Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
3714
 

Düş peşindeyim... Düş peşime...

Düş peşindeyim... Düş peşime...
 

Bin yıllarca göçüp durmuş bir neslin torunu olduğumdan olsa gerek, bir adrese ömür boyu bağlı kalmayı sevemedim. Gezginlik ruhumda var. Yoksa gencecik bir üniversite öğrencisi iken, saçlarım omuzlarımda, üstümde eski bir kot ve tişört, elimde gitar, sırtımda çanta yollara düşüp oto-stop çekerek hiç bilmediğim kentlere, kasabalara gidişimin başka bir izahı olamaz. O dönem bütün sevgililerimin ortak cümlesiydi ; “bir gün ansızın çekip gitmenden korkuyorum”... Bu tedirginliği duyumsamakta haklıydılar elbet. Çünkü o dönem, bir haftalık planların ötesine geçemiyor, kimseye on beş gün sonrası için söz veremiyordum. Kendime bile...

Çocukluğuma dair hatırladığım en belirgin anılar, usa sığmaz düşler kurup, bu düşlerin peşinde koşma çabalarımdır. İlk gençlik anılarımı ise, ben o düşler peşinde koşarken hızıma yetişemeyip geride kalan sevgililerim oluşturur.

- Hadi gidelim.

- Ne zaman?

İşte doğru soru buydu! Yıllar sonra ilk kez birisi “nereye” diye değil, “ne zaman” diye sormuştu. Bu belki de bir sorudan çok, bana verdiği yanıttı.

Tek başıma yaşadığım o öğrenci evine ilk kez, düş kurabilen ve kurgulananı sorgulamayan biri gelmişti. O güne dek sevimsiz ve soğuk bulduğum o kent, artık neşeli, şen şakrak, cıvıl cıvıl bir yer haline gelmişti.

Evime taşındığının ilk haftasıydı. Eve her zamanki saatinden biraz geç geldi. Kapıyı açtığımda önde O, arkasında sınıf arkadaşı 2 erkek, erkeklerin elindeyse bir bank vardı. Bildiğimiz bank. Belediye, bankları yenilemekteydi o ara. Eskilerinin yerlerinden söküldüğünü görünce, üşenmeden başkan yardımcısına çıkmış, o banklardan birini almış ve eve getirmişti. Asıl sürpriz ertesi gündü. Bankı salonun en uygun yerine koymuş, her yerini minderle kaplamış, üstüne de kendi evindeki perdelerden bir kılıf yapmıştı. Artık güzel bir kanepemiz vardı. Kanepe imalatımızı bir şişe şarapla kutlarken, bir kez daha anladım. Doğru bir düş bahçesindeyim

Karlı bir aralık gecesi, su içmek için yataktan kalktığımda, sevimli bir bebek gibi uyuyordu yanımda. Sessizce mutfağa gittim. Pencereden baktığımda gördüm yağmakta olan karı. Salona geçip perdeleri açarak bir sigara yaktım. Sokak lambasının ışığıyla aydınlanıyordu oda. Bir süre dışarıyı izledim ve fark ettim ki, o an bu mevsimi yaşamak istediğim yer değildi bu kent.

Hızla yatak odasına gittim. Sırt çantamı çıkardım dolaptan. O’nu uyandırmamaya özen göstererek, birkaç günlük eşya doldurdum çantanın içine. Başka bir şehirden gelip Bursa’ya gidecek olan otobüs 04.00 sularında terminalde olacaktı ve benim 1 saatten az bir zamanım vardı. Ne denli sessiz olmaya çalıştıysam da, uyanmasına engel olamadım. Uykulu gözlerini ovuşturarak şaşkın şaşkın baktı bu toparlanışıma. Uykunun verdiği o mahmur ses tonuyla sordu;

- Nereye?

- Düş peşine.

- Ya ben?

Gülümsedim;

- E düş peşime...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

En sevdiğim renk mavi ve korkunç güzel büyüleyici “…….” –inanın bulamadım uygun ön ad- mavi tonunda resim karşımda bakakaldığım -benzeri odamda asılı kalmıştı- ve nihayet tıklayışım yazı için, ve ve ve inanmıyorum olamaz böyle bir şey mümkün değil! Biri bana açıklasın lütfen! Demek bu yüzden diyeceğim ancak yine de… 30.07.2006'daki yanıtınız bile yetermiş aslında konuya. Peki bir şey daha merak ettim soracağım izninizle; Var mı dördüncü bir kişi şu dünyada?

Uçan Kartal 
 12.01.2007 15:03
Cevap :
Var mı dördüncü bir kişi?.... Bu dünyada bir dördüncü kişi var. Adresini bilmiyorum ama; sorun orda. Arıyorum...  13.01.2007 0:20
 

peşindeyiz- hepimiz-hala! sukarakus

Su Karakuş 
 31.10.2006 0:24
Cevap :
Sonuna kadar devam :))  31.10.2006 17:09
 

Düş peşine düşenlerin peşlerine düşenler nasıl perişan edildiklerinin hiiç unutmazlar :)) Şaka şaka! O kadar güzel tamalamış ki birbirini her iki ünlem, ağzına sağlık demeden edemedim..

Leyla ÖNDER 
 03.10.2006 1:07
Cevap :
Teşekkür ederim. Umarım kimsenin perişan olmasına neden olmamışımdır :))  04.10.2006 0:45
 

her anın yaşanması gereken bir mekanı vardır öyle değil mi? yaşayabilene helal olsun...yaşadıysan...sana da!

Hadi Zeynep! 
 29.07.2006 5:39
Cevap :
Kalıplara sıkışıp kalmadığımızda, her an için herşeyden vazgeçebilmenin mümkün olduğunu anladığımızda, o zaman koşabiliyoruz düşlerimizin peşinden. Bundan sonra da koşmaya devam edeceğim..  30.07.2006 21:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 411
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1590
Kayıt tarihi
: 23.07.06
 
 

Milliyet Blog'un ilk yazarlarındanım. Uzun yıllar gazetecilik yaptım, sonra bir sabah uyandım ki ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster