olmak nedeni ezgisinden: Zahid bizi tan eyleme...”

Küçük ışık, ortanca ışık ve büyük ışık, ezgilerin aydınlattığı yoldan sapmadan boz bulanık maviye doğru yol alırllarken, uydusuyla büyümekteydi dünya.

Ortanca ışık; ”Yaklaşmaktayız karasına suyuna, ezgim saklı kalsın çıkıda. Dönersek çarpıp kirli maviden, arta kalanlarımıza sürprizim olsun yollarımızda.”


Küçük ışık: ”Belliki doğruymuş söylediklerim, karamsarlığımda. Yönüm Ay'a doğru. Buradan sonrasında belki de son görüşümdür sizi.”


Büyük ışık: ”Telaş etme, gece ineceksin dünyaya. Dolaş biraz Ay'da. Buradan uzanırken dünyaya, hep aklımızda olacaksın. Çıktığında yeniden yola, çevir yönünü Hoppan yıldızına".

Ayrıldığından bir eksik, dakika sonra atmosfere girdiklerinde kırıldı iki ışık.


Ortanca ışık: ”Kırılıyoruz”.

Büyük ışık: "Buradan sonra ayrılıyoruz.

Atmosferin kaydırağından güneye gider yolum.

Ortanca kardeşim sen kuzeye, ufaklık gece doğuya gidecek.

Yansıyıp gökyüzüne, buluşup çıkarız yüklerimizle."

***

Küçük ışık bütün gün ayın yüzeyinde dolaştı durdu. Ay onunla konuşmak istediyse de yüz vermedi Ay'a. Tek bir düşünce vardı kafasında: Güneşten aldığı mektubu ulaştırmaktı dünyaya. Binlerce mektup gelmişti dünyaya ama bu farklıydı. Geceydi verilecek haber. Karanlıktı, yumaşmış ışıkta verilmesi gereken.

Küçük ışık, Ay toprağından bir çekirge gibi sıçradığında geceydi. Hafiflediğini, azaldığını hissetti. Artık sarıydı rengi.

Deniz kenarında toplanmış kalabalığa doğru ilerledi.

Kalabalıktan biri şunları söyledi: ”Giden üç gemi asla dönmeyecek geri. Önde gelen sancak gemisi haber bile getirmedi. Tek bildikleri sislerin içinde üç geminin kayboldukları. Şimdi yazgımız bilmeyecek olacakları.”

Küçük ışık; ayışığıgöl, yeşildağ, toprak, deniz, insanın toplandığı yere geldiğinde ayın aydığıydı. Ay'ın ağzından okumaya başladı mektubu:”Milyonlarca kez dönüp durdunuz çevremde..”

Dünya küçük ışığın sözünü kesti: ”Yeter artık, dönüp duran bendim.

Bırak artık suçlamayı, üzerimde yaşayanları.”

Küçük ışık: ”Ben bir elçiyim, meraklarım getirmedi beni buraya.

Bitirmek için mektubunu söz verdim anaya”.

Dünya: ”Üzerimde yaşayanlar, gün geldi deşti karnımı.

Yasak meyveleri çıkardılar içimden. Hoşlarına gitti uzakları yakın etmeleri ,hoşuma gitti üzerime giydirdikleri yeni elbiseler. Gökyüzüne yükseldiler, denizleri fethettiler. Köprülerle geçtiler azgın sularımın üzerinden. Kumşuya uçtular hep “uydu” bana.

Şimdi söyle bana, güneş ana ne ister bizden?”

Küçük ışık: ”Çok telaşlısınız, belki korkuyorsunuz derinden. Güneş ana bilirsiniz hep verir, endişeli sizden".

Der ki: ”Kutuplardaki buzlar erirse eğer, buzların altından çıkacak metan gazı sizi çıkaracak en karanlığa..”

Devam edeceğim..

resim:renkrenk.net,Aivazovsky

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 470
Toplam yorum
: 1750
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 541
Kayıt tarihi
: 28.08.06
 
 

Ateşten denizleri mumdan gemilerle geçmeye" benzer hayatımız. Mutlaka mavi gökyüzü görünecektir. Gid..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster