Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
17
 

Düş

 

 

Göğe boy vermiş ağaçların altında kolu sargılı konuksever sıcak sesiyle konuklarını

karşıladı. Güneş ışınlarını sızdıran yüzyıllardan kalan bu ağaçlar altında Kameni başka bir güzelliğe büründü .

 

Alabalığı gibi çayı da ünlüydü Kameni’nin. İçilen suyu hastaları iyileştiriyor, çay tadı unutulmaz anılarla örülüyordu. Konuklardan Yusuf Öğretmen bir demlik çay istedi.

 

“ Ee bu balığın üstüne içilir.”

 

dileğini oradaki altı kişi de paylaştı.

 

İki garson demliklerle  gözüktü. Süleyman baba uzaktan seslendi:

 

“ Hele gelin, yeter; çaylar geldi. “

 

Sesi alınca uzak duran dört konuk koşar adım yetiştiler.

 

Çaylar bardaklarda tavşan kanı gibi duruyordu. Her bardak çay tadı duyularak içildi. Çay, kokusunu, rengini şoföre de duyurdu.

 

“ Ee, içmeden ben de sizi götürmem .”

 

 diye takıldı.

           

Kolu sargılı konuksever konuklarını yolcularken içlerinde gördüğü yabancıya:

 

 “Buraları gittiğin yerlerde anlat, anlaşılan büyük kentten gelmişsin.”

 

Konuk  hizmetlerine teşekkür ederken, sargılı kolun öyküsünü sordu.

 

“ Sorma! Herkesin bir sevdası var, benimki de avcılık; kısaca ava giderken avlandık.”

 

Hoşluklar geride bırakılarak yola konuldu.

 

Şoför yerini alıp arabayı homurdattı. Yol alırken çukurlara dikkat ederek gazladı .

 

Derenin taşları döven sesi yol boyu kulaklarındaydı konuğun. Ön koltukta oturan baba Süleyman yetmiş yaşından uzak görünümünü saklamadan arka koltukta oturan iki oğluna , damadına, yanında oturan konuğa Kameni’nin ne anlama geldiğini sordu.

 

Konuk öğretmenliğine uzanarak :

 

“ Gelinen, görülmeye değer yer.”  

 

diye yanıtladı.

 

Sözlükler de böyle mi tanımlıyordu? Kim bilir? Her neyse bu Kameni’yi anlatmada az bile.

 

Artık ne derenin taşları döven sesi duyuluyor, ne Kameni görülebiliyordu.

 

Geride kalan güzellikler yeni güzellikleri görmeye engel değildi .  

 

Sabahın altısında kahvaltı bitince yine altı kişi bu kez yaylalara, dağlara yol aldı.

 

Adagül, Balcı, Kaynarca, Görgit, Yıldız, Karçal, Beyazsu yaylalarına doğru Talat Niva’yı

gazladı .

 

Kaçkar dağları el ediyordu uzaktan .

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1020
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 688
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster