Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '11

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1660
 

Düşük uçkur başa bela

Düşük uçkur başa bela
 

netten


Eskiden, çocukken herşey daha güzeldi diye söze başlarız hepimiz. Öncesinde daha mutluyduk, daha saftı duygularımız. Daha bir bağlıydık hayata. Paramız az ama paylaşımlarımız hat safada erişilmezdi. İşte bu yüzden de daha güzel yaşadık çocukluğumuzu. 

Sevgisini daha kolay ifade ederdi belkide insanlar birbirine. Herşey o kadar yalındıki, yüreklerimizin taaa içi görünürdü. İnsanlar bilirdi ilk bakışta kim iyi, kim kötü insan diye. Çünkü boyamazdı kimse ne yüzünü, ne de kişiliğini. Girmezdi başka hallere. Herşeyimiz ortadaydı o zamanlar. Doğaldık yani dağadaki en saf halindeydik hepimiz. Kimsenin dış kapısını, gün boyu hiç kitlemediği, sadece gece yatarken kitlediği, çat kapı kimin geleceği belli olmayan saatlerde yaşardı insanlar. 

Çocuklar hep aynıydı zaten. Eli yüzü kir içinde çocuklar bildiğiniz cinsten yani. Mahallenin belalısı, ağaç dalan cinsten olanlarından hepsi. Ellerinde bir top, hop aşşağı hop yukarı tombik oynayanlardan. Aynıydı çocuklar, aynıydı yediğimiz içtiğimiz. Aynı dili konuşuyordu herkes. Konuşmasa bile anlaşıyordu insanlar bir bakışla. İşte öylesi güzel zamanlardan bir anı doldu şimdi yüreğime. Geliverdi, kondu bir anda gözümün önüne. 

Meşhurdur ya bizim Türklerin mecazi sözleri . Bizim doğuda söylenen bir laf vardır. Görünce uçkurum düştü diye. Benim Annem enteresan bir kadındır. Farklıdır diğer insanlara göre. Neronun maceraları bitmez. Komik kadındır vesselam. Günlerden bir gün yine annemin munzurluğunun hat safalarında olduğu bir gün, daha ben ilkokula giderken bir soru sordu. Bozo lakaplı bir kuzenim vardı kendisi dayımın oğlu olur. Sarı marı, bir oğlan. Akça pakça, biz diğer çocuklara göre daha parlaktı kendisi. Eeee tabi annemin yiğeni oluncada anneme göre daha bir kıymetiydi kendisi. Bizim dönemin çocukları okula biraz erken başladık. Hepimiz beşbuçuk, altı yaşlarındaydık daha. 

Henüz ilkokulun ilk yıllarındaydı sanırım. Annem şöylesi bir soru sordu bana; Kızım okuldaki kızların uçkuru Bozo'ya düşüyor mu? diye. Ne anlarım ben uçkuru düşmek demenin, bir erkeği beğenmek olduğunu. Valla anne kızları bilmiyorum ama benim uçkurum hep düşüyor dedim. Annem kahkahayı bastı oyyyyy deme dedi. Aslında ben çorabımın uçkurunun, yani lastiğinin gevşediğinden artık tutmadığından bahsediyordum ama annem beni yanlış anladı tabi. Ondan sonra anladım bu uçkurun düşüyor mu sözünün aslında başka anlama geldiğini. Çocuk aklımla doğru anlamıştım ben ama ne bileyim böylesi özlü bir söz olduğunu. Şimdilerde bende gülüyorum bu anım aklıma geldikçe. Nedeyim ben sana annem ya, şimdi bak güldürdünüz yine Bozo ve sen beni. 

Bu uçkur yüzünden çocukluğumda meşhur olmayı bile kaçırdım. Neden mi? Yine ilkokul yıllarında, TRT köy okullaruyla ilgili bir çekim yapmak için okulumuza gelmişti. Aslında köy okulu değildi, mahalle okuluydu ama köyden farkı yoktuki mahallenin. Bu yüzden güzeldi zaten canım mahallem. Neyse, çocukların hepsine yokuş aşşağı okula doğru koşun dendi. Koşacamda bu benim uçkur yine düşüyor. Ya kara önlüğün altında düşerse diye korkumdan kenara saklandım koşamadım. Çocuklar neşeli neşeli koşup oynarken kamera önünde, benim şöhret olmama ramak kala uçkuru gevşek çorap yüzünden olamadım meşhur. Hala o klipte oynayan arkadaşlarıma içten içe gıcık olurum. Ulen ben niye oynayamadım diye. Çünkü bu klip biz koca koca insanlar olana kadar gösterildi TRT'de. Sanki çocuklarla ilgili başka klip yokmuş gibi. 

Bizimkiler hala o klipte beni arar durular ve neden olmadığımı eminim bilmiyorlardır. Şimdi söylüyorum, itiraf ediyorum işte, sırf uçkuru düşük çorabım yüzünden bu klipte rezil olmayım diye oynayamadım tamam mı, anladınız mı? Artık beni TRT nin klibinde falan aramayın. Yokum çünkü. Duvar kenarında bir yerlerde saklandım işte :)) 

Uçkuru düşük çorabımın şu satırlara gelip konacağını bilmeden yaşamıştım çocukluğumu. O gün bugündür, uçkuru düşük herşeyden nefret ediyor olsam da yazamadan, paylaşmadan edemedim. 

Sevgilerimle... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de sinir oldum o çoraba. Sen yazarken kendi ilkokul günlerimdeki aksilikler geldi aklıma. Kendi kendime güldüm. :) ELine sağlık arkadaşım, sevgilerimle...

n. 
 23.01.2011 23:05
Cevap :
Sorma Nil ya çocukluğumda ne çok çektim bu çoraplardan :)) Valla aklıma geldikçe yazıyorum ama haketen ne günler yaşamızşız canım :)) Sağol arkadaşım Sevgilerimle...  24.01.2011 10:58
 

Her şeyi hayra yormak gerek...Vardır bunda da bir hayır...Sonra şöhret olup bu kadar mutlu olamamak da vardı...Yürekten ve çok doğal anlatımınız için tebrikler...Selamlar...saygılar...

Mesut Selek 
 23.01.2011 20:30
Cevap :
Sağolun Mesut hocam. Dilimin vardığınca yazmaya çalıştım. Doğru valla şöhret olsam bu kadar da mutlu olmazdım. Bu anıda bu kadar mutlu etmezdi beni o zaman :)) Saygılar, selamlar...  24.01.2011 11:00
 

Başak hanım harika bir üslup ile yazmışsınız,tebrikler.Eğer izniniz olursa başka bir platformda isminizi ve bağlantınızı eklemek kaydıyla paylaşmak isterim.Saygılar.

ayhangencer 
 23.01.2011 18:50
Cevap :
Teşekkürler beğeniniz için. Yazıyı paylaşabilirsiniz mahsuru yok tabi ama nerade paylaştığınızı mesaj olarak atarsanız sevinirim. Saygılar.  24.01.2011 11:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 164
Toplam yorum
: 574
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 4531
Kayıt tarihi
: 26.03.08
 
 

Hayatı sevmek ve düzgün yaşamak isterken bulurum kendimi. Yaşamın bana verdikleriyle yetinmeye çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster