Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
85
 

Düşler yaşlanmıyor

Düşler yaşlanmıyor
 

ANNEM  AŞIK

Aysun, sabahın erken saatlerinde kocasından önce kalkıp güne erken başlar, oğlunu, kocasını hep ayakta karşılardı. Güleç, sevecendi.         

Yine erkenciydi bugün de. Gece oğlunun sık sık kalkması, su istemesi, tuvaleti izin vermezdi uyumasına. Dün akşam geç yatmıştı üstelik. Eşleriyle birlikte gelen konukları –içlerinde eşi olmayan Sami Bey de vardı- ayrı bir yorgunluk, ayrı bir sevinçti Aysun için.      

Haftanın her cumartesi günü toplanırlardı birinde. Bu akşam da Aysunlardaydı sıra. Akşam hazırlığına, ev temizliğine kocasından önce kalktığı o erken saatlerde başlardı. Neymiş efendim, bugün konuklar gelecekmiş.”Canım biraz üstten al.” diyen kocasına aldırmadan bildiğini yapardı.          

Üstten al demesi kolay, ama gece durmadan ikide bir,”Anne, anne!”diye ünlüyen oğlu, pastaların, baklavanın en iyisini bekleyen kocası değil miydi? İşte bunları anımsayınca,”Dibi köşeyi bırak, kendini yorma.” Öğütlerini veren kocasına duyduğu kızgınlık giderek çoğalırdı.           

Konukların geldiği cumartesi akşamlarında yorgunluğu, içten içe duyduğu sevinci birlikte yaşardı Aysun. Pastalar yenip çaylar içildikten sonra sıra meyvelere gelirdi. Bir kural gibi sıralanırdı yiyecekler, içecekler. Getirip götürmeler, indirip kaldırmalar yoruyordu Aysun’u.         

Aysun, konuklarını yolcu ettikten sonra sıcak yatağında duyduğu yorgunluğuydu. “Yaşlanıyor muyum? “ diye kocasının horuldayan soluğundan uzakta kendini sorgulamaktan geri durmazdı. Kocasının gece yarılarında,”Duymuyor musun, bak Ali  sesleniyor.”diye uykusunu bölen sesi, sonra dürtüklemeleri kızgınlıklarını nefrete dönüştürürdü. Uykulu gözlerini ovuşturarak oğlunu önce tuvaletin kapısında bekler, sonra da mutfağa götürüp suyunu içirirdi.

Aysun’un uykulu olması geceyi anımsamasına engel değildi. Konuklarıyla birlikte olduğu dünkü gecedeydi. Gecenin konukları arasında Sami Bey diğerlerinden nasıl da ayrı, ayrıcalıklıydı. Onun konuşmalarını dinlerken yaşamı, acılarını, mutluluklarını anlatan bir filmi izler gibi olurdu. Bu etkileyici filmi kafasında bozar kurar kendisinin de rol aldığı bir filme dönüştürürdü.         

Sami Bey’in kendini dinletmesi, herkesin onayını alabilmesi mutlu ediyordu onu. Ses tonu, sesini kullanmadaki ustalığı alıp götürüyordu Aysun’u.”Aysun Hanım’ın bu böreğini, baklavasını inanın başka yerde bulamazsınız.” diyerek  övgülerini sıralamaya başlaması Aysun’un yüzünü al al ederdi. Aysun,kendini ele veren yüzünü kimselere göstermemek için başını öne eğerek,”Yarasın” derdi yalnızca. Derinlere bakan gözlerini Sami Bey’e odadakilerin hiçbirine göstermemeye çalışırdı.                                             

Oğlunu tuvaletin kapısında beklerken duydukları dünkü geceyle sınırlı değildi. Yaşamının yapraklarını bir bir çeviriyordu kafasında.”Ah, kocam da Sami Bey gibi olsaydı!” yakınmasını kimselere duyurmadan yüreğine sık sık söylenir olmuştu. Raslantılar evliliğin adıydı Aysun için. Şansına koca diye bu adam çıkmıştı işte. Kaba saba tavırlarını, konuklar karşısındaki bilgisizliğini parası örtmüyordu. Her şey para değildi.S ami Bey’i tanımadan da böyle mi düşünüyordu Aysun?! 

Artık yaşamını sorgulayan sorular yüreğini, usunu yoklar olmuştu.”Neydi bendeki bu değişikliğin  nedeni? Neden kocamı çekilmez buluyorum artık? “Sıraladığı soruların yanıtını  bal gibi biliyordu oysa. Ama yüksek sesle düşünmeyi, soruları yanıtlamayı göze alamıyordu.      

Dün akşamdan kalan konuşmalar dönüp durdu  beyninde. TV dizileri, yaşanan aşklar tartışılmıştı konuklarınca. Gece boyu süren söyleşinin en can alıcı yanı erkeklerin ikinci, üçüncü aşklarını ballandıra ballandıra anlatmalarıydı.  Erkeklerin böylesine övünülesi durum karşısında kadınlar neden suskundu! Erkekler için övünç kaynağı olan aşk kadınlar için yüzkarası mıydı?Aysun’un usu dolup boşanıyordu. Yüreğiyse bir çıkmazla karşı karşıyaydı.                                                              

Sami Bey kadınları aşağılayan sözlere yanıtsız kalmadı: ”Karşıt cinslerin birlikteliklerinin kanıtı olan bu gerçeği, yaşanması gereken duygunun somutlanışını  kadınları aşağılamak  adına kullanıyorsunuz. Oysa göklere çıkardığınız birlikte olduğunuz kadınlar değil mi? Karşıt cinslerden erkeği yüceltmek ne anlama geliyor? Yapılan yanlış ya da doğru söz konusu olan iki cinsi de kapsamaz mı?”                                                            

Tüm bu açıklamalar, sorular Aysun  için mi söylenmişti? Sami Bey’in ortaya koyduğu duygularının sesi miydi? Aysun yüreğinde duyduğu o çıkmazdan henüz kurtulamamıştı. Akşam geceye akarken konuşulan konunun en can alıcı yerinde, ”Babam aşık olur ama, annem olamaz öyle mi?” sorusu ortaya düşen bir bomba etkisiyle konukları şaşkına çevirdi. Tüm konuklar sus pus oldu. Kim ne diyeceğini bilemedi.          

Aysun, yüreğinde yaşattıklarını oğlunun ağzıyla tüm konuklara duyurmuştu. İsteseydi bile böylesine meydan okurcasına  duygularını kimseye söyleyemezdi. İşte bu da kadınlığının verdiği bir gerçekti. Oğlunun ünlemesi yaşamaya karar verdiği duygularının sesiydi. Artık bu gerçeği bilmesi gerekene de anlatması gelip kapıya dayanmıştı.         

Sami Bey’in açıklamaları karşısında ilk kez kimseye sezdirmeden – ya da öyle sanıyordu – onun çakır mavisi gözlerine derin derin baktı. Artık kaçırmıyordu bakışlarını. O’nun da kendi gibi bakmasını, duyduklarını anlamasını bekledi. Böylece önce kendine sonra Sami Bey’e her şeyi anlatmaya çalıştı.          

Gecenin konukları kış ortasında soğuk su banyosu yapmışa dönmüşlerdi. Ali’ye  ne diyeceklerine kimse karar veremedi. Suskunluğu yine Sami Bey bozdu: “Demek sen bizi dinliyormuşsun, -aynı odada birlikte değillermiş gibi – vay yaramaz vay! “ deyip Ali’nin saçlarına uzanıp okşayarak konuyu geçiştirmek istedi .                                                      

Çocukların daha ilköğretim çağında büyüklerini böylesine sorgulamaları anneleri, babaları korkutuyor muydu , yoksa sevindiriyor muydu ? Ali’lerin çoğalması belki de kaçınılmazdı . İzlenen TV dizileri mi , büyüklerin uluorta konuşmaları mı çağın çocuklarını biçimlendiriyordu? Ali de  bu çocuklardan birisiydi. Ali’yi böyle konuşturan annesinde gördüğü – saklamaya çalışsa da - değişikler olamaz mıydı?

Sami Bey’in evlerine her gelişinde annesinin yeniden can buluşu Ali’nin gözünden kaçmıyordu. Annesinin o akşamlar makyajına, giyimine kuşamına özen göstermesi Ali için yanıtlanması gereken durumlardı. Annesi rujun en alımlısını o akşamlar sürerdi. Etli dudakları daha bir alımlı olurdu. Korsesini en son deliğine dek getirerek karnını bastırıp sıkıştırması yine bu toplantılı akşamlara denk geliyordu. Yanıp yansıyan renkleriyle ışıklar saçan pul pul elmas tozları boynuna, gerdanına serpmesi, yanaklarına sürdüğü pudranın en iyisinden bolcası neyin kanıtıydı? Ya annesinde gördüğü sevinçler, pastaların, baklavanın yorgunluklarına katlanması ...

Ali tüm bunları gözlerken,”TV dizilerinde de böyle yapıyorlar.” diye söylendi. “Peki babam niye ses çıkarmıyor anneme, yoksa o da dizilerdeki erkeklerin rolünü mü  oynuyor?” yakınmasını konukların ortasında ünlemeden önce tüm gözlemlerini bir bir kafasından geçirdi. Ali, parçaları birleştirip tablolar yapıyordu artık.

Annesinin Sami Bey’e yönelttiği o derin bakışları yakaladığında duracak, susacak gücü kalmamıştı Ali’nin . Konukları hoplatan, hoplatırken düşündüren o ünlemesini yüksek sesle bir kez daha yinelediğinde yaşamın çürüyen, diğer yüzünde yeşeren parçalarını göstermişti büyüklerine. Tüm konuklar, annesi , babası dilediği yanıtı veremediler .

Ali’nin ortalığa düşen sesi kendisinin miydi? Yoksa annesinin usunda, yüreğinde taşıdıkları mıydı? Oradakilerin hiçbiri bunu bilmiyordu. Oysa, Aysun’un yüreği Ali’nin sesindeydi. Artık, herkesin, özellikle Sami Bey’in bunu bilmesini istiyordu. Sami Bey’i her görüşünde yüzünün alev alev yandığını acaba Ali görmüş müydü ? Aysun, düşündüklerini, duyduklarını yaşamaya hazırdı. Ancak neresinden başlayacağını bilemiyordu.

                                                                                                

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster